Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

POLİSLİK SEVGİSİ

Muhlis YILMAZ

1.Sınıf Emniyet Müdürü

İnşaat Emlak Dairesi Başkan

Yıl 1966, 30 Nisan, güneşle beraber yağan yağmurlu bir gün. Köyden, bağlı olduğum ilçeye geldiğimde, ilçe girişinde köprüde benim gelişimi bekleyen bir akrabamın bana verdiği müjdeli bir haber bir anda benim ve ailemin hayatını değiştirdi.

“Ben Polis olacağım…” Bu müjdeli haberden sonra, vilayetime gidip evraklarımı alacağım ama, cebimde param yok. Akrabamdan yeteri kadar para aldım, vilayete gittim. Tayin evraklarımı aldım. Eşim ve çocuklarıma uğramadan tayin olduğum Sivas’a hareket ettim. Ekmeğimi kazanmam ikinci planda kalıyordu ama, hiç bilmediğim mesleğime karşı Ulu Önderimiz Atatürk’ün kurmuş olduğu Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin devamını sağlayan  kurumlardan birisine girmem, ona hizmet etmem bana gurur veriyordu. Büyük Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete, Vatana ve de Bayrağıma kan pahasına da olsa hizmet edeceğime and içmiştim;

1 Mayıs 1966’da Cumartesi günü güzel bir karakolda göreve başladım. Ortaokul mezunu bir Polis Memuru, Karakol Amiri bir Başkomiser ve mukayyit abilerimiz vardı. Ağzından çıkan her kelime kanundu ve mutlaka yerine getirilmesi gerekirdi, öyle de oluyordu.

Yeni memur olduğum için karakolda kalıyordum ve hep gece nöbeti tutardım. Sebebi, gece olaylar pek olmuyordu ve madem ki mesleğimi çok seviyordum, her şeyini bilmem ve öğrenmem gerekiyordu. Nöbetlerimde, bir karakolda yapılan bütün muameleleri (soruşturma, fezleke, her çeşit tutanak) 6 ay içerisinde öğrendim. 6 ay sonra en işlek ve en güzel karakola tayinim çıktı. Benden kıdemli çok polis ağabeylerim vardı.  Karakol Amirimiz beni mukayyit görevine verdi. Verdi ama, kıdemli ağabeylerimin hiç işine gelmedi. Ama bu görev bana verilmişti, onu en güzel şekilde yapmayı borç biliyordum. Tabii daha sonra ağabeylerim de beni anladılar ve hep yardımcı oldular.

Bir yıl sonra tayinim 2. Şubeye (Asayiş Şubesi, Araştırma Bürosuna) çıktı. Burada çalışmaya başladım. Her değişiklik bana yeni şeyler, polisliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu öğretiyordu.

Burada bir anımı anlatmadan geçemiyorum. Göreve başladığım gün görev emrini aldım, tayin olduğum karakola gitmek için faytona bindim, tayin olduğum karakolun ismini verdim ve beni götürmesini söyledim.  Tayin olduğum karakol şehrin bir ucunda. Faytoncu beni şehrin diğer bir ucundaki karakola götürdü. İndim, bahçede arkadaşlar oturuyordu. Bahçeden içeri girdiğimde başka bir karakola getirildiğimi anladım, ama hiç çaktırmadım. Arkadaşlara yeni tayin olduğumu, karakolları tanımak için geldiğimi söyledim. Bir saat kadar oturduktan sonra tayin olduğum karakola gittim ve göreve başladım.

Mesleğimi çok seviyordum. Kendime göre kısa zamanda başarılı olduğumu biliyordum. Ama bir Polis Memuru olarak bu mesleğe, vatana hizmet etmek ne kadar olabilirdi ki? Daha çok başarılı olmak, hizmet vermek için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bunun yolu da okumaktan geçiyordu. Akşam lisesine devam edip liseyi bitirmek ve amir olmak için çalışmak gerekiyordu, tabii ki amirlerimin ve büyüklerimin yardımıyla. Fakat görev yaptığım ilde akşam ticaret lisesi vardı ve benim kalemde çalışmam gerekiyordu. Şube Müdürüme durumu anlattım ve beni  2.Şube (Asayiş Şubesi) kalemine aldı. Bütün arkadaşlarımdan 1 saat önce mesaiye geliyor, akşam mesai saatine kadar işlerimi bitiriyor, saat 18.00’de okuluma gidiyordum. Saat 23.00’te eve geliyordum. Akşam okulu 4 yıllıktı; 2. sınıftan 3’e geçtiğimde, şark hizmetim çıktı. Tayin olduğum ilde de Akşam Ticaret Lisesi yoktu. O dönemdeki büyüklerimize geldim, tayinimin başka bir ile çevrilmesini talep ettim. Ancak kabul görmedi. Tayin olduğum il’e gittim. Bir yılım boş geçti. Bir yıl sonra değişiklikler oldu. Rahmet ve şükranla andığım, minnet duyduğum Emniyet Genel Müdürümüz Sayın Orhan Alaaddin ERBUĞ’a geldim. Huzurlarına kabul buyurdular, durumu kendilerine arz ettim ve Akşam Ticaret Lisesi olan bir ilimize harcırahsız olarak tayin oldum. 4 çocuk, 1 eş; 6 kişilik ailemle beraber bir kamyon üstünde tayin olduğum ile gittim. Akşam Ticaret Lisesinin 3. ve 4. sınıflarını bu ilde bitirdim. Haziran döneminde birincilik diploması aldım. Ama Akademiye (Polis Enstitüsüne) girmem için klasik liselerin fark dersini vermem gerekiyordu. İmtihana girdim ve 2 diplomayı birden aldım, aynı zamanda şark hizmetim bitti ve Ankara Emniyet Müdürlüğüne tayin oldum. Göreve başlamadan, 1974 yılında Enstitüye çağrıldım ve yükselmemin ilk adımını atmış oldum. 3 yıl sonra mezun oldum ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde bir karakolda göreve başladım.

