|
Prof. Dr. Feridun Yenisey Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi |
Feridun Hoca
İle CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU (2) |
Yakalama, suç
haberinin alınması üzerine, „ilk işlem“ olarak uygulanamaz. Sadece suç üstü hallerinde, yakalamanın ilk işlem olarak yapılması
kabul edilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunun “geçici” (CMK 90/1) adını verdiği
yakalamanın, üç şekli vardır: (a) herkesin yapabildiği suçüstü yakalaması, (b)
kimlik tespiti yakalaması ve (c) tutuklama kararı verilmesi için yakalama (yani
«herkesten» farklı olarak, jandarma veya polisin, tutuklama kararına dayanarak
veya tutuklama kararı verilmesi için aranan şartlar gerçekleştiğinde, tutma
veya yakalama işlemini yapabilmesi) (CMK 90/2).
Yakalanan
kişinin içinde bulunduğu hukukî duruma «gözaltında bulundurma» denilir.
Görüldüğü
gibi, adlî yakalama; meşhut cürümde, tutuklama müzekkeresi kesilmesini
gerektiren acele hallerde ve daha önce gıyapta verilmiş bir tutuklama kararının
infazı amacı ile, «tutma» adı altında veya hapisten
kaçanın tekrar yakalanması için verilen müzekkereye dayanılarak yapılabilir.
“Polis Vazife ve Selâhiyet
Kanunu”na göre, kolluk, her biri bir
suç teşkil eden belli hallerde, yakalama genel
şartları olmadan da bir kimseyi yakalayabilir (PVSK “2002
Temel eğitim
almış ve valilikçe ruhsat verilmiş özel güvenlik elemanlarının, kendi faaliyet
alanları içinde işlenen suçlarda, özel kişilere tanınan yakalama yetkisi kadar,
yakalama yetkileri vardır. Ayrıca, hakkında yakalama emri bulunan kişileri de
yakalama yetkileri tanınmıştır (2005-
Kolluğun
verdiği emirlere uymayan, direnen kişileri ‘karakola götürme’, yani yakalama
yetkisi (PVSK “2007-
PVSK 4A maddeye
göre durdururken ve kimliği sorulan kişinin kimliğini ibraz etmemesi durumunda
„tutma“ yetkisi doğar. "Tutma" yetkisi kabahatlerde de kabul
edilmiştir.
a) Genel Bilgiler. Suçu işlerken rastlanan, yani “suçüstü” yakalanan
faili, herkesin “geçici olarak” yakalama yetkisi vardır (CMK 90/1).
“Suçüstü”
sırasında rastlanan faili, jandarma ve polis dahil,
herkes “geçici olarak” yakalama yetkisine sahiptir. Yakalama, ‘suçüstü hali’
ile sıkı bir şekilde bağlıdır. Bu nedenle, yakalama işleminin herkes tarafından
yapılması kabul edilmiştir. Geçici yakalama hâkim kararı veya yetkili bir merci
tarafından verilen bir emir olmaksızın, mülga kanunun ifadesi ile ‘tutuklama
müzekkeresi’ olmaksızın yapılır.
“Herkes”,
kavramına; suçtan zarar gören veya sıfatı ne olursa olsun, diğer kişiler,
görevli olduğu yer dışında da olsa, savcı ve jandarma veya polis memurları dahildir.
Herhangi bir
kişinin yakalama yetkisini kullanabilmesi için olayda aşağıdaki şartların
gerçekleşmiş olması aranmalıdır.
b)
Suçun tanıklar önünde işlenen (meşhut)
bir suç olması ve failin yakalanması şartı. Yakalamanın ilk şartı işlenenin
"suç" olmasıdır. Kabahatte "yakalama değil durdurma (PVSK 4A)
veya "tutma" yetkisi vardır. Kimliği belli olmayan kabahat failinin
tutuklanması da gündeme gelebilir. Bu düzenlemenin "ölçülü" olmadığı
belirtilmelidir.
