|
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
|
Selahattin Babüroğlu
Mühendis, Önceki İmar İskan ve Ulaştırma Bakanı |
Tarih, 12 Haziran 1976, yer Ankara Türk-İş toplantı salonu… Pol-Der 5. Olağanüstü Genel Kurulu
Çağrılı olan parlamenterler arasında ben de vardım. Bu toplantı, Türkiye’nin nerelere doğru kaymakta olduğunu gösteren olaylara ve konuşmalara sahne olmuştu. Şimdi olayı 2011 yılının ekim ayında değerlendirmenize sunuyorum…
Toplantıya önceki İçişleri Bakanı Faruk Sükan geldiğin de bir kısım polis delege tarafından alkışlandı. Genel Kurul, hizipleri oluşmuş bir siyasi parti toplantısı görünümün deydi. Silâhlı resmî elbiseli polisler Genel Kurulun delegeleriydi. Konuklardan ve üyelerden söz alanlar oldu. Polis delegeler oturdukları yerden, konuşuyor konuklara lâf atıyorlar, arı dili kullanan, kullanmayan konuşmacıya göre sataşan taraflar durumundaydılar. Böylelikle polis gruplarının siyasi yönelimi belli oluyordu.
Örneğin, “yurttaş sözcüğünü kullanan konuşmacıya Yeşilyurt soyadlı biri sataşıyor, yurttaş değil, yurt değil, vatandaş, vatan diyeceksin!” diye bağırıyordu.
Bir polis delege «bize silâh kullanma emrini yasalar verir. Vali bize emir veremez.” Bir diğeri “ben ilkokul mezunuyum, buyursunlar hukukçular ders vereyim onlara, mesele tatbikattır. Onlar bunu bilmezler” derken bünyede oluşturulan kin ve rekabet dışa vuruluyordu. Bir başkası: «Faşizm, komünizm, devrimci hepsine karşıyım... Polis Derneği ne demek, Polis cemiyeti! yurttaş ne, vatandaş... Hürmet ve saygılarımı sunarım...» şeklinde sözünü bitiriyordu!
Ayırıcı odaklar; masum, iyi niyet sahibi ger çekten vatansever polisimizi böylesine koşullandırmış gruplara, hiziplere ayırmıştı. Büyük bir yanılgıyla polis erozyona terk edilmişti. Koşullandırılan polis olanları ve işi anlamakta zorluk çekiyordu. Gelen iktidarlar polisimizin bu haliyle devredildiğini sezmemişlerdir..…
Polis ve Örgüt içi Sorunların Etkileri
Poliste hiyerarşi, «emirkomuta » ve disiplin zincirinin kesintisiz sürdürülmesi son derece önemlidir. Birbirine güvenen, «ast-üst» ilişkileri düzgün kolluk kuvveti oluşturulduğu takdirde düzen sağlanır. Hem örgüt (teşkilât), hem de poliste uygulanan yanlış personel politikaları; onları sizden, bizden ayrımına sürükler.”, “polis politize olur.Yukarda belirttiğim gibi. Şaşkın yineliyorum sizden bizden ayrımından kurtarılamaz...
Öte yanda, polisin meslekî kariyerinin siyasi tarafına, ya da görünüme göre olmamalıdır. Polis devletin kuvvetidir, tuttuğu yan olamaz. Hele de yerel politikacıların etki ve denetiminde kolluk kuvveti olacağına hiç olmasın daha iyidir.
Atamalar ve terfilerde adaletsizlikler, disiplinsizlikler kolluk kuvvetlerini iş yapamaz hale getirir. Hizipleşmelere, gruplaşmalara neden olur. Bazı siyasi organlardan da destek görünce karşı ekipler oluşarak, asayiş sağlamak üzere kurulmuş olan kolluk kuvvetleri, tersine, asayişsizlik un suru haline gelir. Kendi içinde kavga edenlerden oluşan, ortak noktası olmayanlardan başka bir deyimle başka başka dünyaların kişileriyle homojen ve üniform kolluk kuvveti kurulamaz, kurulmamalıdır.
Polisin görevi tek başına vatan kurtarmak, rejim değişmek değil, devleti korumak, devletin emrinde görev yapmaktır. Kuşkusuz her rejim kendi polisini oluşturur. Polis sistemin tutarlılığı içinde salt siyasi partilere özgü işlere özenmemelidir. Polis yöneticileri basınla ilişkisini koparmamalı, ama manşet olma hevesine de gir memelidir. Kendi görev kademesinde ağırbaşlılığını korumalıdır. Halkın huzuru ve polis mesleğine musallat olanlarla mücadeleyi ertelememelidir.
Hele siyasi partiler arasındaki, İktidar olma yarışında polis legal veya illegal desteklemelere asla girmemelidir. Türkiye böylesi bu dönemi de yaşamıştır.
1980 yılından önce, poliste karşı görüşte olanlar ayrı ayrı derneklerde toplanarak hizipleşmelerini kendilerince hukukileştirmişlerdi. Dernek genel kurullarına silâhlı polisler katılıyor, bir siyasi parti genel kurulundaki gibi tartışmalar yapılabiliyordu.
POL-DER ve POL-BİR iki ayrı siyasi görüşü savunan resmen kurulmuş derneklerdi. Solcu polis derneği sol kanat eylemcilerini, sağcı polis derneği sağcı eylemcileri koruyordu. Polis teşkilâtında birbirleriyle dövüşenler, siyasi ekipler oluşturanlar vardı. Oysa kolluk kuvvetleri değişkenlere göre değil, değişmeyenlere göre kendisini düzenler, hizmetini bu ilke uyarınca sürdürür.
Değişmeyen devlettir. Polis siyasi görüşlerin değil, devletin polisidir. Eğer, içgüvenlik kuvvetleri devlet hizmetlerinden koparılırsa, değişik siyasi amaçlara hizmet eder hale sokulursa o ülkede huzur kalmaz, o ülkenin polisi görev yapamaz ve ister istemez bu boşluğu başka kuvvetler doldurur.
Çünkü polis kaba kuvvetin egemen olmasını önleyen ve özgürlüklerin eşitlik içinde kullanılmasını sağlayan ya sal kuvvettir. Yasa dinlemeyen zorbalar ve saldırganlar karşısında polis resmî kuvvettir. Önemli bir barajdır. Yoksa polis halkın tümü ya da bir kısmı üzerinde sıkılmış bir yumruk, çekilmiş bir kılıç değildir. Kolluk kuvvetleri halkın tadını kaçıran, yaşamın tadını tuzunu bozan bir güç değil, biz uyurken, eğlenirken görevde olan, polis aslında; doğanın beşiği, ölenin tabutudur. Polis mesleğinin kutsallığı da buradadır.