image001.emz

 

Gülerken düşündüren boyutu, evrensel olan Mizah’ ın; “Gerçek olayları yansıttığı” ve “Gerçek olayları yansıtması halinde; daha keyif verici olduğu” inancı yaygındır. Öyle anlatımlar vardır ki, anlatılan gerçek midir, kurgu mudur?

Ayırt etmek zordur. Bu duygular ile birkaç satır …

 

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Toplum Bilimciler iki tür aile yapısı olduğunu söyler. Erkeklerin egemen olduğu “Ata Erkil Aile”, Kadınların egemen olduğu “Ana Erkil Aile”. Üretim - Tüketim Toplumunun yarattığı günümüzdeki “Çekirdek Aile” de bu iki kavramı net olarak görmek mümkün olmuyor.

 

Geleneksel, özellikle kırsal kültürün süre geldiği yapıda “Ata Erkil Aile” özellikleri vardır. “Erkek Çocuk” önemlidir. “Kız çocuk” , “Kadın” geri plandadır. Bazen hiç hükmündedir. 

 

Ata Erkil Aile” özellikli toplumlarda, çocuğun dünyaya geldiği toprak “Anadolu” dur, “Ana vatan” dır. Sevgi “Ana Kucağı” dır. Öğrendiği dil “Ana Dil” dir. Seven kucaklayan “Anaç” tır.

 

Devlete yön veren temel yasa “Ana Yasa” dır. Mecliste İktidar Partisinden sonraki parti “Ana Muhalefet” partisidir. Sokakların, caddelerin birleştiği cadde “Ana Cadde” dir. Gündemin başlıca konusu “Ana Madde” dir. Bina girişi “Ana Giriş” tir.

 

İlk otomobil “Anadol” dur. Başında “Ana” niteliği olan, onlarca kelime vardır.

 

“Baba” sıfatı pek kullanılmaz. Atalarımızın Orta Asyadan göç ettikleri topraklara “Baba Vatan” denir. Babalarımızın evlenerek yuva kurduğu topraklar “Anavatan” olmuştur.

 

Geminin bağlandığı yer “İskele Babası” dır. Mecaz anlamda da kullanılır. Yasal olmayan etkin kişiye “Baba” denir. Sıkıntıya düşen hakkında “Babayı buldu” ; kendi halinde halim selim adama “Şam babası” gibi yakıştırmalar yapılır.

 

Kızan anne, kocasına “Ben bu çocuğu babamın evinden mi getirdim?” der. Çocuğun nereden, nasıl geldiği belli olduğu halde bu soruya cevap verilemez.

 

Erkek çocuk anasının, teyzesinin, halasının, ablasının koruması altındadır. Akan sümüğünü silmeden, Bardağına su koymadan, çıktığı W.C. yi yıkamadan, kokan çorabını kirli çamaşırların yanına atmadan, evde hiçbir iş yapmadan, bu “Ana” lar ile büyürken, kızlara tepeden bakar.

 

Kız çocuk ise, babası, amcası, ağabeyi ve de kendisi için birçok iş yaparak “Ana” olacağı zamanı bekler.

 

Erkek ve kız evlenir, çekirdek aile kurulur. Erkek, “Ata Erkil Aile” özelliklerini (kendisi için iş yapacak birisini) arar, yoktur. Kız her işi yapabilir, eve hakimdir.

 

Erkeğe, hanımının sözünü dilemek kalır. Hanımının sözünü dinleyen erkeğe; aynı davranışı gösteren, ancak belli etmeyen hemcinsleri tarafından “Kılıbık” lakabı yapıştırılır.

 

“Ana başlık” Kılıbıklık olunca, mizah olmadan olmaz.

 

* * * * *

 

Kılıbıkların çok olduğu bir ülkede, idare edenler duruma el koyar, evli erkeklerin bu konuda, gizli gizli eğitimine, rehabilitasyonuna başlanır.

 

Kapalı spor salonuna alınan yüzlerce evli erkeğe, üç saat boyunca “Kadınlar da sizin gibidir. Onların da iki gözü, kaşı vardır. Onlardan çekinmenize korkmanıza gerek yoktur…” gibi anlatımlar ve hatırlatmalar yapılır.

 

Üç saat sonra doktorlar, yapılan anlatımların ne kadar etkili olduğunu anlamak  için bir uygulama yapmaya karar verir.

 

Doktorlardan birisi kürsüye çıkar ve “Karılarınız, toplantıyı duymuş buraya geliyor” der. Ortalık bir anda karışır. Salonda hiçbir erkek kalmamıştır. Ortalık sakinleştiğinde, sahanın ortasında, iri yapılı, güreşçi görünümlü birisinin oturmakta olduğu görülür.

 

Doktorlar, “İşte, kendisine güvenen birisi” diyerek memnun olur. Ne hissettiğini, neden kaçmadığını öğrenecekler ve örnek göstereceklerdir.

 

Hareket etmeden oturmakta olan adımın yanına giderler. Adam Kalp Krizinden

ölmüştür.

 

* * * * *

 

Durum tartışmalara neden olur. Eğitimin, rehabilitasyonun açık ve daha sıkı bir  şekilde devam edilmesi kararı alınır.

 

Aynı erkek gurubuna başka bir gün, yeni oturumlar yapılır.

 

Doktorlar yapılan anlatımların ne kadar etkili olduğunu anlamak için bir uygulama yapmaya karar verir.

 

Doktorlardan birisi kürsüye çıkar ve “Karısından korkan sağ tarafa, karısından korkmayan sol tarafta toplansın” der.

 

Salondaki tüm erkekler sağ tarafta toplanır. Zayıf, çelimsiz bir erkek sol tarafa  geçmiştir.

 

Doktorlar “İşte, eğitilen, rehabilite olan birisi” diyerek memnun olur.

 

Adımın yanına giderler, “Neden sol tarafa geçtiğini” sorarlar.

 

Adam “Karım topluluk içinde durma, ayrı dur dedi. Onun için sol tarafa geçtim.” Der.

 

* * * * *

 

Durum yine tartışmalara neden olur. Eğitim, rehabilitasyon üst düzey bürokratların bulunduğu bir toplantıda ele alınır.

 

Doktorlar yapılan işleri, detayları ile anlatmaya başlar. Sırası gelince birinci olaydaki “Karılarınız, toplantıyı duymuş buraya geliyor” spotu anons eder. Toplantı salonundaki tüm evli erkekler ayağa fırlar ve kapıya doğru koşar.

 

Ön sıradaki oldukça yaşlı, evli bir bürokratın yerinde kıpırdamadan oturduğu görülür. Yaşlı Bürokrat alkışlanır. Oturum başkanı yanına gider ve “Sizi Kutluyoruz ustad, neden ayağa kalkmadınız?” der.

 

Yaşlı Bürokrat “Ayağa kalkacaktım ama, adına duyunca, belim kırıldı, onun için ayağa kalkamadım” der.

 

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

 

Etrafımdaki tüm yaşıtlarım “Bizim evde, en son sözü, ben söylerim. Hanım  haklısın derim” diyor.

 

(Not: İtiraz eden varsa, itirazını hanımının yanında yapabiliyor mu? Efendim, hadi camım sen de!...)

 

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Mizahsız kalmamanız dileği ile... Sevgi ve Saygılar. Eylül 2012