Suç, kişi
tarafından işlenilirken rastlanılan bir suç olmalıdır. Yani suç henüz işlenmiş
olup, fail cürmün işlenmesinden sonra kovalanmalı
veya ilgili, suç işlediğini gösteren eşya ve izlerle yakalanmalıdır. Henüz
işlenmiş olan suç ile suçun işlenmesinden sonra polis veya suçtan zarar gören
şahıs yahut başkaları tarafından takip edilerek veya suçunun pek az evvel
işlendiğini gösteren eşya ve izlerle yakalanan kimsenin işlediği suç da,
‘suçüstü sayılır’ (CMK 2/1-j).
Olayda
gerçekleşmiş bulunan dış görünüş, suçun işlendiği konusunda çok kuvvetli bir
suç işleme şüphesi doğurmalıdır. Fiilin kasten veya taksirle işlenmiş olması
önemli değildir; sadece koğuşturulabilir olması
yeterlidir.
İşlenmekte
olan bir suça
rastlayan bir sivil şahıs, faili bir süre takip ettikten sonra takip etme işini
‘hırsızı yakalayın’ diyerek başka bir
kişiye devredebilir.
c)
Kaçma şüphesinin mevcut bulunması şartı.
Yakalanan kişinin, o anda ele geçirilmediği takdirde kaçmasından korkulmalı
(CMK 90/1, b) veya hemen kimliğini belirlemek mümkün olmamalıdır. CMK kaçma
şüphesini var kabul ettiği ağır suçları saymıştır (CMK 100/3).
Suç işlerken
yakalanan veya takip edilen kişinin kaçarak cezaî müeyyidelerden kurtulmak
istediği izlenimini doğuran davranışları varsa, kaçma şüphesi gerçekleşmiştir.
Kural
olarak, bütün ağır suçlarda ve gizli işlenen suçlarda bu şüphe mevcuttur.
Bununla birlikte, CMUK 104 üncü maddenin düzenlediği anlamdaki kadar, ‘kuvvetli
kaçma şüphesi uyandıracak vakıaların’ yani, “kuvvetli suç şüphesinin varlığını
gösteren olguların” (CMK 100/1) mevcut bulunması şart değildir.
d)
Hemen kimliğini belirleme olanağının
bulunmaması şartı. Suç işlerken rastlanan kimse, yanında taşıdığı resimli
bir belgeyi göstererek kimliğini kanıtlarsa, artık “hemen kimliğini belirleme
mümkün olmadığı”, gerekçesi ile yakalanamaz. Şahsın yakalanması yerine, kimlik
belgelerine el konulabilir veya tespit yapıldıktan sonra, belge ona iade
edilebilir.
Ancak, bu
ihtimal sadece “kimlik tespiti amacı ile yakalama” (mülga CMUK 127 ve PVSK ‘2007-
Suçu işlerken
rastlanan kişi adını soyadını söyler, fakat kimlik ibraz edemezse, kimliği
saptanmış sayılamaz ve yakalama şartı oluşur.
e) Şikâyet şartı. Eğer fiil soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı bir suç ise, bizim Kanunumuza göre, “şikâyet şartı gerçekleşmiş”
olmalıdır. Ancak, suç küçüklere veya beden ve akıl hastalarına karşı işlenmiş
olursa, Kanunumuz (CMK 90/3) şikâyet şartını aramamaktadır.
Suçun
soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı ise,
failin yakalandığı, şikâyete yetkili olan kişiye, bunlar birden fazla ise hiç
olmazsa birine haber verilir. Bu kişi şikâyet etmezse, yakalanan derhal
salıverilir.
Kanaatimizce,
yakalamada şikâyet şartının aranması, müessesenin niteliğine aykırıdır.
