Ulusal Web Sayfaları

         

Bazı ülkeler kendi talepleriyle yayınlanmış bulunan kırmızı bültenleri kendi ulusal web sayfalarında yayımlamaktadırlar. Her ne kadar uygulama kendi içinde mantıklı ve doğal görünse de bir kısım problemlere sebebiyet vermektedir. Interpol veri tabanında verilere dair yapılmış olan değişikliklerin ulusal sayfalarda da yapılarak güncellenmenin sağlanmaması karışıklıklara yol açmaktadır. Bu karışıklıkların önlenmesi amacıyla çalışma grubunca ülkelerin kendi ulusal sayfalarında kırmızı bültenin tamamını yayımlamak istemeleri halinde önceliklere bilginin kaynağından ve Interpol’den izin alması şartı getirilmiştir.

 

Burada bilginin kaynağı ifadesi üzerinde durmak gerekirse, eğer ulusal merkezi büro kendi talebi üzerine yayınlanmış olan kırmızı bültenin kendi web sayfasında yayınlanmasını istiyorsa bilginin kaynağı zaten kendisi olacağından ve kendisinden izin alması söz konusu olmayacağından bu durumda sadece Interpol Genel Sekreterliğinden izin alması yeterli olacaktır. Ancak örneğin ulusal merkezi büromuz (EGM Interpol Daire Başkanlığı) Gürcistan tarafından bir Türk vatandaşı hakkında çıkartılmış olan kırmızı bülteni aynen kendi web sayfasında yayınlamak istediğinde bilginin kaynağı olan Gürcistan ulusal merkezi bürosundan ve Interpol Genel Sekreterliğinden izin alması gerekecektir.

 

Ulusal web sayfalarında kırmızı bültenlerin yayımlanmasına izin verilmesinin ikinci şartı ise, bilgilerin bilginin kaynağından aynen bire bir kopyalanarak ve sonrasında doğruluğunun ve kesinliğinin temin edilmesini sağlayacak şekilde güncellenmek suretiyle yayınlanmasıdır. Yani yanlanan kırmızı bültenin içeriğindeki bilgilerin orijinalindeki yazımıyla birebir şekilde web sayfasında yayımlanması gerekmektedir ifadelerin bir başka söyleyiş tarzıyla söylenmesi mümkün değildir. Özellikle suça konu olan eylemin tanımlanmasında bilginin orijinalinde suç ne şekilde tanımlandıysa birebir aynı şekilde kopyalanıp o şekilde yayınlanacaktır. Pratikte kırmızı bültenler Arapça, İspanyolca, Fransızca ve İngilizce olmak üzere dört dilde yayınlandığından ve orijinal metnin bu dört dilde yayımlanacağından, EGM Interpol Daire Başkanlığının web sayfasında gerek Türkiye'nin gerekse diğer ülkelerin talebiyle çıkartılan kırmızı bültenlerin yayınlanması istendiğinde bunların Türkçe tercümelerinin sayfaya konulacağı açıktır. Ancak örneğin İngilizce olarak EGM Interpol Daire Başkanlığının web sayfasında Gürcistan emniyet ulusal merkezi bürosunun talebi üzerine çıkartılan bir kırmızı bülten yayınlandığında yukarda arz eden prensipler çerçevesinde söz konusu kırmızı bültenin Interpol veri tabanında İngilizce ne şekilde kayıt gördüyse, bu kaydın birebir kopyasının yayınlanmasına izin verilmektedir.

 

Suç Kodları

 

Suç kodları Interpol Genel Sekreterlik tarafından daha çok istatistik değerlendirme yapmak amacıyla ortaya konulmuş bir uygulamadır. Bu uygulamayla Interpol çok daha kolay bir şekilde her hangi bir suç tipiyle ilgili yıllık istatistiki değerlendirmeler yapmaktadır. Aynı zamanda ulusal merkezi bürolar Interpol veri tabanında daha kolay araştırma yapabilmekte, verilere daha hızlı ulaşabilmektedir. Mevcut uygulama gereğince kırmızı bülten düzenlenmesi talebinde bulunan ulusal merkezi büro veya yetkili uluslararası kuruluş taleplerinin konusunu teşkil eden suçun daha önceden belirlenmiş suç kodlarından hangisine uyduğunu belirlemek suretiyle seçmektedir. Seçilen suç kodu her ne kadar yayınlanan kırmızı bülten evrakı üzerinde görünmese de, söz konusu suç kodları Interpol bilgi sisteminde ve web sitesinde yer almaktadır.

