|
RED KİT GÜZELLEMESİ |

İsmet Kaplan
Başkomiser
Polis Akademisi Başkanlığı |
Red Kit benim en sevdiğim çizgi film/roman kahramanıdır. Çocukken kaç tane çizgi romanını defalarca okumuşumdur. Düz bir çocuksu ilgi midir, yoksa şuurunda olmadan bazı özelliklerinin etkisi midir onu cazip kılan? Şimdilerde yine ara sıra izlediğim bu “yalnız kovboy” galiba hoşuma giden bazı yönlerinden dolayı kendini sevdirmektedir.
Yalnız oluşundan başlayalım. “Merdümgiriz” diye bir kelime vardır ve görünürde olmasa da içten içe bu kelimeye yakın hissederim kendimi. Ve “yakın” olanların da bana kaç defa söyledikleri bir özelliktir. İnsanlardan kaçmak. O kadar ki “kâğıt üzerinde kalmak” hoş geliyor bana ve bu yazılar vesilesiyle tanıştığım yurtiçindeki/ yurtdışındaki insanlar ile yüz yüze görüşme imkânı/teklifi doğunca bir mazeret bulup görüşmeyerek (şayet subjektif bir maslahat göremiyorsam) kağıt üzerindeki inzivama devâm etmek hoşuma gidiyor. Vaktiyle “gıyabî tanışıklığımızın vicâhiye çevrilmesi ümidiyle” dediğim insanlara da aslında samimiyetsizce davrandığımı fark ve itiraf ediyorum… Evinden çok uzaklardaki yalnız kovboy biraz bu tavrıyla yakın geliyor bana…
İkinci bir özelliği “bıkmadan aynı/benzer işleri yapması”… Daltonlar kaç defa hapishaneden firar etmiş ve Red Kit “yeter be kardeşim, ben yakalıyorum bunlar kaçıyorlar” demeden peşlerine düşmüş ve derdest etmiştir. Günümüzün bıkkın insan tutumlarına zıttır bu yaklaşım ve fakat onun “profesyonelliğini” göstermektedir. O usanmadan “görevini” yapmaktadır.
Red Kit, macerasını/görevini başarı ile tamamladıktan sonra da ödüllendirilmek istendiğinde kayıplara karışmakta, sırra kadem basmaktadır. Görev zamanı hemen aranıp bulunabilirken, iş, taltif edilmeye geldiğinde çoktan günbatımı istikametinde, “garip” yaşantısını sürdürmektedir. Zaten sade, basit yaşantıyı tercih etmekte, “informel” hizmeti ona yetmekte, herhangi bir kamu kurumuna yatay geçişle geçip yatmayı düşünmemektedir.
Işık doğudan yükselirken, “Batı” nın kovboyuna güzelleme yazmak çelişkili mi geldi? Oysa “şuuraltı”ma vaktiyle “şuursuzca” giren karelere şuurluca yaklaşmaya gayret ettim. Red Kit’ten alacağımız dersler çok. Hem “global köy” olan dünyâda böylesi “imece”lerden alınmaya lüzum yok. Siz “yalnız” mesajı alın, ister kovboy olun, ister süvari, ister şövalye isterse Don Kişot…
Silahı iyi kullandığı halde kimseyi öldürdüğüne rastlamadım. Sadece karşıdakinin elindeki silahı düşürüyor. Silahla ortadan kaldırdığı tek şey “kendi gölgesi”… Filmin başında “kendi karaltısı”nı ortadan kaldırıyor. Acaba biz de ilk nişanı kendi karaltımıza/ egomuza mı alsak?
Son tahlilde bu bir çizgi “kahraman”. Siz de “kahraman” olabilmenin “çizgisini” bulun, hattâ çizgi ötesini…