Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Komiser Halit Üngör’ün Çanakkale Savaşı Günlüğü

124. (nisan)_030 124. (nisan)_031 124. (nisan)_032          Çanakkale Savaşına katılan Polis Komiseri Halit Üngör, savaş boyunca fırsat bulduğunda, okuma-yazma erbabından olduğundan dolayı Çanakkale Savaşıyla ilgili günlük tutmayı ihmal etmemiştir. Bahse konu günlüğün Çanakkale Savaşıyla ilgili bölümleri aşağıya alınmıştır.1

          “07 Nisan 1331/1915

          Alayımızla Beylerbeyi’nden Selimiye Kışlasına geldik. Bir gece yattık. Saat 18.00’de arabalı vapurla Haydarpaşa önünde demirli bulunan Gülcemal Vapuruna nakledildik ve Çanakkale’ye hareket ettik.

          08 Nisan 1331/1915

          16 saat yolculuktan sonra, saat 08.00’de Çanakkale’ye geldik. Yürüyüşe başlayarak Kepez köyü, Eren köyü geçerek boğazın Anadolu kısmında Çıplak köyünde palamut ağaçları içinde çadırlı ordugâh kurduk, çadırları maskeledik.

          Fransız, İngiliz, Rus, Yunan düşman zırhlılarından mürekkep donanma, saat 07.00’de boğazı geçmek için hücum ettiler. İki saat süren muharebeden sonra, zayiat vererek geri çekildiler.

          09 Nisan 1331/1915

          Bir düşman tayyaresi geldi. İlk düşman tayyaresi bu idi. Bir bomba attı, zayiat yoktur.

          14 Nisan 1331/1915

          Yatıyorduk, zırhlıların şiddetli ateşiyle uyandık. Kumkale’ye Fransızlar asker çıkardı. Koşar adımla, mermi yağmuru altında ve avcı hattı ile Beşike limanında siperlere yerleştik. Düşman buraya ihraç yapamadı. Kum kale’de göğüs göğse muharebe oluyor. Saat 16.00’da taburumuza, Kumkale’deki düşmanı denize dökme emri verildi. Bir saat kadar silahla, sonradan süngü hücumu yaptık ve 17.15’de başladığımız savaşı 21.00’de karanlıkta bitirdik.

          15 Nisan 1331/1915

          Sabah ortalık aydınlandı, düşmanın topraklarımızı karanlıkta boşaltmış olduğunu gördük. Binlerce Fransız ölüleri ve hayvan leşleri, silahlarla doluydu. Ölü bir Fransız sömürge askerinin üzerinden çıkan “Mushaf-ı Şerifi” bir hatıra olmak üzere aldım.2

          16 Nisan 1331/1915

          Kumkale köyü mezarlığı içinde lahit taşlarını kaldırarak istirahat etmek üzere askerlerimi taksim ettim. Ben de bir mezara girdim. Tabur kumandanı Binbaşı Şevki, askerleri heyecana düşürmek suçu ile iki askeri kurşuna dizdirdi.3

          17 Nisan 1331/1915

          Mezarlık içinde iken ağabeyimin tabur kumandanından: “Hayat-mematı sorulan itiyat zabit namzedi İbrahim Etem şehit düştü” diye yazılı teli aldım.4

          18 Nisan 1331/1915

          Kumkale müstahkem kale içini bir manga askerle gözcülük nöbeti aldım.

          29 Nisan 1331/1915

          Sıtma tutuyor. “Türk Harp Madalyası”  ile taltif edildim.5

          06 Mayıs 1331/1915

          Harp Mecmuası, (No: 22, Sayfa: 351) şehitler kısmında ağabeyim Etem’in fotoğrafı altına: Kolordu 3, Alay 57, Tabur 2, Bölük 6 itiyat zabit namzedi Etem Efendi 06 Mayıs 1331/1915 şehit oldu yazılı. Ben ise, 17 Nisan’da tel aldım. Bu yanlışlığı henüz öğrenemedim.

