Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Ülkemizin Trafik Sorunları Gammazlık Kültürümüze Aykırıdır

polis_dergi_subat_2014_int_035 polis_dergi_subat_2014_int_036 polis_dergi_subat_2014_int_037Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik kazalarını azaltabilmek için yeni bir tedbir bulmuş. Buna göre her hangi bir vatandaş gördüğü trafik ihlalini cep telefonuna kayıt edip, ilgili makamlara bizzat vermesi veya göndermesi durumunda kişi hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenecek. Böylece trafik kuralı ihlalinin azaltılması ümit ediliyor. Bu uygulamanın caydırıcılık yaratacağı, böylece kazaların azaltılması düşünülüyor.

Ülkemizde çok fazla trafik kazası meydana geliyor

Trafik kazalarının önlenmesi için gerçekten yeni tekniklerin aranması lazım. Ülkemizde diğer ülkelere oranla, daha çok trafik kazası meydana geliyor. Çok fazla can ve mal kaybına sebep oluyor. Çok daha fazla araç kaydı olan ülkelerde, bu kadar kaza olmuyor. Bunun önlenmesi için kaza sebeplerinin iyi analiz edilmesi lazım. Sorunlar tespit edildikten sonra, bunların giderilmesi yönünde tedbirler düşünülür.

Trafik sorunlarının bilinen sebeplerinden bazı örnekler vermek istiyorum. Kara yollarında alt yapı eksikliği, trafik eğitiminin yaygınlaştırılamaması, eski model arabaların kullanılması, ülkemizin yol ve iklim şartları gibi pek çok nedenler sayılabilinir. Karayollarımızda son yıllarda önemli iyileştirmeler, otoyol ve çift yönlü yollar yapıldı. Ancak buna rağmen trafik kazalarında önemli bir azalma sağlanamadı. Güzel asfaltlarda hız yapma imkânı arttığı için, bazı alanlarda kazaların artmasına neden oldu. Mesleki tecrübelerime dayanarak şimdiye kadar kazaların artma sebepleri arasında gösterilmeyen birkaç nedene dikkat çekmek istiyorum.

Alternatif taşımacılık sektörleri devreye alınmalıdır

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen taşımacılık hizmetlerinin büyük çoğunluğu karayollarından yapılmaktadır. Hava taşımacılığında son yıllarda önemli mesafe alınmasına rağmen, hâlâ gelişmiş ülkelere nazaran çok geriyiz. Deniz taşımacılığından istifade edilemiyor. Deniz taşımacılığı en ucuz nakliyecilik olduğu bilinmesine rağmen bizde gelişemedi. Eskiye oranla daha geriledi.  Mal ve eşya taşımacılığı deniz yollarına, insan taşımacılığı da hava araçlarına yönlendirilmelidir. Aksi halde ülkemizde trafik kazalarının azaltılması mümkün değildir. Taşımacılık hizmetlerinin mutlaka bu üç sektöre bölünmesi sağlanmalıdır.

Bu husus ilgililer tarafından biliniyor. Deniz taşımacılığına teşvik verilmesi gibi tedbirlerin, otomobil teknolojisine büyük yatırım yapan şirketler tarafından engellendiği tahmin ediliyor.  Bu yüzden ülkemizde Avrupa’dan fazla kamyon var. Lüks otobüsler ile insan taşımacılığı ülkemizde çok gelişti. Otomobil fabrikaları her gün kâğıt para basar gibi araç üretiyor. Bu firmalar ürünlerini iç pazarda satıp, depolarını boşaltabilmek için çeşitli teşvikler yapıyor. Hâlbuki ürünlerini Avrupa ile yarışabilecek kaliteye yükseltip,  dış pazarlara yönlendirilmeleri lazım. Aksi halde ne kadar yol yapılırsa yapılsın. Bu yolları kalitesiz yerli arabalar doldurulacak. Kazaların azaltılması mümkün olmayacaktır. Kaliteli araçların üretilmesi için daha fazla yatırım gerekiyor. Ülke yönetimi bu konuda zorlayıcı tedbirler almaz ise, üreticiler kolay iç pazardan vazgeçmeyecektir.

Ülkemizdeki Trafik sorununun diğer bir nedeni, bizde sürücü belgesi almak ve otomobil sahibi olmak çok kolaylaşmıştır. Evi ve sabit bir iş yeri olmayan insanlar, ilk fırsatta ikinci elden aldığı arabalar ile şehirlerin cadde ve sokaklarını park alanlarına çevirdi. Bunu önlemek için şehir içinde kitle ulaşım sistemleri geliştirilmelidir. Araç sahibi olmak için özel park yeri gösterilmesi gibi tedbirler olabilir. Sürücü belgesi veren kurslar sıkı denetime tabi tutulmalı,       Sürücü belgesi alanların şehir arası yolara çıkabilmeleri için, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi belli bir adaylık süresi olmalıdır. Sürücü hatası sebebi ile meydana gelen kazalar ancak böyle önlenir.