 

Genel olarak değerlendirildiğinde suç kodları uygulaması daha ziyade operasyonel ve istatistik amaçlı değer ifade etmektedir. Bununla birlikte uygulamanın zaman zaman sebep olduğu problemler görülmektedir. Talepte bulunan ulusal merkezi büro elindeki vakada işlenmiş olan suçun hangi suç tipine uyduğunu kapalı bir listeden seçerek belirlemekte, bazen uygun bir seçim yapamamakta, dolayısıyla suç kodu olarak seçilen seçenek ile kırmızı bülten talebine konu olan suç arasında bir uyum sağlanamamaktadır. Çoğunlukla suç kodu olarak belirlenmiş olan ifadenin tam olarak ne anlama geldiği konusunda yanlış anlamalar meydana gelmektedir.

 

Suç kodu uygulamasında yaşanan bir başka problem ise şu şekilde tezahür etmektedir. Kırmızı bülten özetlerinin web sayfasında yayımlanmasında suç tanımlanmamakta sadece suç kodu belirtilmekte, bu durumda eğer yanlış suç kodu seçilmiş ise, bunu gören ve hakkında kırmızı bülten düzenlenmiş olan şahsın kendisiyle ilgili olmayan bir suçlamayla karşı karşıya olduğu itirazlarıyla Interpol Genel Sekreterliği muhatap olmaktadır.

 

Bu problemlerle mücadele edebilmek amacıyla çalışma gurubu suç kodlarına diğer başlıklı bir başka seçeneğin ilave edilerek başka suç kodlarına uymayan bütün suçların bu başlık altında kaydedilmesi uygulamasını teklif etmiştir. Ayrıca ulusal merkezi büro çalışanlarına eğitim verilmesi ve Interpol  I-link sisteminde her kategorinin ne anlama geldiği konusunda açıklamaları içeren bir kullanıcı rehberi hazırlanması ve temin edilmesi teklif edilmiştir.

 

Bu konuyla ilgili ayrıca suç listelerinin kodlarının düzenli bir şekilde gözden geçirilmesi ve güncellenmesi hususu taslak kural olarak önerilmiştir. Kırmızı bülten sistemiyle ilgiyle uygulamada yaşanan sıkıntıların ortadan kaldırılması, giderilmesi ve çözüm aranması konusunda Interpol Genel Sekreterle Interpol Genel Kuruluna karşı sorumlu olduğundan söz konusu sistemde problemli olduğu düşündüğü hususları ve buna karşı geliştirdiği çözüm önerilerini düzenli olarak sunmaktadır.

 

Kırmızı bültenin yayınlanması sonrasında Interpol Genel Sekreterliğinin görevi bitmemekte yayımlanmış olan bültenlerin dört resmi dille tercüme edilmesi görevi devam etmektedir. Interpol tarafından çıkartılmış olan kırmızı bülten sayısı her geçen gün artmakta Genel Sekreterlik bu sayı ile başa çıkma kapasitesini her geçen gün kaybetmektedir. Genel sekreterliğin kırmızı bültenleri tercüme etmesi için artan sayıda tercüman ihtiyacı olduğu gibi maddi olarak da artan bir kaynak ihtiyacı da bulunmaktadır. İdare edilebilir noktadan uzaklaşmaya başlayan iş yükü ve bunun getirdiği kaynak sıkıntısıyla baş edebilmek amacıyla Genel Sekreterlik yeni bir kısım önlemler alma ihtiyacı içindedir.

 

Bu çerçevede Interpol daha önce hiçbir sınır gözetmeksizin kendisine  bildirilen her suç için belirli şartlar taşıdığı taktirde kırmızı bülten düzenlerken artık söz konusu kaygılarla yapılan taleplere konu suçların ciddi mahiyette suçlar olmasını temin etmek, önemsiz mahiyetteki suçlar için yapılan talepleri geri çevirmek amacıyla yani bir filtreleme yapmak gayesiyle kırmızı bülten talebinde bulunabilmek için suçlarla ilgili bir ceza sınırı getirme fikrini benimsemiştir.