Yakalama zaten zaruretten doğan bir muhakeme hukuku kurumudur. Şikâyetin
gerçekleşmiş olması şart koşulursa, yakalama işlemez hale gelir.
f) Suç üstü
halinde, “herkes” tarafından yapılan yakalamanın şekli. Kanundaki “herkes” terimi, özel kişileri ve kolluk
mensuplarını kapsar. Kanun herkese
“suçu işlerken rastladığı kişileri” ve “suç üstü bir
fiilden dolayı izlediği kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen
kimliğini belirleme olanağının bulunmaması” durumunda “geçici olarak yakalama”
yapma yetkisini vermiştir (CMK 90/1).
Özel kişiler
faili yakalarken (CMK 90/1, 4), zor kullanabilir ama bunun makul bir oranı
aşmaması gerekir, silah kullanamaz. Bu oranı aşan zor kullanımı, özellikle
silâh kullanılması veya CMK 90 ıncı maddenin 2 inci
fıkrasında veya CMK 116 ncı madde ile kişiye verilmiş
bir yetki olmayan arama veya el koyma işlemleri, özel kişilerce yapılamaz.
Geçici
olarak yakalanan kişi, geciktirilmeden kolluğa teslim edilir.
g) Kolluğun suçüstü yakalama yetkisi. “Herkes” (CMK 90/1) tabirine kolluk memurlarının da
girdiğinde kuşku yoktur. Bu kolluk memurları hem önleyici hizmetler yapan
kolluk memurları hem de “adli kolluk” memurlarıdır.
Kanun
“geçici yakalama” yetkisini verirken, önce kişiye suçu işlerken rastlanması
halini ele almış, sonra sonra suçüstü durumunu ele
almıştır. Suçu işlerken rastlanan kişinin herkes tarafından yakalanması için
kaçma olasılığı veya kimlik belirleme gibi başka bir koşul aranmamıştır (CMK
90/1-a).
Kanunlarımızda “tutuklama yasakları” vardır. Bu gibi hallerde suç
işlediği şüphesi ile, bir kişinin yakalanması, bazı hallerde mümkündür.
Yeni Kanun “sadece adli para cezasını gerektiren suçlarla”,
“hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda”, tutuklama kararı
verilmesini yasaklamıştır (CMK “2005-
Çocuk Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda, onbeş yaşını
doldurmamış çocuklar hakkında, beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren
hallerde, tutuklama kararı verilemez (ÇKK 21). Onbeş yaş üstü failler için
tutuklama yolu açıktır.
Yukarıda açıklanan durumlarda, ilgili hakkında tutuklama kararı
verilemiyecekse de, suçüst halinde görüldüğünde, yakalanarak kimlik tesbiti
yapılması gereklidir. Kimlik tesbitinden sonra, kişinin serbest bırakılması gereklidir.
Bırakılmazsa, bireyin Devletten tazminat isteme hakkı doğar (CMK 141).
Tutuklama kararı verilmesi yasak olan hallerde, failin adli
kontrol altına alması mümkündür (CMK 109/2).
Polis Kanunu (PVSK 4A/9), kimlik tespit amaçlı yakalama yetkisini
verir. Kabahatlerde de (KK 40/2) aşağıda açıklanan “kimlik tesbiti yakalaması”
uygulanır ve kişinin kimliği tesbit edildikten sonra, adli işlemlerin tutuksuz
yürütülmek üzere ilgili serbest bırakırılır.
Burada yakalamanın amacı, ilgilinin kimliğini ‘tesbit’ etmekten
ibarettir. Kişi “tutulunca” kimlik bilgileri tesbip edilip, “adli kayıtlara
geçirildikten sonra”, serbest bırakılacak; “gözaltına alınırsa”, parmak izi ve
fotoğrafı alınacak (PVSK ‘2007-
Kanunun bu düzenlemesi yerindedir, zira, tutuklama kararı
verilmesine yol açmayan suçlarda yakalama yolunun tamamen kapatılması, Adliyeyi
işlemez hale getirebilirdi. Bunun önüne geçmek amacı ile kabahat ve basit cürümlerde
de bazı şartlar altında yakalama yolu açılmış, fakat tutuklama kabul
edilmemişti (PVSK 17). PVSK da yapılan 2007 değişikliği ile, kimliği tespit
edilemeyen kişinin gözaltına alanması ve hatta tutuklanması kabul edildi (PVSK
‘2005-
Hakim veya savcı tarafından verilmiş olan bir yakalama emrinin vb
(CMK 98) yerine getirilmesi şeklinde, kolluk
yakalama yapabilir.
