|
Doç.Dr. M. Sezai TÜRK Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi |
DÜNYADA GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN KÜRESEL AJANS ŞART |
Türkiye son yıllarda
dış politikada alışılagelmiş dış politikasından farklı bir yol haritası çizmeye
başladı. Yeni dış politikada komşularla iyi niyete dayalı ve sorunsuz
ilişkiler, Kıbrıs’ta sorun çözümü için girişimler, Arap baharında Arap halkının
yanında yer
alan demokrat ve yol
gösterici aynı zamanda model ülke, Başbakanın “one minute” çıkışıyla İsrail’in
karşısında dik duran ülke ve Filistin’in koruyucusu ve zulmün önleyicisi gibi.
Aslında her şey yolunda gidiyor gibiydi. Önce Kıbrıs’ta çözümü isteyen ülke
konumuna geldi fakat çözümle ilgili bir şey gelişmedi. Sonra Suriye meselesi
ortaya çıktı ve Suriye’de gelinen noktada doğru şeylerin üzerinde durulmuş
olunsa da Ortadoğu’da eskisinden daha az etkili bir ülke konumuna düştü. Avrupa
her geçen gün Avrupa Birliğiyle ilgili
yeni sorunlar çıkarırken İran ile ilgili ciddi sorunlar kapıya dayanmak üzere…
Aslında Türkiye’nin
yeni dış politikasının özünü dünyanın yeni düzeninde bir rol kapma ve büyük
ülke olma oluşturuyordu. Bu 2023 vizyonuyla uyumlu bir politika idi. Türkiye
her alanda büyük olmalıydı ve bununla ilgili başta Cumhurbaşkanı ve dışişleri
bakanı olmak üzere strateji başbakanın önderliğinde çizilmişti. Bu stratejide
ne eksikti. Bu ayki yazımın konusunu bu konu oluşturdu. Daha önceden çeşitli
yazılar ve makalelerle araştırma
yaptığım bu konuyu derinlemesine siz değerli çağın polisi okurlarıyla paylaşmak
istiyorum.
İletişimin önemini
anlatmak için önce tarihi bir olayı aktararak başlayalım isterseniz konuya.
Maraton, yaklaşık yirmi beş yüzyıl önce, İ.Ö. 490 yılında, önemli bir meydan
savaşına sahne olmuştur. Atinalılar, Maraton ovasında, o dönemin en büyük
askeri gücü sayılan Pers Ordusunun saldırısına karşı koymuşlardır. Atinalı er
Pheidippedes, Atinalıların 192 ölüsüne karşılık, Pers ordusunun 6 bin 400
yitikle savaştan yenik çıktığına dair haberi Atina’ya ulaştırmıştır. Burada
amacımız iletişim tarihi ya da Maraton tarihi ile ilgili bilgi vermek değil,
İletişimin, toplumunun en temel gereksinimlerinden biri olduğunu söylemek
içindir. Atinalılar, ordularının Maraton ovasında Pers Ordusu ile yaptığı
savaşı kazanıp kazanmadığını öğrenmeyi gerekli buluyorlardı. Çünkü savaşın
sonucu, Atinalıların geleceğini belirleyecekti. Bugünün toplumları da,
yaşamlarını etkileyecek olayları öğrenmeyi gerekli görmektedir. Yaşamı
etkileyecek olaylar yakın çevrede olup bitenler değildir yalnızca; uzaklarda
olup bitenler de, dolaylı ya da dolaysız, süre giden yaşamda önemli değişimlere
yol açmaktadır.
Haber, tarihin her
döneminde önemli bir ticari meta olmuştur. İlk çağ medeniyetlerinden bu yana
panayır, agora, forum veya tapınak gibi günlük olaylar konusunda insanların
haberdar edildiği yerler hep ayrıcalıklı olmuşlardır. Eski Yunan ve Roma’da
günün haberleri agoralarda ilan edilirken, Senatonun aldığı kararlar da
duvarlara asılarak Romalı vatandaşlara
iletilirdi. Roma’da olduğu gibi bilgi, kendisini erken elde eden herkese her zaman ayrıcalık sağlamıştır.
Sanayi kapitalizmiyle birlikte bilginin değeri daha da artmıştır. Tüccar ve
sermaye sahipleri için her yeni haber, üretim kadar önem kazanmaya başlamıştır.
Dolayısıyla habere hızla ulaşmak için bedel ödemeye hazır çevreler belirmiştir.