Trafik kazalarının fazla olmasının diğer bir sebebi, insanımızın karakteristik yapısıdır. Bu iddiamıza itiraz edenler olacaktır. Türk insanı hız yapmaktan hoşlanıyor. Araç kullanırken şartlar zorlanarak risk alınıyor. Bölge trafik hizmetlerinde çalıştığım dönemlerden hatırlıyorum. Avrupalı sürücüler daha sorumlu araç kullanarak, asla risk göze almazlar. Bizim insanımız tehlikelere karşı risk almaktan korkmuyor. Bunun için ülkemizde araç kullanan, kullanmayan herkes için yaygın trafik eğitimi verilmelidir.

Türk insanı ihbar etmeyi sevmez

Trafik kazalarını önlemek için insanlarımızı birbirlerini ihbar etmeye teşvik etmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Bunu kötüye kullananlar olacaktır. Ceza tatbik edilen kişiler, ihbarcılara düşman olacaktır. Batı ülkelerinde insanların Trafik ihlallerini ihbar ettiklerini, bunun sosyal bir görev olarak algılandığını biliyorum. Ancak bizim insanımız, suçtan bizzat zarar görse bile, sanığı ihbar etmez.  Suçluyu ihbar etmek geleneklerimize göre, aşağılık bir hareket (Gammazlık) olarak algılanır. Buna tevessül edenlere de iyi gözle bakılmaz. Onlar çevre tarafından dışlanır. Bunun yanlış bir düşünce olduğunu kabul etsek de, karakterimiz böyledir. Kökleşmiş bir düşünce yapısını değiştirmek zordur.

Bu sebeple düşülen yeni tedbirin başarılı olacağını tahmin etmiyorum. Daha önce sivil, gönüllü Trafik müfettişleri gibi bazı uygulamalar yapıldı. Bunlardan başarı sağlanamadı. Eskiden yol kontrolleri daha etkiliydi. Belediyeler de şehir içinde trafik düzenleme hizmetlerine yardım ediyorlardı. Günümüzde bunlar yok oldu. Bu hizmet, sadece Trafik şubelerine bırakıldı. Yollarımız ve şehirlerimiz hızla gelişiyor. Araç miktarı çok hızlı artıyor. Trafik şubeleri, devlet büyüklerine eskortluk ve yol güvenliği gibi görevlerden diğer hizmetlere fırsat bulamıyor. Trafik hizmetlerinin resmi kurumlar arasında koordineli olarak bölüşülmesi gerekiyor.

Trafik sorunlarına değinmiş iken, şehirlerimizin oto park problemini de kısaca dikkat çekelim. Araç sahipleri otolarını banket ve yollara park ederek trafik akışını engelliyor. Yeni yapıların zemin katları iş yeri olarak değerlendiriliyor. Bu binalarda ikamet edenler ile işyerlerinin müşterileri için oto park yeri düşünülmüyor. Kamunun istifadesi için yapılan banket ve yollar özel oto park olarak kullanılıyor.  Bu durum büyük hukuksuzluk meydana getiriyor. Şehirlerimizde görüntü kirliliğine ve Trafik kargaşasına sebep oluyor.

Yeni açılan alış veriş merkezleri, oto park yerleri olduğu için tercih ediliyor. Belediyelerimiz imar mevzuatında değişiklik yaparak, yeni yapıların zemin katında daire sayısı kadar oto park mecburiyeti getirebilir. Bazı şehirlerimizde bu uygulanıyor. ABD. de, her dairenin birkaç oto parkı var. Tüm insanlarımızın otomobil sahibi olmaları isteniyor ise, bu tedbirlerin alınması lazım. Aksi halde yakında tüm sokaklar araba ile dolacak.

Ankara gibi baş şehrimizin pek çok ara sokaklarında yolun iki tarafına park eden araçlardan, çift taraflı trafik mümkün olmuyor.  Seyir halindeki araçlar karşılaştıklarında, birisi geri geri gitmek zorunda kalıyor. Bu durum çok geri bir ülke manzarası meydana getiriyor. Bu sokakların tek şerit haline getirilmesi zor değildir. Belediyeler bu hizmetler ile pek ilgilenmiyor. Onlar daha çok siyaset ile meşgul oluyor. Uzun vadeli alt yatırımlardan çok yüzeysel hizmetler tercih ediliyor.

Trafik ile ilgili son bir problem, şehir merkezlerinde çalışan yolcu otobüsleri ile ticari araçlar yolcularını indirmek ve bindirmek için mevcut oto duraklarına girmiyor. Yolun ortasında bu işlem yapılıyor. Arkalarında bulunan tüm araçlar da onları beklemek zorunda kalıyor. Bunun için özel duraklar yoksa, yolun sağına yanaşıp, trafik akışını engellemeden yolcularını indirmeleri gerekir. Maalesef bu nezaket gösterilmiyor. Lüzumsuz zaman ve yakıt kaybına sebep olunuyor. Bu sürücüler meslek odaları aracılığı ile gerekli eğitim ve ikaz yapılabilinir.