Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Risk Yönetimi ve Halkla İlişkiler

124. (nisan)_033 124. (nisan)_034 124. (nisan)_035          Küreselleşen dünyada risk önemi gittikçe artan bir kavramdır. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir olay bütün ülkeleri etkilemektedir. Gazetelere yansıyan haberlerde ‘Brezilya’da yaprak oynasa, Japonya’da fırtına kopar” haberleri dünyanın nasıl bir bütünleşme içine girdiğini gösteren ve risk yönetiminin önemini açıklayan bir durumdur. Bu sebeple, her kurum gibi emniyet teşkilatı da eskisinden daha çok risk yönetimine önem vermek zorunda kalmaktadır. 1990’larda tanımlanması ve çalışma alanı netleşen risk yönetimi kavramı, 11 Eylül terör saldırısından sonra kurumların üzerinde önemli durduğu bir alan haline gelmiştir. Ülkeler arasındaki ekonomik sınırların ortadan kalkması, uluslar arası terör olayları, insanların daha bilinçli hareket etmesi ve kurumların rekabet gücünü artırabilmeleri için çeşitli alanlara yönelmeleri risk oranının artmasına sebep olmuştur.

          Riski belirsiz, karmaşık ve algılanması zor hale getiren husus, yapısı gereği bir şeklinin olmamasıdır. Risk genel olarak gelecekteki olayların etkisinde kalan belirsizliklerden kaynaklanmaktadır. Gelecek kurumlar ya da bireyler açısından belirsizliklerle doludur. Riski kurumlar ve bireyler açısından korkulan bir kavram haline getirende içerisinde barındırdığı belirsizliklerdir. Fakat riskler aynı zamanda büyük fırsatların da kaynağıdır. Geleceğe yönelik yapılan öngörülerde, sıkıntı yaratacak ortamların önceden belirlenmesi ve buna yönelik hazırlıkların yapılması, korku ve kuşkuları ortadan kaldırılarak güvence ortamına ulaşmakta büyük fayda sağlamaktadır.Bu husus, riskleri değerlendirme yöntemlerinin gelişmesine ve yeni çözüm yollarının bulunarak uygulanmasına neden olmuştur ve bu yaklaşım risk yönetimi başlığı altında toplanmıştır. O halde, risk yönetimi; belirsizlik ortamında meydana gelebilecek risklerin, kurumun kar elde edebileceği şekilde ve kurum içi iletişimle desteklenilerek sürdürülen yönetim şeklidir.

          Halkla ilişkiler, kişi ya da kuruluşun amaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan, iyi niyete dayalı, hedef kitlelerle gerçekleştirilen stratejik iletişim yöntemidir. Halkla ilişkiler, çağdaş yöneticilik anlayışının temel öğesidir. Halkla ilişkiler iki uçlu bulunan bir iletişim sürecidir. Bu iletişim sürecinin bir ucunda mesajı ileten kurum varken, diğer ucunda mesajın ulaştığı kişiler yani kurumun hedef kitlesi bulunmaktadır.

          Risk Yönetimi Sürecinde Halkla İlişkilerin Önemi

          Risk yönetimi, kurum içerisindeki bütün alanlarla bağlantı içerisinde olan bir yönetim aracıdır. Risk yönetiminin uygulamalarından kurum içindeki bütün çalışanlar etkilenir. Her çalışan görevi ve sorumluluğu ne olursa olsun, bu sorumluluklarına uygun seviyede risk yönetimi ile ilgili olmak zorundadır.

          Risk yönetiminde dikkat edilmesi gereken ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz: Riski azalmak için şeffaflığı bir yönetim anlayışı olarak benimsemek çok önemlidir. Risk yönetiminde en önemli faktör kullanılan teknikler değil, riski değerlendirenlerin deneyimleridir. Dolayısıyla deneyimli yönetici ve danışmanlarla çalışma tercih edilmelidir. Risk yönetiminde en önemli ilkelerinden biri de neyi bilmediğini iyi anlamaktır. Her tekniğin ve modelin varsayımlar üzerine kurulu olduğunu unutmamak

ve bu varsayımları sorgulamak gereklidir. İşin farklı riskleri dengeli bir şekilde üstlenecek yapıda kurulmasına dikkat etmek gereklidir.

          Risk yönetiminde ve denetim mekanizmalarında disiplinli bir yaklaşımla düzenli

olarak kontrolün sağlanması önem taşımaktadır. Risklerle birlikte, getirilerin de düzenli olarak ölçülmesi ve takip edilmesi iyi bir yönetim için gereklidir.