Bunların sayısı arttıkça haberin daha geniş alanlara yayılmasının da kar getiri
bir girişim olabileceği fark edilmiştir. Pazarlardaki mal çeşitleri ve
miktarları, fi yat ve hisse durumları hakkında hergün, hatta günün değişik saatlerinde
habere gereksinim duyulur hale gelinmiştir. 1830’lu yılların başında Paris’te
yerli ve yabancı gazetelerdeki önemli haberleri çevirerek ya da derleyerek
basıp Fransa ve Almanya’ya dağıtan en az altı Muhaberat Bürosunun bulunduğu
bilinmektedir. Haber ajansı adı verilen kurumlar, bu gelişmelerin ve
gereksinimlerin sonucu ortaya çıkmıştır. Önce ulusal haber ajanslarıyla
ülkelerini etkileyen güç sahipleri daha sonra bütün dünyayı bilgi ve iletişim
gücünü ellerinde bulundurarak ele geçirmişlerdir. Yeni sömürü düzeni savaşlarla
değil artık bilgi ve iletişim ile sağlanmaktadır. Bu yeni düzende emperyalist
güçler dünyaya çok uluslu ekonomik şirketler aracılığıyla nüfuz etmektedir. Bu
şirketler, girdikleri ülkelerde etkinliklerini sürdürürken, dünya halkları arasındaki
iletişimde, ağırlıklı olarak yine bu aktörler kaynaklı medya kurumları,
teknolojileri ve ürünleri aracılığıyla denetim altında tutulmaktadır.
Dünyanın belli başlı
haber ajansları, emperyalist ülkelerin denetimindedir. Bugün dünyanın süper
güçleri durumundaki devletlerle bağlantılı, uluslararası ölçekli, tüm dünya
ülkelerine haber, haber malzemesi ve görüntü dağıtan haber ajansları
vardır. Dünyadaki büyük haber ajansları
haber kaynağı olarak bağımlılık yaratmakta ve ülkelerin imajlarını sahiplerinin
istekleri doğrultusunda şekillendirmektedir. Bu bağımlılığın en dikkat çeken
türü, emperyalizmin de önemli bir boyutu olan “kültürel” bağımlılıktır.
Uluslar Arası
Haber Ajansları Ne İşe Yarar?
Haberleri, olay
yerinden bir gazetenin yazı işleri odasına veya radyo ve televizyon
istasyonuna aktaran her
basın organının yurtdışı ve yurtiçi muhabirlerinden oluşan kendine özgü bir
iletişim ağı vardır. Ama hiç bir yayın organı -en zengin ülkenin en zengin
organı bile olsa- kendi olanaklarıyla dünya veya ulusal çaptaki güncel olayları
tek başına takip edemez.. Bu nedenle bütün basın organları kendi dışlarındaki
ve herkese açık haber kaynaklarına başvurmak zorundadır. Bu noktada devreye
haber ajansları girer. Bazı özel ve yerel haberlerin dışında, dünya medyasının
gündemini haber ajansları belirlemektedir. Birkaç tane uluslar arası haber
ajansı 1,5 yüzyılı aşkın bir süredir, önce gazetelerin, sonra radyoların daha
sonra da televizyonların ana haber kaynağı olmuştur.
Uluslar Arası
Haber Ajansları Ne Zaman Doğmuştur?
İmparatorlukların
dünya topraklarını paylaştıkları bir dönemde kurulan uluslararası
haber ajansları, ‘dünyayı
haber yayma tekeli açısından’ paylaşmışlardır. 1900’lü yılların başında Havas,
Fransız İmparatorluğu toprakları, İtalya, İspanya, Portekiz, Güney Amerika da
etkili olurken, Reuter’in etkinlik alanı ise İngiliz imparatorluğu ve Uzak-
Doğu idi. Wolff ajansı ise daha çok Almanya, İskandinavya, Rusya’dan haberler
geçiyordu. Zamanla uluslar arası ajanslar şekil ve kimlik değiştirirken,
etkinlik alanlarında ise fazla bir değişiklik olmamıştır. Uluslar arası haber
üretim ve dağıtım hizmeti, uzun yıllar AP (Associated Press), UPI (United Press
International), AFP (Agence France Presse),
Reuters ve TASS’ın önderliğinde yürütülmüştür. Bu hizmet günümüzde, 1970’li yıllarda UPI’ın
el değiştirerek küçülmesi, 1992’de de Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle TASS’ın
(yeni adıyla Itar-Tass) etkinliğinin azalması sonucu, Amerika Birleşik Devleti
(AP), Fransa (AFP) ve İngiltere (Reuters) kökenli üç ajansın etkin denetimi
altındadır. AP, Amerika kıtasında, Latin Amerika ve Uzakdoğu’da etkili olurken
AFP, “Francophone” Afrika’da; Reuters ise “Anglo-saxon” Afrika ve İngiliz
Uluslar Topluluğu (Commonwealth)
ülkelerinde büyük etkinlik
kurmuşlardır. İtar-Tass ise –eskisi kadar olmasa da- dağılan doğu bloku ve
Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde etkilidir. AP, AFP ve Reuters’in
çeşitli ülkelerde, 500’e yakın bürosu ya da temsilciliği 18.000’den fazla
abonesi bulunmaktadır. Bu ajanslar az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere
yalnızca yabancı ülkelerden değil, kendi ülkelerinden bile haberler
sunmaktadır. Bugün azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinden büyük bir
çoğunluğu batıdaki dört büyük haber ajansından en az birine abonedir.