          18 Haziran 1331/1915

          Kumkale’den eski ordugâhımız Çıplak’a çekildik.

          19 Haziran 1331/1915

          Aldığımız emirle ve cebri yürüyüşle Çanakkale’ye geldik, Rumeli sahiline geçtik.

          21 Haziran 1331/1915

          Kirte köyü ilerisinde Zığındere’de muharebe giriş yerlerimiz gösterildi. Sıçan yollarından (kazılmış gizli yol) karanlıkta savaşa girdik. Sabaha kadar çarpıştık. Karşımızda İngilizler vardı.

          22 Haziran 1331/1915

          Saat 10.00’de tel örgüleri önünde yaptığımız bir hücum esnasında boğazımdan yaralandım. Mitralyöz kurşunu ile olduğunu zannederim. Kurşun, omzumda asılı çantayı delerek geçti. Bu çanta ve kanlı gömleğimi bir hatıra olmak üzere sakladım.6 Bölüğüm kâmilen denecek derecede şehit ve yaralı ile zayiat verdi. Yüzbaşım Fahri, Mülazım Etem şehit oldular.

          23 Haziran 1331/1915

          Akbaş Seyyar Hastanesinden vapurla Anadolu sahilinde Çardak nahiyesine çıkarıldık ve evlere yerleştirildik. Bu evler hastane oldu.

          01 Ağustos 1331/1915

          Tedavi olarak hastaneden çıktım. Yürüyerek Lâpseki’ye, oradan da Akbaş İskelesine geçtim ve bölüğüme Anafartalar’da iltihak ettim. Bölüğüm yeniden takviye edilmiş ve Mustafa Kemal Bey emrine verilmişti.

          15 Ağustos 1331/1915 Kartaltepe’de kışlık toprak altı barınma evleri kazdırıyorum. Bir tayyare bomba attı, 3 ölü 6 yaralı var.

          Eylül 1331/1915

          Anafartalar grubundan Vehip Paşanın grubuna verildik. Aldığımız bir emirle Eksamil-Beşdeğirmen köyünü ve Saroz Körfezini gece geçerek Keşan’a geldik. Çadırlı Ordugâh kurduk. Bir tayyare biz talimde iken alçaldı, üzerimize makineli tüfek ile ateş açtı, zayiatımız yoktur. Humma ile müterafık gasyan hastalığından Uzunköprü Seyyar Hastanesinde 15 gün yattım.

          Teşrinievvel 1331/1915

          22 Haziran 1331/1915’te Mülazımlığa terfi ettiğim emri geldi. Üniforma bulamadım.

Uzunköprü-Keşan şosesini tamire başladık. Avusturya’dan Çanakkale’ye gelen ağır toplar geçti.

          Teşrinisani 1331/1915

          Uzunköprü’den Kafkas Cephesine hareket emrimiz geldi. Pavli’ye yürüyüşle geldik, oradan trenle Bakırköy’e geldik. Beş günde teçhizatı ikmalden sonra, Taksim Kışlasına gelerek bir hafta kaldık.

          Kânunuevvel 1331/1915

          İkinci bir emirle Mısır-Kanal Seferine hareketimiz emrolundu. Haydarpaşa Entani Hastanesi arkasında ordugâh kurduk. Trenle Haydarpaşa’dan Konya Ereğlisi’ne geldik. Yürüyüşle Ulukışla, Pozantı, Çamalan,  Toros büyük dağını aştık. Keller köyünde ordugâhımız içine, Yüzbaşı Mithat’ın kullandığı ‘Azim’ isimli tayyaremiz düştü, bir neferimiz hafif yaralı.7

 

          ÖDÜLLERİ

          Mülazımı sani rütbesiyle katıldığı Çanakkale Savaşındı, bizzat cephede ve ateş altında gösterdiği olağanüstü gayret ve kahramanlığından dolayı bir kıta Harp Madalyası ile ödüllendirildi.

