Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Türkiye’de Uyuşturucu Gerçeği

image002

Genç nüfusun ruh ve beden sağlığını tehdit eden uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığına karşı başta kamu kurumları olmak üzere toplumsal kurumlar, aileler ve tüm bireylerin bilinçlendirilerek toplumsal bir mücadelenin başlatılması gerekiyor. Bu sorunun çözümü için bugüne kadar birçok şey yapıldı birçok şey söylendi. Ama sonuç olarak güncelliğini ve tehlikesini sürdüren bir sorunla karşı karşıya bulunuyoruz. 2013 yılında yayınlanan EUROPOL-AB Uyuşturucu Marketleri 2011 Raporuna göre Türkiye; 55 ton ot esrar yakalaması ile Avrupa birincisi oldu. Yine Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) 2013 Raporuna göre 2011 yılında 351 kg metamfetamin yakalamasıyla Avrupa birincisi olması Türk polisinin başarısını gösterse de ülkemizin uyuşturucu riski altında olması uyuşturucu tehdit ve tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Uyuşturucu satıcılarına ve örgütlerine yönelik birçok operasyon yapılıyor olsa da her geçen gün okullar ve çevreleri başta olmak üzere özellikle metropollerde sokak satıcılarının ve çetelerinin bu maddeleri sattıkları da bir gerçektir. Toplumun geleceğe umut ve güvenle bakabilmesi için öncelikle yarınlarımızın umut çiçekleri olan çocuklarımızın güvenli okul ikliminde her türlü risk ve tehlikeden uzak tutulması ve yaşatılması gerekiyor. Bu alanda asalaklar gibi toplumun can damarlarını ele geçirmeye çalışan organize uyuşturucu çeteleri, bireylerin güven duygusunu zedeleyen, toplumsal yapıyı tehdit eden ve yönetsel mekanizmaları çökerten organize yapıları ile en zararlı ve ölümcül bir işlevi yerine getirmektedir. Halkın sağlığını doğrudan ilgilendiren bu durum bu konuda kolluk kuvvetleri ve toplumsal kurumların yanında ailelerinde bu soruna ilişkin ortak bir akıl ve refleks oluşturmalarını zorunlu kılıyor. Okulların yeni eğitim-öğretim yılına başladığı bu günlerde uyuşturucu sorununa karşı tüm paydaşların ortak sorumluluk duygusuyla hareket ederek etkin çalışmalar yapmaları gerekiyor.

Sentetik Uyuşturucu-Sentetik Kannabinoid (Bonzai)

Son on yıldan bu yana uyuşturucu madde ticaretinde çeşitlilik artmış ve bilinen ya da yaygın kullanımı olan narkotik maddelerin yerine psiko-aktif etkili yeni maddeler piyasaya girmiştir. Bu maddelerin satış stratejileri geleneksel maddelerden farklı olarak sıklıkla internet üzerinden alışveriş yöntemiyle gerçekleşmektedir. Maddelerin birçok farklı isim altında pazarlanması, özellikle sentetik kannabinoidler de olduğu gibi paketlerinin üzerinde yasal amaçlar için kullanıldığı intibaını yaratan ibarelerin bulunması, gümrük, posta, emniyet kurumları gibi sevkiyatın çeşitli aşamalarında görevli memurların henüz yeterince konudan haberdar olmaması kullanımı kolaylaştırmaktadır. Maddelerin pazarlama stratejisinde bitkisel oldukları zannı yaratılarak zararsızdır algısı da önemli bir yer tutmaktadır. Kullanıcıların bu maddeleri tercih nedenleri arasında kullanıcıların merak duygusunun da teşviki ile değişiklik aramaları, bu maddelerin birçoğunun hala uyuşturucu madde kapsamında olmaması yüzünden yasal sorumsuzluk, şimdilik ön tarama testlerinde yer almamaları nedeni ile madde kontrol testlerini geçebilmeleri, kokusuz olmaları nedeni ile sosyal ortamlarda dahi fark edilmeden kullanılabilmeleri, temin edilmesini kolaylaştırmaktadır.

Bir tütsü çeşidi olarak pazarlaması yapılan madde, ‘’insan tüketimine uygun değildir’’ ibaresiyle satılmaktaydı. Yasal olarak yasaklanmadığı için uzun yıllar boyunca sentetik marihuana ve benzeri maddelerin erişilebilirliğinin kolay olması, ve internet üzerinden satışının yapılması sonucu kısa sürede özellikle gençler ve lise öğrencileri arasında popüler hale geldi. Bunun üzerine sentetik uyuşturucu ve benzeri maddelerin satışına ülkemizde ve diğer dünya ülkelerinde gecikmeli olarak bir yasak getirildi.

