Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

BİLGİ TOPLUMU VE POLİS

I. Ethem AÇIKGÖZ

Ankara Personel Şube Müdürü

Genel olarak bilgi toplumu, bilginin kişiler arası ve kurumlar arası ilişkileri ve değerleri belirlediği , bilginin kültürel olarak üretildiği ve tüketildiği bir toplumu ifade eder. Bilgi toplumu olgusunun teknoloji üretiminin sanayi toplumunun sınırlarını zorlaması, sanayi toplumunun değerlerini yeniden tanımlanmasıyla birlikte ortaya çıktığı söylenebilir. Önceki dönem sanayi toplumu ve günümüz bilgi toplumunun en ayırt edici yanı, değer verilen metaların farklılaşmasıdır. Örneğin sanayi toplumunda mal ve fiziki kaynakların değeri artarken bilgi toplumunda  sanayi toplumundan farklı olarak bilginin değeri artmış ve bilgi bir sektör olarak ortaya çıkmıştır.

Bilgi toplumunda 1. Dereceden önemli olan kavram, bilgi kavramı olduğuna göre, kurumlar buna göre şekillenecek ve ideal insan tiplemesi bunlara bağlı olarak değişecektir. Bilgi toplumunda bilgi üreten kurumların yıldızı parlayacaktır. Gelişmiş batı toplumlarında Think-Thank kuruluşlarının varlığı ve öneminin artmış olması bu savı destekler niteliktedir. Bilgi toplumunda kurumların yapısında önemli olan kavramlar olarak ‘Ar-ge’ faaliyetlerinin geliştiğini görmekteyiz. Yine sanayi toplumunun kurumlarındaki hiyeraşik yapı, emir komuta zinciri bilgi toplumunda yerini “ekip çalışmasına” karar verme mekanizmasında geçerli olan “emir” kavramı da yerini “beyin fırtınası” kavramına bırakmıştır.

Bilgi toplumunda olan değişme sadece mal, hizmet, üretim ve kaynaklar bazında değildir.  İşletme anlayışı, eğitim anlayışı gibi pek çok sosyal konuda da değişimlerin olduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda bilgi toplumunun polisliğinin ve polislik anlayışının da farklı olacağı açıktır. 

Sanayi toplumunda ülkelerin gelişmişlik düzeyini ölçmede kişi başına düşen GSMH  (gayri safi milli hasıla) bir ölçü olarak kullanılmaktadır. Eğitim gibi üst yapı hizmetlerine yapılan yatırımlar ise geleceğe yönelik yatırımlar olarak değerlendirilmekte ve ülkenin gelişmişlik düzeyinin hesaplanmasında hesaba katılmamaktadır. Değişen toplum yapısında yıldızı parlayan değerler değiştiğinden, bilgi orjinli toplumda gelişmişlik düzeyi eğitime ar-ge ye ayrıla bütçeye göre ve ülkede üretilen bilgiye göre hesaplanacaktır.

Bilgi toplumunun kurumlarında ve kamu hizmeti anlayışında öngörebilmenin önem kazanacağı açıktır. Bilgi toplumunda kurumlar yürüttükleri kamu hizmetlerine bağlı olarak toplumda ortaya çıkan ihtiyaçlara göre hizmet götürmek yerine toplumun ihtiyaçlarını öngörebildikleri ölçüde toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiş olacaklardır. Böylece sorunlar olmadan önlenecek  her şey  önceden hazırlanmış bir plan ve program çerçevesinde yürütüldüğünden  arbede ve karışıklığa meydan verilmeyecektir.

Bilgi toplumu polisliği hizmetler bağlamında değerlendirildiğinde; karşımıza “koruyucu hekimlik” anlayışı şeklinde önleyici polislik hizmetleri çıkmaktadır. Polisin önleyici hizmetler sunması gereken konular ise polisin 1. Dereceden muhatap olduğu/olacağı konular olacaktır. Bunlar kısaca iç güvenliği ilgilendiren terör ile asayişe ilişkin konular olacaktır.

