ÖLEN
GERİDE KALAN
ÇALIŞTIRAN
BOYUTUYLA ŞEHİTLİK...
|
|
Dr. A. Nihat DÜNDAR[*] |
“Allah ölümün de hayırlısını nasip etsin” evet dualarımızda hep bu söz vardır. Bazıları “Ölüm ölümdür, zaten ölüyorsun, ölümünde hayırlısı mı var?” der ve kuşkusuz yanılırlar. Çünkü, ölümünde hayırlısı vardır. Bizim inancımıza göre ölümlerin en hayırlısı ve şereflisi şehit olarak ölmektir. Bizim manevi dünyamızda Şehitlik Peygamberlik mertebesinden sonra gelen en önemli mertebedir, şehitler ölmez! “Allah yolunda ölenlere ölüler demeyiniz, onlar ölü değillerdir. Fakat siz farkında olmazsınız.” (Bakara Suresi 154) diyen Rabbim onları ayrıca değerlendirmiştir. Onlar Allah nezdinde de, bizlerin nezdinde de diridirler. Zaten bizim gibi meslek sahipleri “Şehitlik” olasılığını hiç unutmazlar, emekliliği çoğu kez hayal ederler, ama emekliliğe ulaşıp ulaşamayacağını da bilemezler. Kısacası, şehitlerimiz için şehitlik bir ONURDUR, GURURDUR, Görevdir, olağan bir şeydir, ama herkese nasip olmayan bir mertebedir.
Şehitlik; anne, baba, kardeş, eş, çocuk içinde iftihar vesilesidir. Onurdur, Gururdur, Ayrıcalıktır. Ama, “Ateş düştüğü yeri yakar” törenler bitip, yanında olanlar uzaklaşınca yalnızlık acısıyla kıvranırsın. Bu acı öyle bir acıdır ki dinmez, ama utancından susarsın, kimselere söyleyemezsin yalnızlığını. Çok kısa süren ve bir türlü anlayamadığın evliliğini, yeni yeni alevlenen ancak söndürmek zorunda olduğun duygularını, çocuğunun yetimliğini kimselere anlatamazsın. Ama hayat devam etmektedir. Hayatını sürdürmek zorundasın, ne yeni ne de eski hayatına uyum sağlayamazsın, yabancılaşırsın her şeye. Kısacası geride kalmak çoğu kez ölmekten daha da zordur, zor...
Vatan, Millet, Bayrak, Devlet ve meslek hepsi şehitlerin, gazilerin sayesinde varlığını sürdürürler, bağrına basarlar şehitleri. Ama, hep uğurunda canını seve seve feda edecek görevlileri arzu ederler, barındırırlar bünyelerinde. Bizim bayrağımızı bayrak yapan üstündeki şehit kanıdır, vatanımızı vatan yapan uğrunda binlerce kimsenin can verdiği topraktır, milletimizi millet yapan birliği, beraberliği, kefensiz yatan şehitleri, ayrıcalıklarıdır. Keza, polisliği meslek yapan çalışanları, inançları, değerleri gerektiğinde halkının huzur ve güvenliği için canını vermekten kaçınmayan Şehitleri’dir.
Şehitlik teşkilatlar içinde onurdur, gururdur, iftihar vesilesidir. Yakınlarına hizmet görevdir. Aramak vefadır.
70’li yıllarda çok şehit verirdik, üzülürdük, kahrolurduk. Bir genelge yapılırdı, hepimiz duyardık. Hem ölene üzülürdük, hem cebimizde yeterince paramız olmadığı için arzu ettiğimiz gibi yardım edemeyişimize üzülürdük. Üzülürdük geride kalanlarına, boyunları bükük, yardıma muhtaç kalırlardı, o zamanlar Sosyal Hizmetler Dairesi yoktu. Görevlisi yoktu, ilgileneni azdı...
Nereden nerelere geldik. Çok şükür! 1979’daki Sosyal Hizmetler Şubesinin kurulmasında da, 1993 yılında Sosyal Hizmetler Dairesinin kurulmasında da Alın terimiz var. Allah emeği geçenlerden razı olsun! Nakdi Tazminat Kanunu, okullarda şehit çocuklar için kontenjanlar, şehit isimlerinin derlenmesi, Polis Dergisi ve yıllık Emniyet Genel Müdürlüğünün çalışmalarında yayımlanması, 1993 yılına kadar verilmeyen Şehit ve Gazi Madalya ve Beratının Bakanlar Kurulu Kararıyla verilmesi hepsi APK Başkanlığım döneminde çıktı. Ben şahsen şehitlerimize borcumu ödediğimi düşünüyorum. Allah kısmet etti, bizde vesile ve araç olduk. Allah onlardan razı olsun, Vatanımız, Milletimiz, Bayrağımız, mesleğimiz için canının feda etmekten çekinmeyenler için, onların sayesinde bu günlere geldik, onların sayesinde varız ve yaşıyoruz. Yaptıklarımız, yapacaklarımız helal olsun! Nur içinde yatsınlar, ama yöneticilerde bilsinler ki artık yeterince şehidimiz var. Yeter Artık! Şehit vermemek için gerekli her türlü tedbiri almalıyız. İnsan En büyük yatırımdır ve olmalıdır.