Genç olmamakla beraber, yaş icabı olgun bir Komiser Yardımcısı ve Karakol Grup Amiriydim. Meslekte genellikle mukayyit memurlar çok uyanıktırlar. Karakola yeni gelen bir amiri denerler, bilgisini ölçerler. Vazifeye başladığım ilk akşamı karakola bir olay intikal etti. Müracaatçının müracaatını (ifadesini) alacağız. Mukayyit daktiloya kağıdı taktı bekliyor. Kendisine ifadeyi yazmasını söyledim, ancak “Komiserim siz söyleyin ben yazayım” dedi. Ben de kendisine “sen kalk, ben yazayım” dedim. Daktilo başından kaldırdım, vatandaşın müracaatını on parmakla yazdım. Kendisine, benimle çalışmak istiyorsan, bundan sonra benim almış olduğum ifade formatını uygulayacaksın dedim. Anlaştık ve öyle devam etti.

Daha sonra çeşitli karakollarda ve Emniyet Amirliklerinde çalıştım. 12 Eylül 1980 olaylarından 3 gün sonra Ankara Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Ekipler Amirliği görevine layık görüldüm. O dönem Asayiş Şubesi siyasi olaylara da bakıyordu. 1984’te  Başkomiser olduktan sonra Ankara Narkotik Şube Operasyon Ekiplerinde göreve başladım.

Narkotik polisi çok ayrı özelliklere sahip bir birimdir. Evvela polisliği çok iyi bileceksiniz, ondan sonra onun bir dalı olan Narkotiği öğreneceksiniz. Çünkü uğraştığın dal, direkt olarak terörün finans kaynağını teşkil ediyor. Ayrıca narkotik suçlarının temelinde aile, gençlik, insanlık sevgisini yok etmek yatar.

1984’ten 1993’e kadar Narkotik Şubede çalıştım.7 sene bilfiil Şube Müdürlüğü yaptım.

Suçlu; uluslararası uyuşturucu kaçakçısı da olsa, yabancı uyruklu da olsa sonuçta bir insandır; ona kendimizi inandırmak, bağlamak, güven vermek gerekir. Her suçluda olduğu gibi, narkotik suçlusunda bu daha da geçerlidir.

Müsaade ederseniz bir anımı anlatacağım Uluslararası   çok büyük bir şebeke yakalamış, büyük miktarda uyuşturucu ele geçirmiştik. Operasyon yurtdışında komşu ülkede devam ediyor, 15 tane yabancı uyruklu suçlu var..

Ekipler Ankara dışında, operasyon çalışmaları var. Ben de saat 03.00’te evrakları düzenliyorum. Suçlular Şubede bir odada oturuyorlar, o kadar birbirimize inanmışız ki, biz onlara, onlar bize her gün inanıyor ve güveniyor. Aniden kapı açıldı, suçlunun biri yarı Türkçe şiveyle “müdürüm, tuvalette bir tabanca var” dedi. Birlikte tuvalete doğru gittiğimizde, tuvaletin penceresinde bir tabanca duruyor. Nöbetçi memur silahını tuvalette unutmuş. Silahı aldım, Şube Müdürü olarak ben de hatalıydım. Çünkü onları nezarethaneye atmama talimatını ben vermiştim. Ancak öyle güven sağlayabilirdim. 45 gün Şubede kaldılar, neticede uluslar arası bir şebekeyi (kokain, eroin ve esrar) yakaladık.

Şubede yalnız ben ve nöbetçi memuru vardı. Eğer ben ve arkadaşlarım o güveni vermemiş olsaydık, o suçlu ikimizi de halleder ve kaçarlardı. O güveni vermemiş olsaydık şebekeyi yakalayamazdık                                      

Tabii ki suçlu da olsa o bir insandır, ona da insan gibi davranmak lazımdır.

Saygıdeğer büyüklerim, sevgili kardeşlerim; tabii ki hizmet gereği bir çok olaylarla karşılaşmışızdır. Bir şeye değinmeden geçemeyeceğim, yanılıyorsam bağışlayın; hep operasyonlarda, şubelerde çalıştım, yani sokak polisiyim. Polislik kelimesinin manası çok geniştir. Müdür, amir olunabiliyor; ama polis olmak için çok uğraşmak, çalışmak gerekiyor. Çünkü temelinde insan vardır, onun sevgisi vardır, ona güven vermek vardır. Başarının temelinde şüphecilik, ön sezi, duyarlılık yatar. Operasyonda en küçük bir ihtimali bile değerlendirmek yatar, operasyonda zayiat vereceğini düşünecek şekilde plan yatar. En kötü ihtimali bile düşünmek gerekir.

37 yıllık  meslek hatıralarımı ve kendime göre operasyon tecrübelerimi yazmaya devam edeceğim. Çok sevdiğim mesleğimle ilgili olarak sevgili kardeşlerime inşallah yardımcı olabilmişimdir. Unutmayalım ki, bu meslek sevilmeden yapılmaz.

Hepinize sevgi ve saygılar sunarım.