İlk olarak yasa kapsamına 2011 yılında alınan Sentetik Kannabinoid (Bonzai) yakalamalarında son yıllarda dikkat çekici bir artış olduğu görülüyor. Özellikle sokak çetelerine ve satıcılarına yönelik operasyonlarda yaygın olarak ele geçirilmesi bu sorunun önemini ve güncelliğini ortaya koyuyor. 2010 ve 2011 yıllarında küçük miktarlarda ülkemize sokulan Sentetik Kannabinoid (Bonzai) 2012-2013 yıllarında daha da artarak yüklü miktarlara ulaştı. Bu gerçek çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği için tehlikeli bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Ülkemizde bonzai yakalamaları 2010 yılından sonra artış gösterdi.

2013 yılında 2.143 operasyon yapıldı ve yakalanan 3.917 kişi ile birlikte 221 kg bonzai ele geçirildi. 2012 yılına göre yakalanan kişi sayısında 15 kat artış oldu. Yakalama yapılan il sayısı 2012’de 47 iken, 2013 yılında 74’e yükselmesi de ülkemizdeki bonzai pazarının gittikçe genişlediğini gösteriyor. Sokakta yakalanan bonzai maddesindeki artış dikkat çekiyor. 2013 yılında sokak satıcılarından 41 kg sentetik Kannabinoid ele geçirilmesi sokaktaki tehlikeyi ortaya koyuyor. Sokaklarda genel olarak “bonzai” olarak adlandırılan uyuşturucu gerçekte “Sentetik Kannabinoid” ismi altındaki birçok maddeden oluşuyor. Tamamen kimyasal olan bu maddeler bazı bitkilerin kurutulmuş yapraklarına emdirilerek üretiliyor. Sentetik Kannabinoidlerin son üç yılda ülkemiz genelinde hızla yayıldığı gözlemleniyor.

2013 yılında İstanbul ve İzmir’de yakalanan yüklü miktardaki bonzai’nin basit bazı işlemlerden geçirilerek değişik bitki yapraklarına emdirildiği ve karıştırıldığı tespit edildi. 2013 yılında ele geçirilen bonzai’nin %47’si İstanbul’da, %27’si Bursa’da, %4’ü ise Kocaeli’de ele geçirildi. Bu durum İstanbul ve çevresinin uyuşturucu çetelerinin hedefi konumunda olduğunu gösteriyor. Bonzai maddesinin yeni olması ve merak faktörü ile de birleşince ülkemizde hızla kullanımının arttığı değerlendiriliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın (KOM) “2013 Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Raporu”ndan derlenen bilgiler, son günlerde bonzai türü uyuşturucunun giderek yaygınlaşmasının nedenlerini de gözler önüne seriyor.

Kullanım Yaygınlığı

Ülkemizde son yıllarda yatarak tedavi için bağımlılık tedavi kliniklerine başvuran kişilerin eroinden sonra en sık kullandıkları madde sentetik uyuşturucu (Bonzai)’dur. Bu maddenin erişilebilirliğinin kolay olması ve toplum içinde yaygın olan maddenin ‘’zararsız’’ olduğu yönündeki yanlış inanış nedeniyle bu uyuşturucunun popülerliği hızla artmıştır. Ayrıca maddenin, marihuana ve diğer uyuşturuculara göre idrar tahlilinde tam olarak saptanamıyor olması onu popüler yapan nedenlerden bir diğeridir.

2011 yılında Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre lise öğrencileri arasında sentetik marihuana, normal marihuanadan sonra 2. en çok kullanılan uyuşturucudur Kızlara oranla erkekler arasında daha popüler bir kullanımı vardır. Bu araştırmaya göre, Amerika’daki lise öğrencilerinin yüzde 36’sı normal marihuana, yüzde 11’inden biraz fazla bir grup ise sentetik marihuana kullandığını belirtmiştir.

2011 yılında AB ülkelerine ait bir anket çalışmasında ankete katılan kişilerin %5’inin yeni psikoaktif madde kullandığı belirlenmiştir. Bu çalışma; yaşları 15-24 arasında değişen, rastlantısal olarak seçilmiş 27 Avrupa Birliği Ülkesinden 12.000 kişi ile telefon görüşmesi yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan ülkeler arasında İrlanda, Polonya, Birleşik Krallık en yüksek kullanımın olduğu ülkeler olarak belirlenmiştir.