 

Genel Sekreterlik tarafından çalışma grubuna bu konuda iki aşamalı bir prensip benimsenmesi teklifi getirilmiştir. Getirilen teklife göre kırmızı bülten talebine konu alan suçun ciddi, adi mahiyetli bir suç olması ayrıca kırmızı bültene konu olan suçun üst sınırının en az üç yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektirmesi kriterlerini getirmiştir. Paris'te yapılan çalışma grubunun 3üncü toplantısında getirilen bu teklife Türkiye karsı çıkmış, kırmızı bültenin suçluların iadesine sağlamak adını çok etkili bir polisiye araç olduğunu, ancak bununla birlikte asıl olan hususun suçluların iadesi sağlanması olduğunu, kırmızı bültenin bundan ayrı bir enstrüman olarak ele alınmasının doğru olmayacağını, suçlu iadesini düzenleyen uluslararası sözleşmelerde söz konusu ceza sınırının Suçluların İadesine Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesinde bir yıl, ECOWAS’ta (Amerika kıtası ülkelerince imzalanan suçlu iadesine dair sözleşme) iki yıl olarak düzenlendiğini, getirilen bu teklifi ile ise suçlu iadesi için bile öngörülmeyen derecede sınırlayıcı bir hüküm getirildiğini, bunun ise kırmızı bültenin sadece bir araç olması özelliği göz önüne alındığında bir çelişki arz ettiğini, suçluların iadesi için öngörülen şartlar ile kırmızı bültenin düzenlenmesi için öngörülen şartların birbirine paralel olması gerektiğini, bu şekilde bir düzenlemenin geçmesi halinde yeri tespit edildiğinde iadesi istenebilecek bir suçlu hakkında yüksek belirlenmiş ceza sınırı gereğince kırmızı bülten istenemeyeceğini, bu durumda ise amacın aracın gerisine düştüğünü belirterek getirilen ki üç yıllık ceza sınırının  hiç olmazsa iki yıllık olarak belirlenmesi gerektiğini teklif etmiştir. Türkiye'nin argümanına karşı Genel Sekreterlik yetkililere ceza sınırı getirmenin polis işbirliğine mani olmadığını, bunun sadece kırmızı bülten düzenlenmesi için getirildiğini söz konusu koşulları taşımayan suçları için kırmızı bülten dışında mevcut olan diğer polis işbirliği enstrümanlarının sözgelimi difüzyonun kullanılabileceğini dolayısıyla bu anlamda bir kaybın bulunmayacağı belirtmişlerdir. Bunun üzerine Türkiye tarafından, getirilen ceza sınırları içersinde kalmayan suçlar için kırmızı bülten dışındaki polis işbirliği enstrümanlarının kullanılması mümkün olmakla birlikte kırmızı bültenin Interpol Genel Sekreterliğince düzenlenip otomatik olarak düzenlendikten sonra bütün ülkelere gönderildiği, difüzyonların ise organizasyon tarafından değil üye ülkeler tarafından düzenlendiği ve otomatik olarak bütün ülkelere değil difüzyonu çıkaran ülkenin takdirine bağlı olarak belli sayıda ülkeye gönderildiği, daha sağlam bir kontrol mekanizması gerektirdiği için kırmızı bültene ülkelerin daha fazla itibar edildiği hatırlatılarak böyle etkin bir polis yardımlaşma aracından bir kısım suçlar için vazgeçmenin doğru olmayacağı karşı argümanı ortaya konulmuştur.

 

Ülkemizce dile getirilen argümanın bir kısım ülkelerce desteklenmesi üzerine dile getirilen 2 yıllık ceza sınırı sekreterlik tarafından taslak haline getirilmiş, diğer ülkelerin çoğunluklu olarak kabulüyle sonuç metin olarak kabul edilmiştir.[1] Şu durumda kırmızı bülten düzenlenmesi için kriter konulması öngörülmüş olup bu kriterlerden bir tanesi talepte bulunulan konunun ciddi mahiyette adi bir suç olması ve ayrıca bu suç için öngörülen cezanın üst sınırın en az iki yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesi gerekmektedir. Ayrıca en az 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ya da çekmesi gereken en az 6 aylık cezası kalmış olan hükümlüler hakkında kırmızı bülten düzenleneceği kararlaştırılmıştır.