Uluslar arası
Haber Ajansı Olmanın Ölçütü Nedir?
Yaklaşık her ülkenin
haber ajansı bulunmasına karşın, uluslar arası düzeyde faaliyet gösterenlerin
sayısı ise bir elin parmaklarını geçmez. “Uluslararası” niteliği taşımanın
ölçütü, öteki ülkelerde büro açmış olmak ya da muhabir bulundurmak değil,
doğrudan kamuoyuna haber ulaştıran kitle iletişim araçları arasında
abonelerinin olmasıdır. Örneğin Anadolu Ajansı, yurt dışında birçok ülkede
bürosu veya muhabiri bulunmasına, öteki ülke ajanslarından aboneleri ve onlarla
haber değişimi anlaşmaları olmasına rağmen, uluslar arası haber ajansı
sayılmaz. Çünkü öteki ülkelerin doğrudan kamuoyuna haber ulaştıran kitle
iletişim araçları arasında aboneleri yoktur. Geleneksel anlatımla, bir ajans
her yerde yalnızca haber toplamak için değil, satmak için bulunduğu zaman
uluslar arası sayılır. Haber ajanslarının gücü, mali yapılarından değil, haber
tekelini ellerinde bulundurmalarına göre değerlendirilir. Dünya üzerindeki
kitle iletişim araçlarının tamamına yakını, ülkeleri dışındaki haberlerin büyük
bölümünü, kendi özgün haber kaynaklarından önce bu ajansların haber
bültenlerinden sağlamaktadırlar.
Ajanslar Ülkelerin
İmajlarını Yönetiyor
Ülkelerin az
gelişmişliği ekonomik yetersizlikler, yer altı kaynaklarının azlığı, gelir
dağılımındaki eşitsizlikler gibi kriterlerle ölçülebilir ama Mosca’nın da
dediği gibi az gelişmişlik ve geri
kalmışlıkta temel özellik bağımlılıktır. Küreselleşmiş dünyada en önemli şey
bilgi ve haberdir. Dünyadaki büyük haber ajansları haber kaynağı olarak
bağımlılık yaratmakta ve ülkelerin imajlarını sahiplerinin istekleri
doğrultusunda şekillendirmektedir.
Batıdaki Hırsızlık
Olayı Komşudaki Patlamadan Daha Önemli
Bugün uluslar arası
haber ajansları deyince akla tamamen gelişmiş ve batı kaynaklı haber ajansları akla
gelmektedir. Bunlar; AP, AFP ve Reuters dir. Bu ajanslar gelişmiş ülkelerin
haberlerini gelişmemiş ülkelere taşımakta; oralardan gelişmiş ülkelere yönelik
haber trafiği ise “seçmeli” ve “beklenmedik” haber düzeyinde kalmaktadır. Bu üç
haber ajansı Uluslararası iletişimde, Batılı ülkelerle ilgili haberleri yanlı
olarak verirken dünyanın diğer kesimiyle ilgili haberlerde sadece ortada üç
“c”lik bir durum -İngilizce’deki
darbe (coup), kriz
(crisis), felaket (catastrophy) sözcüklerinin ilk harfleri- varsa yayınlamaktadır. Böylece dünya kamuoyu
olumsuzluklarla anılan ülkelere olumsuz imaj yüklemektedir. Büyük ajanslar,
gelişme halindeki ülkeleri haber yönünden besler görünürken, onlara gelişmiş ülkelerin
ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal egemenliğini de, dolaylı olarak
taşımaktadırlar. Türk medyasında Amerika yada Avrupa’daki bir polis hırsız
kovalamacısı, komşu ülkede patlayan bombadan daha fazla yer bulabilmektedir.