          Yine Çanakkale Savaşı esnasında, Kumkale mevkiinde bulunduğu sırada bizzat cephede ve ateş altında gösterdiği olağanüstü gayret ve takdire değer kahramanlığından dolayı, bir kıta Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. Bahse konu madalya ve beratlarını esareti sırasında kaybetti.

 

          Dipnotlar

 

          1. Adı geçenin oğlu Etem Ruhi Üngör’ün gönderdiği günlüğün Latin harfleriyle yazılmış metninden

alınmıştır.

 

          2. Ahmet Halit Üngör, bu olayı daha sonra oğlu Etem Ruhi Üngör’e şöyle anlatmıştı: “Siperde bulunduğum bir sırada düşman tarafından bir askerin sıçraya sıçraya bize yaklaşmakta olduğu görüldü. Bizim erattan gören birkaç asker bu düşmana ateş etmeye başladılar. Vurulamıyordu. O, ateş etmeden sıçrayarak yaklaşıyordu. Anlaşılan, bomba atma mesafesine girince el bombası atacaktı. Ben silahımı doğrultup ilk atışımda bu düşman askerinin debelendiği görüldü. Vurulmuştu. Sürünerek yanına gittim, ölmüştü. Fransız üniformalı siyahî bir askerdi. Üzerini aradım, Kuran’ı bulunca, Müslüman olduğunu anlayınca üzüldüm, ama ben onu öldürmeseydim o beni, hem de sebepsiz yere geldiği benim topraklarımda öldürecekti. Ah bu sömürgeci İngilizler, Fransızlar…” Bahse konu Kuran, Çanakkale Abidealtı Müzesine oğlu Etem Ruhi Üngör tarafından hediye edilmiştir.

         

          3. Halit Üngör, bu iki askerin Çingene olduğunu sonraları oğlu Etem Ruhi Üngör’e söylemiştir.

         

          4. İbrahim Etem Efendi, Halit Üngör’ün Çanakkale Savaşına gönüllü olarak katılan ve Muallim Etem lakabıyla anılan ağabeyidir. Adı geçenin ünlü “Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu” pek çok dergi ve gazetede yayınlanmış, Türk Petrol Vakfınca broşür halinde bastırılmış, ayrıca bu mektup üzerine bazı okul piyesleri ile senaryolar kaleme alınmıştır. Şehit Etem, 3’üncü Fırka, 39’uncu Alay, 3’üncü Tabur 10’uncu Bölük emrinde savaşarak şahadet makamına erişti. Şehidin mektubu Çanakkale Müzesinde sergilenmektedir.

         

          5. Bahse konu madalya, Birinci Dünya Savaşında kahramanlık gösterenler için “Harp Madalyası” adıyla düzenlenmiştir. Çanakkale Savaşında alındığı için “Çanakkale Madalyası” olarak da ifade edilmektedir. Ahmet Halit Üngör’ bahse madalya ile diğer madalyasını esareti döneminde kaybetmiştir.

 

          6. Halit Üngör’ün yaralandığında üzerinde bulunan ‘askeri iç gömleği’ kana bulanmış olarak ve boynunu delen merminin aynı zamanda boynunda asılı “Ekmek Torbası”nın askısını da deldiğinden, kanlı gömlek ve askısı delik ekmek torbası adı geçinin vefatına kadar evinde saklı durdu. B:u zaman dilimi içinde, bu ‘Büyük Savaşa’ bir küçük müze düşünülmemiş olduğundan dolayı, ancak onun vefatından sonra, aziz hatırasına sahip çıkılamadığından kaybolmuştur.

         

          7. Kanal savaşına katılan Halit Üngör, bahse konu savaş sırasında İngilizlere esir düştü. Üç buçuk yıl kadar esir kaldı. Kendisiyle birlikte esir düşen 89 subay ve 543 erle birlikte 18 Nisan 1335/1919 tarihinde esaretten kurtularak İstanbul’a geldi. Emniyet Teşkilatına girdi.