“Hasta” Olmadan “Dr. Polis” Olabilmek

 

 

Ercan TAŞTEKİN[*]

 MÜDÜR: Gel bakalım ALİM Bey. Nasıl geçti yıllık izin?

ALİM KOM: Bu sefer otuz gün boyunca sürekli gezdik müdürüm.

MALUM KOM: Valla müdürüm ne yalan söyleyeyim. Eskiden ne istediğimiz zaman izne çıkabilirdik, ne de istediğimiz kadar. Şimdi ne güzel. Hem istediğimiz zaman hem de istediğimiz kadar izne çıkabiliyoruz.

MÜDÜR: Haklısın komiserim.

ALİM KOM: Müdürüm, ayrıca izin verirseniz on beş gün doktor raporu alacaktım.

MÜDÜR: Geçmiş olsun komiserim. İzinde sürekli gezmek yaramadı galiba. Önemli bir hastalığınız yoktur inşallah.

ALİM KOM: Hayır efendim. Herhangi bir rahatsızlığım yok. Sadece doktoraya giriş sınavlarına hazırlanacaktım.

MÜDÜR: Hım mm. Düşünmemiz lazım o zaman. Keşke izninizin bir bölümünü bu işe ayırsaydınız.

ALİM KOM: Şey! Ben…

MÜDÜR: Hayırdır komiserim niye şaşırdınız?

ALİM KOM: İyi de müdürüm, siz her zaman “eğitim, öğretim ve bilimsel çalışmalar desteklenmeli. Bunlar için ne gerekiyorsa yapılmalı” demez miydiniz?

MÜDÜR: Evet. Şu anda da aynı kanaatteyim.

ALİM KOM: Eee. O zaman benim doktora çalışmaları amacıyla rapor almamda ne gibi mahzur olabilir ki, düşünmemiz lazım diyorsunuz?

MÜDÜR: Güzel soru. Teşekkür ederim. Sanırım benim size soracağım bir kaç soruya vereceğiniz cevaplar konuyu daha iyi anlamamızı sağlayabilir. Biz kimiz?

ALİM KOM: Pardon müdürüm anlayamadım ama…

MÜDÜR: Yani bizim işimiz ne? Mesleğimiz ne?

ALİM KOM: Polislik efendim.

MÜDÜR: İyi. Yani bizim işimiz polislik ve belli bir maaş karşılığı bu işi yapıyoruz. Doğru mu?

ALİM KOM: Doğru müdürüm.

MÜDÜR: Yani tüm iş ve işlemlerimiz buna uygun olmalı?

ALİM KOM: Evet öyle. Ve sizinde sık sık vurguladığınız gibi, mesleğimizi en iyi şekilde icra etmek için de eğitim, öğretim ve bilimsel çalışmalara ağırlık vermeliyiz.

MÜDÜR: Kesinlikle doğru.

ALİM KOM: Ee işte müdürüm benimde yapmaya çalıştığım bu zaten.

MÜDÜR: Acaba?

ALİM KOM: Nasıl yani?

MÜDÜR: Alınma ama, bazen bu bilimsel çalışmalar ile eğitim öğretim faaliyetleri için gösterilen hoşgörüyü, yardım ve desteği kendi çıkarımız ve rahatımız için suiistimal ediyor olmayalım?

ALİM KOM: Ne gibi?

MÜDÜR: Şimdi bak. Biraz önce ne dedik? Biz öncelikle polisiz ve maaşla bu işi yapıyoruz. Öncelikle bu tür kariyer çalışmalarımız asli vazifelerimizi ihmal etmeden yapılmalı. Yani sen otuz gün yıllık izne çıkacaksın ve sürekli gezeceksin ardından da doktora sınavlarınla ilgili doktor raporu almak isteyeceksin. Bu durum bana çok makul gibi gelmiyor. “Doktor” olman için “hasta” olmana gerek var mı?

ALİM KOM: Haklısınız galiba.

MÜDÜR: Bu ve benzeri faaliyetlerimiz için önce biz her türlü fedakârlığı göstermeliyiz sonra teşkilatımızdan destek beklemeliyiz.

MALUM KOM: Valla helal olsun müdürüm yüreğime soğuk sular serptin. Şimdi ben de aynen sizin gibi düşünüyorum. Ama bilim düşmanı ilan edilirim diye korkumdan bu konuda bir şey söyleyemiyordum

ALİM KOM: Malum devrem, eline fırsat geçti ya hiç affetmezsin.

MALUM KOM: Yok devrem öyle değil. Tam tersi. Ben kendimden çok siz emsal arkadaşların zarar görmesini istemem. Hem bu konudaki bireysel hatalardan dolayı büyük bir kitlenin zarar görme ihtimali var.

ALİM KOM: Nasıl yani?

MALUM KOM: Hep siz anlatacak değilsiniz ya bu sefer de ben bir hikaye anlatayım.