Haberlerimiz Dış
Kaynaklı: Düne Kadar Silahla
Sağlanan Hâkimiyetler Şimdi Haberle Sağlanmakta
Araştırmalara göre
Türk televizyon ve gazetelerinde yayınlanan her 100 dış kaynaklı haberden
60’ını uluslararası ajansların sunduğu haberler oluşturmaktadır. Türk insanı,
hemen yanımızda meydana gelen bir çatışmayı veya olayı onların gözlüklerinden
bakarak öğrenmekte ve Batılı ülkeler düşman gördü diye Suriye, İran’a düşmanlık
besleyebilmekte, Ermenistan’a sempatiyle bakabilmekte, Rusya ile Gürcistan
arasındaki krizde ABD veya Rusya’nın yanını tutabilmektedir.Dünyayı daha iyi
anlaya bilmek ve gelişmeleri doğru olarak takip edebilmek için bizimde kendi
gözlüğümüze ihtiyaç vardır ve bu konuda Anadolu Ajansı daha aktif görevler
almalıdır. El Cezire bile şuanda dünyada haber kaynağı olarak etkin bir duruma
geçmektedir. Artık dönem küresel arenada yer alma dönemidir. Şu bilinen bir
gerçektir ki haklı olanın değil güçlü olanın sözü dünyada geçerli akçedir.
Güçlü ülkeler, düne kadar silahla sağladıkları hâkimiyetlerini bugün haberle
sağlamaktadırlar.
Uluslararası haber
ajansları uzun yıllardır Türkiye’den dünyaya haber servisi yapmaktadır. Yapılan
bu haberlerin ortak bir dili ve anlamı olduğu bilinmektedir. Haberlerde
kullanılan kelimelerden, haberlerin veriliş şekline kadar her şey adeta
oluşturulmaya çalışılan ortak bir yargının delilleridir. Bu yargı, Türkiye’nin
sürekli bir kriz, felaket, terör ve darbe ülkesi olduğudur. Eğer bu şekilde
devam ederse Türkiye, yeni dış politikasını dünyaya anlatmakta sıkıntı çekecek
ve oluşturmaya çalıştığı yeni imajıyla ilgili çalışmalar, enerjiler, uğraşlar
boşa gidecektir. Yakalanan mevcut konjonktüre uygun fırsatlar, amatörlüğümüz
yüzünden harcanacaktır. Türkiye bu konuda acele etmeli ve uluslar arası
etkinliğe ve ağ sistemine sahip bir ajans kurmalıdır.
Dünya medyasının
bağımlı olduğu bu küresel ajansların etkinliğini azaltmak Türkiye için her
geçen daha da zorlaşmıştır. Çünkü Türkiye birkaç yıldır dünya kamuoyunda ve
özellikle Arap dünyasında elde ettiği avantajları kaybetmeye başladı bunun en
önemli nedenlerinden bir tanesi hiç şüphesiz uluslar arası haber ajansları.
Türkiye uluslar arası haber ajansı kurma girişimini en kısa zamanda gündemine
almalıdır. Gelecek günler dünyamızı daha zor durumlara sürüklemeye devam
ediyor. Uluslar arası bir Haber Ajansına sahip olan Türkiye dünya kitle
iletişim dengesini önemli ölçüde etkileyecektir. Dünya kamuoyu, olayları sadece
New York, Londra veya Paris gözüyle bakarak öğrenmemelidir.
KAYNAKÇA:
Akın,
Zihni Oğuz, Uluslararası Haber Ajanslarının Türkiye Haberlerinde Eşik
Bekçiliği Uygulamaları: Reuters, AP Örneği (Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi) Ankara–2010
Türk,
Mehmet Sezai; Bıyık, Ahmet; Uluslar arası Haber Ajanslarının Algı Yönetimi
Çalışmaları ve İletişimdeki Dengesiz Yapının Sonuçları, Dünden Bugüne Halkla
İlişkiler, Eğitim Kitapevi, Ankara-2009
Türk,
Mehmet Sezai; Türkiye’nin Acil İhtiyacı:Uluslar arası Haber Ajansı,
http://www.sde.org.tr/userfiles/file/aralik2010.pdf
Türk,
Mehmet Sezai; Türkiyenin artık Reutersi olmalıdır.
http://www.internethaber.com/turkiyeninartik-reutersi-olmali-298322.h.htm