|

Bekir TANRIKULU
E.1.Sınıf Emniyet Müdürü |
ÇOCUK
HAKLARINA
BAKIŞ
|
Ünlü düşünür Diderot diyor ki: “Bir milletin yükselmesi, o milletin içindeki kötülerin yok edilmesiyle değil, insanların ve bilhassa çocukların güzel eğitilmesiyle mümkündür.”
Çocuk hakları sözleşmesi uyarınca, çocuklara uygulanabilecek olan kanuna göre daha etken reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Çocuk hakları kavramı evrensel bir kavramdır. Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik veya dinsel sömürüye karşı korunma haklarının tümünü kapsar. Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması, en ciddi boyutta
üzerinde durulması mutlaktır. Bugün dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlalleri, en çok çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve artarak devam etmektedir. Zaman içinde, müdahale edilmesi daha zor bir şekil almaktadır. Uluslar arası Af Örgütü’nün belirttiğine göre; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, çocuk emeğinin sömürülmesi, şiddet, cinsel istismar, yasa dışılık gibi olumsuzluklar, yani çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlardadır.
Çocukların bakımı bir toplum sorunudur. Bilinçli ve bilimsel bir şekilde yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğa ortak olması ve bu sorumluluğu yüklenmesi gerekir. Bu yüklenme düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. Bu sözleşmeye göre, her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir. Sözleşme, bütün çocuklar içindir. Ülkesi, ırkı, dili,
dini ne olursa olsun, hiçbir ayrımcılık asla yapılamaz. Bu alanda, devlet görevini yapar. Devlet, çocuklarla ilgili yasa ve uygulamaları oluştururken, her şeyden önce çocukların yararlarını düşünmek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Devlet, çocukların koruma ve bakımını üstlenenlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için gerekli önlemleri alır. İlgililerin sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini denetler, bakar, gözetir. Devlet, bu gözetlemeyi yaparken, hakların uygulanması konusunda çaba gösterirken başta anne-baba olmak üzere çocuktan sorumlu olan kişilerin haklarına karşı saygılı olur.
İlke olarak, tüm dünya çocuklarını, “Çocuk Hakları Bildirgesi”nde belirtilen haklardan mutlak olarak yararlanmalıdır. Bu yararlanmada daha önce de belirttiğimiz gibi “din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf” ayırımı asla yapılmamalıdır. Çocuklar ilke olarak özel şekilde korunmalıdır. Yasalar ve gerekli kurumların yardımıyla, çocuklar; fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgürce ve onurları zedelenmeyecek şekilde yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için çıkarılacak yasalarda, çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir. Çocuklar sosyal güvenlikte yararlanmalı, sağlıklı bir şekilde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve koruma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ve tıbbi bakım sağlanmalıdır. Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım ortamı hazırlanmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır. Çocuğun kişiliğinin gelişmesi için gerekli anlayış ve sevgi ortamı hazırlanmalıdır. Özellikle anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında çocuğun yetişmesine özen gösterilmelidir.
Çocuklar; genel kültür ve yeteneklerinin bireysel karar verme gücünün, ahlâki ve toplumsal sorumluluğunun; topluma yararlı bir üye olma bilincinin kazandırılması için gerekli eğitim verilmelidir. Bu eğitimde, öncelikle aile sorumluluk altına girmelidir. Eğitim ilk aşamada parasız ve zorunlu olmalıdır. Çocuklar, her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır. Çocuklar; her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuklar, belirli bir yaştan önce çalıştırılmamalı, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlâki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmamalı ve buna izin verilmemelidir. Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunmalıdır. Çocuk; hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında, enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.
“Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi, Amerika Birleşik Devletleri ve Somali hariç en fazla sayıda ülke tarafından onaylanan insan hakları belgesidir. Günümüzde, 20 Kasım günü “Evrensel Çocuk Günü” veya “Çocuk Hakları Günü” olarak kabul edilmiştir. Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün eseri olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ilk olarak Nisan 1929’da kutlanmaya başlandı. Bu tarihte örgütlenen 4 bin çocuk ilk kez TBMM’den haklarını talep etti. İlk olarak 1924’te çocukların korunmasına yönelik çalışma yürürlüğe girdi.
Bu bilgilerin ışığında Emniyetimizin bünyesinde özveriyle çocuklar için hizmet veren “Çocuk Polisi”ni unutmayalım. Polis Teşkilatı, korunmaya muhtaç, güvenlikleri tehlikede, anasız-babasız, anası veya babası tarafından terk edilmiş, anası-babası belli olmayan, fuhuş – dilencilik alkollü içki veya uyuşturucu maddeleri kullanan, her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara yönelen, başıboşluğa sürüklenen, ihmal ve istismar nedeniyle mağdur olan çocuklara kucak açmakta, şefkatli elleriyle bu çocukları kucaklayarak, karanlıktan, yalnızlıktan çekip almaktadır.