 

Belirlenmiş olan filtreleme kurallarından ilki, her ülkede tartışmasız olarak suç kabul edilmeyen, belirsizlikler bulunan, ülkeden ülkeye suç olarak tamamlanıp tanımlanmaması konusunda tartışmalı olan durumlarla ilgili kırmızı bülten düzenlememenin daha uygun olacağı düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten de polis işbirliği araçlarından birisi olan ve 188 ülkeye çıkarıldığı anda dağıtımı yapılan kırmızı bültenin niteliği tartışmasız suçlamalar hakkında çıkartılması işin mantığına daha uygun olacaktır. Ülkeden ülkeye değerlendirmesi farklılık arz eden konular hakkında kırmızı bülten düzenlenmesi örgütün uluslararası itibarını da zaman içersinde zedeleyecek, kırmızı bültenin hukuki konumunu zayıflatacak bir etkiye sahiptir.

 

Bu düşüncelerle kültürel uygulama ve davranışlarla ilgili ve tartışmalı olan, aile ve özel meselelerle ilgili olan, idari niteliğe sahip veya özel anlaşmazlıklardan kaynaklanan suçlar, hakkında kırmızı bülten düzenlenmesini gerektirmeyecek suçlar olarak teklif edilmiştir.

 

Ayrıca yine bir kısım konular bulunmaktadır ki bunların hukuk alanında da değerlendirilmesi gereken bir konumu yoksa politik alanda değerlendirilip ona göre bu tavrı alınması gereken bir konumu olduğu tartışmalı olduğundan bu konularla ilgili de işlem yapılması sakıncalı olacaktır.

 

Bu durumlara örnek vermek gerekirse fahişelik suçu bazı ülkelerde suç olarak kabul edilmekte birlikte bir kısım ülkelerde ise sadece moral değerlerle ilgili bir konu olarak değerlendirilmekte ve suç derecesine varmayan bir anlayışı içersinde tanımlanabilmektedir. Yine aynı şekilde karşılıksız çek düzenlemek suçu daha ziyadeyi hukuki mahiyetle olduğundan hakkında işlem yapılmaması gereken suç olarak kabul edilmiştir. İdari mahiyetli düzenlemelerin veya hukukun ihlalinden kaynaklanan ekonomik niteliği ağır basan suçlar tartışmalı konumlarından ötürü hakkında kırmızı bülten düzenlenmemesi gereken suçlar olarak kategorize edinmiştir.

 

Genel olarak ifade etmek gerekirse, kırmızı bülten Genel Sekreterlik tarafından yayınlanır ve otomatik olarak tüm üye ülkelere dağıtılır. Kırmızı bültenin temel amacı aranan kişinin iadesi sağlanması amacıyla hareketinin kısıtlanması tutuklanması yada gözetim altına alınmasını temin etmek için yerinin tespit edilmesidir.

 

Kırmızı bültenin aynı zamanda talep edilmesi anında en azından kimlik bilgisi olarak adı, soyadı, cinsiyeti, doğum tarihi (en azından yılı olarak) ve kişisel özellikler veya DNA bilgilere veya parmak izleri veya seyahat dökümanı bilgilerinin iletilmesi gerekir. Ancak bazı durumlar vardır ki kişinin sadece bir fotoğrafı eldedir. Böyle durumda ise iyi kalitedeki fotoğrafla birlikte ilave bilgiler (yani lakabı anne baba isimleri fiziki özellikleri, DNA bilgilere parmak izi bilgileri) in gönderilmesi yeterli olacaktır. Bunlar tabii ki minimum temin edilmesi gereken bilgilerdir.

 

Yazımızı başında da belirtildiği gibi belirtilen hususlar çalışma gurubu tarafından belirlenmiş oluş, 2011 Ekim ayında yapılacak genel kurul toplantısında kabul edildiğinde yürürlüğe girecektir.

 

 

 

 

 

 

 



[1] 13 ‘e 12 teklif kabul edilmiştir.