Sentetik marihuanada bulunan bileşenler bu reseptörlerle normal marihuanada bulunan THC’ye nazaran, daha güçlü bir bağ kurarak kişilerin daha güçlü ve tahmin edilemez etkiler yaşamasına neden olmaktadır. Sentetik marihuanada bulunan kimyasal bileşenlerin ne olduğu tam olarak bilinmediğinden, bu maddeyi kulanan kişilerin maddeden bekledikleri etkilerden çok daha ciddi sonuçlara maruz kaldıkları bilinmektedir.

Sentetik Marihuananın Sağlığa Etkisi

Sentetik marihuana kullanıcılarının aktardığı semptomlar arasında;

  • Kalp çarpıntıları,
  • Kusma, heyecan,
  • Aşırı sözel veya motor hareketlilik
  • Amaçsız huzursuzluk,
  • Ellerini ovuşturma,
  • Giysileriyle oynama,
  • Volta atma,
  • Bağırıp çağırma,
  • Hayıflanma,
  • Aşırı terleme,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • İnleme gibi sürekli tekrarlanan halüsilasyonlar vardır.

Uyuşturucu Tehlikesine Karşı Önlemler

  • Uyuşturucu ile mücadelede öncelikli politikamız ülkemize giren uyuşturucu maddelerin girişini engellemek olmalıdır.
  • Toplumun uyuşturucu maddelerden etkilenmemesi için sokak satıcıları ile etkinlikle mücadele edilmelidir.
  • Ülkemizi ve gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu şebekelerine ve sokak satıcılarına yönelik etkin bir istihbarat ve önleyici bir yaklaşım ortaya konularak uyuşturucunun sokağa inişine, bulunabilirliğine ve pazarlanmasına engel olunmalıdır.
  • Uluslararası uyuşturucu organizasyonları ile ulusal ve uluslararası düzeyde etkinlikle mücadele edilmelidir.
  • Terör örgütlerinin ve şebekelerin uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaretinden gelir elde etmesinin önüne geçilmesi için her türlü önlem alınmalıdır.
  • Özellikle uçucu maddelerin ucuz olması, hızlı etki göstermesi ve bu tür maddelere kolay ulaşılabilmesi nedeniyle uçucu maddeler çocuklar tarafından yaygın bir şekilde kullanılıyor.
  • Uçucu madde bağımlılığı sorunu özellikle sokaklarda yaşayan, her türlü ihmal ve istismara açık çocuklar için büyük bir risk oluşturuyor.
  • Sosyo-ekonomik koşulları yetersiz ailelerin çocukları arasında da uçucu madde kullanma oranı giderek arttığı biliniyor. Yoksulluk bir sorun ve kente göç eden ailelerin kentsel yapıya ve yaşama uyum sağlayamaması da aile yaşamını olumsuz etkiliyor.
  • Madde bağımlılığı, birey, aile ve toplum üzerinde çeşitli sorunlara neden olurken bu sorunun önlemesi ya da çözümlenmesi kapsamlı ve etkili bir müdahale stratejisinin uygulanmasını gerektiriyor.
  • Sentetik kannabinoidlerin yayılımının hızı biliniyor. Genel bağımlı sayısına göre daha az oranda olduğu bilinse de etki alanının artmasının önüne geçilmesi için bu maddelerin tanıtımı ve satımının engellenmesi ve maddeler ile ilgili olarak yapılan tespitlerin uluslararası olarak hızla paylaşımı gerekmektedir.
  • ABD ve AB’liği ülkelerinde uygulamaya konulan, uyuşturucu kullanımını önleme, uyuşturucu kullanımıyla mücadele, mahalli idarelerde uyuşturucu kullanımını önleme, uyuşturucu ile mücadele programları ve projeleri gibi örneklerden yararlanarak Türkiye’de uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığına karşı etkin bir mücadele süreci başlatılmalıdır.

Sonuç

Uyuşturucu ile mücadele alanında işbirliği yapılırken ulusal ve uluslararası projeler gündeme taşınmalıdır.

Terörizmin uyuşturucudan finansmanına karşı etkin mücadele ve işbirliği, günümüzde küresel güvenliğe yönelik tehditlerden biri haline gelen sınır aşan organize suçlarla etkin ve kapsamlı bir mücadele için en önemli stratejilerden biri olacaktır.

Türkiye uyuşturucu ile mücadelede bölgedeki en önemli aktörlerden birisi olsa da bu sorunun çözümü için toplumsal bir refleksi de harekete geçirme, aile, toplum ve okul işbirliğini sağlayarak toplumsal bir bilinç oluşturma becerisini etkinlikle gösterebilmelidir.