Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Savaş-Mezhep Çatışması-Sığınmacılar

image001

Özellikle son yıllarda vuku bulan, önce Irak daha sonra da Suriye’deki mezhep çatışmaları ve iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan sığınmacıların sayısında ciddi artışlar kaydedilmiştir. Geçtiğimiz günlerde Gaziantep ilindeki asayişe müessir müessif bir olaydan (Suriyeli bir sığınmacı ev sahibi olan Türk vatandaşını katletmişti.) sonra başta mezkûr il olmak üzere mücavir illerde ciddi halk hareketleri meydana gelmiş ve güvenlik güçlerinin yerinde ve zamanında müdahaleleri sayesinde olay şimdilik kaydıyla güçlükle yatıştırılmıştır. Aynı veya benzer olaylar tüm Türkiye’de olabileceği gibi, Düzce gibi popülasyon dokusu itibariyle heterojen ve kesin hatlarla birbirinden ayrık (Laz, Çerkez, Abhaz, Kürt vs…) bir yapıya sahip illerimizde de bu tür olayların arzu edilmese de vuku bulması kuvvetle muhtemeldir.

Yabancılık ve azınlık psikolojisinden mülhem, bahse konu sığınmacılar genellikle varoşlarda ikamet etmelerine karşın, meydan, çarşı ve AVM gibi halkın yoğun olarak kullandığı yerlerde “toplu halde” bulunmaları ve dolaşmaları, yerel halk özellikle de dinamik ve genç nüfus tarafından (“Sanki kendi ülkeleri gibi,  ne kadar da rahatlar”  söylemleriyle  )olumsuz algılanmaktadır.

Bir de kültürel ve buna bağlı olarak da dil farklılıklarından dolayı sığınmacıların yerel insanımızın anlamadığı bir dil konuşmaları ve genellikle çok yüksek sesle konuşmaları da eklenince potansiyel tepki daha da görünür hale gelmektedir. Sığınmacıların neden olduğu konut satış ve kira bedelleri ve ekonomiye etkileri belki başka düzlemlerin konusu ve sorunu olabilir ama sosyal ve toplumsal etkileri kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Savaş ve mezhepsel çatışmaların aniden ortaya çıkması, hızla yayılması, tedhiş içermesi ve ölümlere hatta katliamlara neden olması münasebetiyle gerek taraflar gerekse 3. taraf olan sığınılan ülkeler hazırlıksız yakalanmaktadır. Sayının çok fazla olması ve başka bir takım nedenlerle kamplarda tutulamayan (barınma, iaşe, ibate…) ve neredeyse ülkenin her ilinde mevcut olan sığınmacılar kendileriyle birlikte bir takım problemleri de beraberinde getirmektedir.

Bir araya geldiğinde neredeyse Türkiye’nin 2. büyük metropolü olabilecek bir büyüklüğe ulaşmış sığınmacı sayısıyla bir şekilde baş etmek ve onların entegrasyon sorunlarını çözmek gerekecektir. Zira sığınmacıların neredeyse hiç biri, ülkeleri stabil hale gelse dahi geri dönmeyi düşünmemektedir. Bu durum ne sığınmacılar ne de bizim tarafımızdan istenen bir sonuç olmamakla birlikte şu an önümüzde ve çözülmeyi bekleyen büyük bir sorun olarak durmaktadır.

Bu sorunun çözümü adına, derinlemesine bir çalışma yapmamakla birlikte ilk etapta hemen akla gelebilecek bazı çözüm önerileri de sıralanabilir;

1-Ülke genelinde Diyanet İşleri Başkanlığınca yerelde ise Müftülüklerce en azından “Cuma vaazında veya hutbesinde” dinimize göre kardeşliğin önemi, ev sahibi-misafir ilişkileri, mazlum ve mağdura yaklaşım tarzları gibi konuların işlenmesi,

2-Yine müftülüklerce, Kuran kurslarındaki çocuklara konunun öneminin anlatılması,

3-Milli Eğitim Müdürlüklerince, okullarda öğrencilere konuyla ilgili bilinçlendirme çalışmaları yapılması,

4-Basın ve yayın organlarında, savaşın ve mezhep kavgalarının olumsuz yanlarına dikkat çekilerek, kader planında “biz de bu insanların yerinde olabilirdik” düşüncesiyle empatik yaklaşımın temin edilmesi,

5-Valilik ve Belediyelerin, yerel yönetimin ilk kademesi olarak Muhtarlıklar vasıtasıyla sığınmacı endeksli mevcut ve muhtemel sosyal problemleri takip, tespit ve izale işlemlerini yürütmesi, (bu amaçlı olarak muhtarların bilinçlendirilmesi ve mahallelerindeki sığınmacı trafiğini ve sorunlarını takip etmesi istenmelidir.)

6-Var ise boş ve metruk halde bulunan kamu binaları veya rızası doğrultusunda özel kişilere ait binalar bakımı yapılarak kira karşılığı veya Bila bedel olarak sığınmacılara tahsis edilebilir. Böylece metruk olan bu binaların uyuşturucu bağımlıların veya suça meyyal kişilerin uğrak yeri olması da engellenmiş olabilir.

7-Sığınmacılara yönelik olarak, işlemlerinin yapıldığı Yabancılar Şube Müdürlüğü ve Göç İdaresi İl Müdürlüğünce yabancıların daha çabuk ve sorunsuz olarak intibaklarını temin adına kültürel ve sosyal yönden bilgilendirme çalışmalarının yapılması.

8-Üniversite ve sosyal çalışmacılar bu kompleks ve önemli sorunla ilgili detaylı çalışma yapmalı ve bu sorunun nedeni, sonucu ve sosyolojik ve toplumsal yansımaları ile çözüm önerilerini ihtiva eden profesyonel çalışmalar icra etmelidir.

Yukarıda belirtilen konulara ilave olarak daha pek çok madde sayılabilir. Ancak bu konu da “uyuşturucuyla mücadele” gibi sadece kolluğa bırakılacak kadar sade, basit ve önemsiz bir konu değildir. Topyekûn bir gayretle ve ahenk içerisinde icra edilmeyip pansuman tedavisiyle geçiştirildiği takdirde önü alınması zor hatta imkânsız ve yıkıcı etkileri kaçınılmaz bir sorun olarak kendini göstermeye devam edecektir.

Hayatın, insanları acımasız ve hazırlıksız yakaladığı bu süreçte sorunlar, “uluslararası ilişkiler, mali denge, dini- sosyal- kültürel denge…” gibi gerekli pek çok kriterler göz önünde bulundurularak ama ille de insani yaklaşımla çözülmelidir.