Kolluk görevlileri, hakkında “yakalama emri” (CMK 98) verilmiş olan bir kişiyi “yakalama yetkisine sahiptirler”.
Yakalama emrinde kişinin eşgali, biliniyorsa kimliği, yüklenen suç ve
yakalanınca nereye gönderileceği yazılır (CMK 98/4). Kanunumuz dört türlü
“yakalama emri” öngörmüştür:
Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı
yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza
hakimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin
reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri
düzenlenebilir (CMK ‘2005-
Kovuşturma evresinde sanık “kaçak” (CMK 247) ise, mahkeme veya
hakim resen veya C. savcısının talebi üzerine yakalama emri düzenleyebilir (CMK
98/3). Bu karar da kaldırılan gıyabi tutuklama kararı gibidir.
Mahkeme ayrıca sanığı yakalama emri ile getirilmesine, kavuşturma evresinde her zaman karar
verebilir (CMK 199).
Tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü
hakkında veya kolluğun elinden kaçan kişi hakkında C. savcısı yakalama emri
düzenleyebilir (CMK 98/2). Savcı ayrıca
hükümlü hakkında da yakalama emri ,yani ele geçirme müzekkeresi düzenleyebilir.
Yakalanmış iken, kolluk görevlilerinin elinden kaçak şüpheli veya
sanık hakkında, kolluk kuvvetleri “yakalama emri” düzenleyebilir (CMK 98/2).
Yakalama emri uyarınca kişi yakalanırsa veya emre konu teşkil
eden işlem yapılırsa, “yakalama emri kolluktan geri alınır.” Mahkeme, hakim
veya C. savcısı bunun iadesini kolluktan ister (CMK 90/6).
Bazı malum suçlara ilişkin muhakeme kapsamında CMK 250 nci madde
de sayılan suçlar bakımından, geniş yetkili ağır ceza mahkemesi veya başkanı,
cumhuriyet savcısı, mahkeme naibi veya istinabe olunan hakim kolluğa,
soruşturma ve kovuşturma sebebiyle şüpheliyi, sanığı, tanığı bilirkişiyi ve
suçtan zarar gören şahsı belirtilen gün saat ve yerde hazır bulundurma emri
verebilir (CMK 251/6). Bu emir kolluğa yakalama yetkisi verir.
Kanundaki bu düzeleme kişi özgürlüğü açısından yeterli
güvencelere bağlanmadığı için, yerinde değildir. Mülga CMUK 154'te yer alan bu sınırsız
yetkinin kaldırılmasına sevinirken, örgüt suçlarında tekrar ortaya
çıkarılmasının eleştiriyoruz.
Hürriyeti bağlayıcı ceza hükmü kesinleştikten sonra, bunun yerine
getirilmesi için, mahkûm olan kişinin ele geçirilmesi gerekir. Gayesine göre,
“tutucu” veya “önceleyici” olabilen tutuklama, muhakeme boyunca ve hüküm
kesinleşinceye kadar başvurulan bir koruma tedbiri olarak düzenlenmiştir.
Yakalama da böyledir. Fakat verilen hüküm yargı halini aldıktan sonra da hükmün
yerine getirilebilmesini yakın bir tehlikeden korumak gerekebilir.
Hükümlünün kaçacağına dair şüphe uyanırsa, Cumhuriyet savcısı
doğrudan yakalama emri çıkarır.
Üç yıldan fazla hapis cezalarının infazı için de doğrudan
yakalama emri çıkarılması emredilmiştir (CGİK 19/2).