 Çölde yaşayan zengin ve muktedir bir kabile reisinin dillere destan, eşi-menendi az bulunur bir atı varmış. Günün birinde kabile reisi, bu pek sevgili atına atlayarak tek başına çöle gezmeye çıkmış. Hayli zaman at koşturduktan sonra dönmek üzere iken uzaklarda bir kımıltı dikkatini çekmiş. Bir insan, yerde yatıyor. Belli ki çok hasta veya ölmek üzere. Yardıma muhtaç. Hemen oraya yaklaşıp atından inerek yerdeki adama yardıma gitmiş. Hâlâ nefes aldığını görünce sevinip atının terkisinden su kırbası almak üzere iken, yerdeki mecâlsiz ve hasta adamı, o herkesten kıskandığı değerli atın üzerinde görünce şaşırıvermiş. Adam atı topuklayıp erişilemeyecek kadar uzaklaştıktan sonra dönüp, alay edercesine bakmış atın sahibine, Fakat bir gariplik var; atın sahibi ardından koşarak bağırıp çağırmıyor; sadece durduğu yerde ağlıyor.

- Ne oldu diye seslenmiş hırsız,  "Zoruna gitti de ondan ağlıyorsun değil mi? Sen ki bu atı kendi gözünden, evlâdından bile kıskanırdın ama bak, aklım ve çevikliğim sâyesinde şimdi benim oldu atın; ne kadar ağlasan yeridir! "

Atın sahibi gözyaşlarını silmiş; demiş ki,  "Hayır ey hırsız, atımı çok severdim, doğrudur; senin onu benden çalman elbette gücüme gitti, fakat onun için ağlamıyorum.  "

- Yaa, niçin ağlıyorsun öyleyse, kadınlar gibi?

- Şunun için: Bu haber yarın etrafta duyulduğunda, senin nasıl bir hile ile atımı elimden kapıp çaldığın dilden dile gezdiğinde bundan sonra çölde hiç kimse, ölmek üzere olan gerçek bir ihtiyaç sahibine bir damla su vermeye çekinecektir. Üzüntüm ondan!

 MÜDÜR: Hay ağzına sağlık, malum komiserim sen de hiç az değilmişsin.

MALUM KOM: Bu teşkilatta hiç kimse az değildir müdürüm.Yeter ki farklılıklarımıza rağmen birbirimize takım arkadaşı olmayı bilelim.

ALİM KOM: İkiniz de haklısınız müdürüm, fırsatı ganimet bilerek bu konudaki iyi niyetleri suistimal etmememiz gerekir. Ben de “fazla mesai” anlayışıma bir format atıp doktoraya belli fedâkârlıkları göze alarak hazırlanacağım.

MALUM KOM: Müdürüm konu açılmışken bir hususu daha arz etmek isterim.

MÜDÜR: İstersen önce ben bu konuda yanlış anlamaya sebebiyet vermemek için bir hususu tekrar vurgulamak isterim.

ALİM KOM: Buyrun efendim.

MÜDÜR: Her türlü eğitim öğretim faaliyetleri ve bilimsel çalışmalar desteklenmeli ama arkadaşlarımız da bu destek ve yaklaşımları asla suistimal etmemeli. Evet Malum seni dinliyoruz.

MALUM KOM: Benim bu konuda arz edeceğim diğer husus biraz uzun. İsterseniz diğer yazıya kalsın.

MÜDÜR: Olur. Tamam. Sen bilirsin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“KADRO OKULU” AKADEMİK KADROMUZU BEKLİYOR

 

 

MÜDÜR: Evet Malum, neymiş arz edeceğin uzun husus? Seni dinliyoruz.

MALUM KOM: Bilhassa üst düzey yöneticilerimizin kitaplarının personele ihtiyari değil mecburi satılması sorunundan bahsedecektim müdürüm.

MÜDÜR: Kitap alınacak, al! Vaziyetleri yani.

ALİM KOM: Bunun neresi sorun? Yararlı bulduğum kitapları personelimizde yararını görsün diye teşvik ettiğim çok olmuştur ve bunun da doğru olduğuna inanıyorum.

MALUM KOM: İşte bu senin teşvik olarak gördüğün konu bazen aşağıdan bakınca mecburi istikamet gibi yorumlanabiliyor.

ALİM KOM: Bunun ne zararı var ki?

MALUM KOM: Şöyle bir zararı var. Kitap sahipleri mesleki hiyerarşiyi kullanarak ilim kapısını ekmek kapısı haline çeviriyorlar gibi algılanıyor.

MÜDÜR: Yani makamını ve rütbesini satarak ve kitabını da aracı kılarak çıkar elde ediyorlar demek istiyorsun.

MALUM KOM: Aynen öyle müdürüm.

MÜDÜR: Eğer böyle bir şey varsa son derece çirkin ve affedilmez bir yaklaşım.

ALİM KOM: Bir saniye. Bir şeyi unutuyorsunuz ya da bilmiyorsunuz.

MALUM KOM: Hayırdır devrem neyi unutuyoruz?

ALİM KOM: Yani hakikaten makamını ve rütbesini kullanarak kitap satıp çıkar elde edenler varsa bence de çok çirkin bir davranış ama bu kitapların çoğundan kimse gelir falan elde etmiyor.

