Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Virgül Çekme Suçu!

 VİRGÜL ÇEKME SUÇU!

mustafa özgen

Mustafa ÖZGEN

E.1.Sınıf Emniyet Müdürü

Gümüşhane’de şark hizmetini yaparken(Em.A) hiç sıkılmadım, belki de en rahat günlerimi yaşadım.

Şehrin giriş tabelasında nüfus 12.000 diye yazıyor ama gerçeği 6.000 civarında. Aradaki fark Almanya’da çalışıyor. Kent sakinleri onların desteğiyle yaşıyor. Tarım, hayvancılık çok geri.Ekonomisi yok denecek kadar zayıf. Yalnızca 2 otel,bir pastane, 3-5 kıraathane, cerrahı olmayan bir hastane, bir de adı “Yeşil Gümüşhane Lokanta-Restorant” olan lokantası var. Eczane bir tane ve diş macunu yalnızca orada var. Kadınların ev işlerine gitmesi ayıp. Temel beslenme kartul yemeği. Yani patates ve içine bazen başka şeyler katılıyor. Ancak insanları duru su gibi iyi ve temiz.

Çoruh yüksek debisiyle çağlayan gibi akıyor. Kent bardağın dibi gibi yerde. Kar yağınca tabana pek düşmüyor.

Tüm liseler ile bir de Yüksek Okul var.

Asayiş çok iyi. Ceraim defterine bakıldığında, 1957 yılında bir kere yankesicilik olmuş, halk emniyetin önünde toplanıp hırsız nasıl birşeydi diye görmeye gelmiş. Fail İspirli. Mağazalarda, dükkânlarda, evlerin kapılarında kapı çarpmasın diye haricen ya da içten bir çengel var. Cinayet, kavga, soygun yok. Asayişi bozan yarıdan çoğu meslek ya da memuriyetten ihraç soruşturması altındaki bizim Polis’ler. Gelen yazışmalardan sanıkların her türlü suça bulaştıkları görülüyor. En hafifi karakola lukata işlemi için teslim edilen buluntu para, eşya vs.yi sahibine teslim etmiş gibi yapıp iç etmek.

Harıl harıl kitap çeviriyor, bir yandan doktora tezimi yazıyor, arta kalan zamanlarımda da polis tarihi için biçilmez değerde belgelerin bulunduğu bodrum katındaki arşivi tarıyorum.

Bir gün, bir Polis Divanı Karar Defterinde ilginç bir karar gördüm: “Virgül Çekmek suretiyle mesleki ahengi bozmak vs.”. Ararken dosyasını buldum.

Eskiden manipüle telsizler vardı. Küçük hoparlöründen gelen sinyaller da da ba ba di di gibi ses çıkarır, manipleci memur da onları daktiloda hemen çevirip yazardı.

Suçun Nasıl işlendiğini merak ettim. Karşıdan gelen mesaj bittiğinde gönderen aldın mı? Tamam mı? diye sorduğunda; hayır, tekrarla dendiğinde 2 kez daha tekrarlanınca karşı taraf son cümleyi bitirdiğinde virgül atıyor, hatta bazan bir kaç virgül arıyor. İşte bu manipleciler ve telgraftılar arasında çok ağır bir küfür. Bir elin bileğini diğer elle tutup tutulan eli yumruk yaparak sallamakmış.

Buradan çıkarılacak sonuç şudur: can kulağıyla dinleyeceksin ve aynı şeyi temcit pilavı gibi yüz kez tekrar ettirmeyeceksin, merhum babamın dediği gibi; “bir lafın tamamını sadece aptallar söylediğinden” verilen ipucundan anlayacaksın.