          Risk yönetiminin en önemli aşaması, risklerin en iyi şekilde belirlenmesi ve tanımlanmasıdır. Kurum, karşılaşabileceği risklerle baş edebilmek ve bu risklerin barındırdığı fırsatları ortaya çıkarabilmek için fiziksel ve psikolojik yapıyı çok iyi analiz

etmesi gerekir.

          Risk yöneticisi aynı zamanda iyi bir halkla ilişkilerci olmalıdır. Kurum içinde ve dışında oluşabilecek ve hedef kitleler tarafından yanlış algılanma ya da imaj sebebiyet verecek iletişim aksaklıkları tespit edebilmeli ve bunlara çözümler üretilmelidir.

          İtibarına önem veren kuruluşlar risk yönetimine önem vermelidir. Böylece itibara zarar verebilecek durumlar önceden tahmin edilerek önlem alınmaya çalışılır, hem de acil durum planlarını hazır tutarak, riskler gerçekleştiğinde hızlı hareket edebilme yeteneğine kavuşurlar.

          Halkla ilişkilerle; risk yönetimi sürecinde kurum içinde oluşabilecek aksaklıkların tespiti ve giderilmesine yönelik önlemler alınır. Kurum çalışanlarının psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçları belirlenir ve karşılanır. Böylece kurum içinden kaynaklanabilecek davranışsal riskler önlenmiş olur.

          Kurum çalışanlarının motivasyonları artırıcı önlemler alınır, etkin bir kurum içi iletişim ile çalışanlar arasında oluşabilecek fısıltı gazetesinin önüne geçilir. Böylece olası bir risk döneminde kurumun imajını ve itibarını zedeleyebilecek durumların önlemi önceden alınır. Çalışanların motivasyon eksikliğinden kaynaklanabilecek iş kazaları, verimsizlik, çalışanlar arsı çatışmalar olası bir riske sebebiyet vermeden halkla ilişkiler birimi tarafından denetim altına alınmalı ve çözümlenmelidir.

          Riski, krize dönüşmeden çözebilen ve riskin barındırdığı fırsatları görebilen kurumlar hem iç hedef kitlesi hem de dış hedef kitlesinin gözünde olumlu bir algı oluşturur. Kurumların güçlü, profesyonel, dürüst ve güvenilir olduğu düşüncesinin yerleştirilmesi çok önemlidir. Bu unsurlar, kurumun hem günlük olağan faaliyetlerinin sıkıntısızca işlemesinde hem de tehlikelerin söz konusu olduğu durumlarda maddi ve manevi destek açısından son derece önemlidir. Özellikle kurumun varlığının tehditle karşı karşıya kaldığı durumlarda, dışarıdan maddi ve manevi desteğin sağlanmasında oldukça etkilidir. Halkla ilişkiler proaktif yaklaşımları sayesinde ortaya çıkabilecek risk maliyetlerinin düşürülmesinde, kurum içi ve kurum dışında çok önemli bir etkiye sahiptir.

          İnsanların yer aldığı ve yürüttüğü faaliyetlerin çoğu, faaliyetin yapısına bağlı olarak bir takım riskler içermektedir. Her türlü konuda verdiğimiz kararlar, yönettiğimiz ya da uyguladığımız program veya planlar farklı büyüklükte riskleri de bünyesinde barındırır. Önemli olan ise etkili bir risk yönetimi ile bu riskleri fırsata dönüştürmek ya da olası kayıpları en az indirmektir. Bu bağlamda risk yönetimi, bir kurumun karşılaşabileceği kayıpların veya belirsizliklerin, işletmenin amaç ve hedeflere uygun, sistematik bir şekilde yönlendirilmesidir.

          Geleceği öngörebilen ve olası risklere karşı iyi organize olabilen kuruluşlar, riskleri fırsatlara dönüştürebilirler. Kurumlarda risk yönetim süreci, örgütlenmiş bir şekilde yürütülmelidir. Bunun için kurumun üst düzey yönetimine bağlı bir risk yönetimi birimi oluşturulmalıdır. Risk yönetim süreci bu anlamda halkla ilişkiler birimi ile ortaklaşa yürütülmelidir.

          Kaynakça

            1. ARGÜDEN, Yılmaz; Risk Yönetimi, www.arge.com   

            2. ÇONKER, M. Kemalettin ; Risk Sermayesi Finansman Yönetimi, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, İstanbul, 2007, s.1.

            3. PELTEKOĞLU, Filiz Balta: Halkla İlişkiler Nedir, Beta Yayınları, İstanbul, 2004

            4. TÜRK, M. Sezai; Güven, Ahmet; Yeni Başlayanlar İçin Halkla İlişkiler, Gazi Kitapevi, Ankara, 2007