MALUM KOM: Peki onca para ne oluyor?

ALİM KOM: Yahu bu kitapları yazanların büyük kısmı elde edilen geliri bir yerlere bağışlıyor ama…

MALUM KOM: Ama ne?

ALİM KOM: Ama bunu açıklamak istemiyorlar sanırım.

MALUM KOM: Neden?

ALİM KOM: Bilmem, kendilerine sormak lazım. Belki de yaptıkları iyilikleri ifşa etmek istemiyorlardır.

MÜDÜR: Evet gerçekten zor bir durum. Neyse suiistimal edeni de suizan edeni de kendi vicdanıyla baş başa bırakalım ve biz yine de herkes için hüsnü zan edelim.

MALUM KOM: Müdürüm samimiyetinize sığınarak Ezber bozan Polis-lik kitabıyla ilgili bir şey sorabilir miyim?

MÜDÜR: Tabi komiserim. Öğrenmek, gerçeği anlamak ve doğru algılamak amacıyla sorulacak her soruya kapımız açık.

MALUM KOM: Kitabın adı çok iddialı değil mi?

MÜDÜR: Hayır belki çok şaşıracaksın ama o isim az bile.

MALUM KOM: İyi de bir insanın ben ezberleri bozan polisim demesi doğru bir şey mi?

MÜDÜR: Kesinlikle doğru değil ama o isimle kastedilen ‘bir insanın ben ezber bozan polisim demesi değil ki.’

MALUM KOM: Peki kastedilen ne?

MÜDÜR: Kitabı iyi incelersen yazarın sahip olduğu ezber bozan polisliği değil şahit olduğu ezber bozan polisliği anlattığını görürsün. Ve yine söylüyorum bu devirde şahit olduğumuz polislik için bu isim az bile.

ALİM KOM: Söz kitap ehlinden açılmışken bir konudan daha bahsedebilir miyiz müdürüm?

MÜDÜR: Hay hay ALİM Komiserim.

ALİM KOM: Polis Akademisindeki hocalarımızdan teşkilat niçin yeterince faydalanmaz ki? Geçen gün sizin terfi sürecindeki ders notlarınıza baktım. Harika şeyler. Keşke bunlar tüm teşkilata anlatılsa…

MALUM KOM: Yahu ALİM devrem, desene en büyük sermayeye sahibiz ama bunu yeterince değerlendiremiyoruz.

 MÜDÜR: Akademideki hocalarımızdan yeterince yararlanılmadığı fikrine katılıyorum. İşin açıkçası bunun sebebini ben de çok merak ediyorum.

ALİM KOM: Bu durum birazd a irtibatsızlıktan kaynaklanıyor olabilir mi? Helva meselesi gibi…

MALUM KOM: Helvanın ne alakası var bu konuyla ALİM?

ALİM KOM: Hani meşhur hikâyedir. Un, şeker, yağ, ateş ve benzeri malzeme var ama ortada helva yok. Beni de kahreden bu zaten. İnanıyorum ki o helva bütün teşkilat tarafından bir yapılırsa tadından yenmez.

MÜDÜR: Bu konu bana Tasmanyalıları hatırlattı.

MALUM KOM: Nasıl yani müdürüm?

MÜDÜR: Dört bin yıl boyunca ne zaman kıtlık olsa,  Tasmanyalılar açlıktan kırılırlarmış. Üstelik adaları zengin balık çeşitleriyle dolu bir denizle çevrili olmasına rağmen. Sorun şu ki, o kültürde balık yiyecek olarak tanımlanmıyormuş.

ALİM KOM: Tıpkı şu an, bir yandan teşkilatın en önemli problemi eğitim öğretim derken diğer yandan da hâlihazırda çalışan personelin hizmet içi eğitim ve öğretimlerinde Akademideki hocalarımızdan yeterince yararlanmadığımız gibi.

MÜDÜR: Aynen öyle. Neyse inşallah bunlarda olur zamanla.

ALİM KOM: İyi de müdürüm, sadece temenni etmekle kalmasak?

MÜDÜR: Pekâlâ ALİM, ne yapmak lazım?

ALİM KOM: Bu konuyu gündeme getirmek lazım müdürüm.

MÜDÜR: Nasıl yani?

ALİM KOM: İhbar bizden, girişimde bulunup değerlendirmek kadrodan, taleplere cevap vermek hocalarımızdan diye yazmak lazım.

 MALUM KOM: Allah Allah ne günlere geldik. Rüyamda görsem inanmazdım. Allah sonumuzu hayretsin. Eskiden herkes kadronun peşinde dönerdi bunlara eğitim şart diye. Şimdi kadro bas bas bağırıyor bizi eğitin diye.

 

YAZMAK BİZDEN, GİRİŞİMDE BULUNMAK TEŞKİLATTAN,             TALEPLERE CEVAP VERMEK HOCALARIMIZDAN

 



[*]  Konya Asayiş Şube Müdürü, Halkla İlişkiler Uzmanı