Bu bağlamda polis kendisine geleceği görme ve planlama konusunda yardımcı olacak bir strateji merkezi kurmalı her daire de kendi konusu ile ilgili gelecek planlaması yapan ar-ge birimleri oluşturmalıdır. Gerçi bu gün her daire bünyesinde oluşturulmuş ar-ge benzeri birimler olmakla beraber bu birimler ya rantabl kullanılamıyor ya da gelecekten çok, içinde bulunulan zamanı değerlendirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktalar.

Konuyu somuta indirgeyecek olursak polis teşkilatı bünyesinde oluşturulacak olan bu birimler gelecekte birinci derecede muhatap olabilecekleri sorunları belirleyip alternatif çözüm önerileri üretme ve uygulanacak politikalarla ilgili olarak sorunun çözümünde rol alabilecek kurumlar arası koordinasyonu sağlamalıdır. Bu koordinasyon günümüzde uygulanan şekilde bir üst kurul aracılığıyla değil sorunun çözümünde rol alan birimlerin ar-ge leri aracılığıyla yapılmalıdır. Böylece koordinasyon tabanda sağlandığından çözümde aktif olarak rol alan her birey, çözüm sürecini ve koordinasyonu gördüklerinden dolayı kendisini çözümün bir parçası olarak görüp sorunu kendi işi gibi benimseyecektir.

Koordinasyona duyulan gereksinim sorunların çok yönlü olmasından kaynaklanmaktadır. Koordinasyon eksikliğinin sonuçlarının, terör bağlamında değerlendirildiği bir örnek verecek olursak; Ormancılıkta yangını yangınla söndürme metodu vardır. Yangını söndürmek için çıkarılan yangını kontrol edemezsek ormanı tümden yakarız. Terörle mücadelede şiddet kullanımı buna benzer. Terörle mücadele konusunda polis ve askerden çok şey beklendiğini söyleyebiliriz. Eğitim, ekonomik yatırım vb. konularda terörle mücadele kapsamında bir takım çalışmalar yapılması gereklidir. Yapılmayan bu tip çalışmalar sebebiyle ortaya çıkan problemler de asker ve polis mücadele etmek zorunda kalmaktadır.     Gerçektende polisin karşılaştığı sorunların çok boyutlu olması yukarıda belirtilen anlamda ar-ge  çalışmalarına poliste duyulan gereksinimi daha da ön plana çıkarmaktadır. Polisin 1. Dereceden muhatap olduğu terör konusunu ele alacak olursak; terörün nedenlerinin sosyal, ekonomik, kültürel boyutları, eğitime ilişkin boyutları değerlendirilmeli terör sorununun çözümünde rol alabilecek kurumlar  ile koordinasyon sağlanmalı ve terörün oluşumuna izin verilmeden çözümler devreye sokulmalıdır.

Yeni teknolojik gelişmelere paralel olarak suç teknikleri de değişmiş suç çeşitleri artmış ve yeni suç türleri ortaya çıkmıştır. Bu durum polisin bilimsel çalışmasını zorunlu hale getirmiştir. Değişen topluma ayak uyduramayan polisin başarısız olduğunu anlatan çok güzel bir örnek olarak 19. Y.Y. da Vidoy yönetimindeki Fransız polisi büyük bir üne kavuşmuştu.

“Fransız polisinin başarısının sırrı teşkilat memurlarının muayyen suç çevrelerinde faaliyet gösteren failleri şahsen tanıyor olmalarıdır. Ne var ki yıllar geçip ortaya yeni failler ve suçlar çıkınca Fransız polisinin bilgileri yetersiz kalmaya başladı. Ve  Fransız polissi eski başarısını kaybetti.[1] Bir günün diğer günü tutmadığı her gün yeni teknoloji ürünlerinin yaşamımızın bir parçası olduğu bilgi çağında polis teşkilatının başarısı için toplumdaki değişime ayak uydurması artık bir zorunluluktur.



[1] Öztürk, B, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Döner Sermaye işletmesi Yayınları, Ankara 1995 s.