Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Terörist Profili ve Dağda Ölen Terörist

mustafaaydin131Dünyada insan yaşamından daha yüce bir değer olmamasına karşın insana yönelik şiddet ve saldırıların bir türlü sonu gelmiyor. “Terör”ü telaffuz etmediğimiz, terör haberleriyle irkilip ürkmediğimiz bir tek gün geçmiyor.

Hal böyle iken, son emniyet müdürleri kararnamesiyle Siirt Emniyet Müdürlüğünden Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne atanan Recep GÜVEN’ in ezber bozan nitelikte algılanan açıklamaları, Ekim ayının önemli bir tartışma konusu oldu.

Ekim ayı başlarında Diyarbakır polisevinde kahvaltılı basınla tanışma toplantısındaki konuşmasında Emniyet Müdürü Recep GÜVEN şu ifadelere yer veriyor. “Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz. Ama eline silah almış, çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz.”

 

Emniyet Müdürünün bu açıklamasını takdir edenler oldu. Tenkit edenler oldu. Destek verenler de, şiddetle eleştirenler de oldu. Bu konuda yorum yapmadan önce “terörist profili” ile ilgili bilgilerimizi hatırlamakta yarar görüyorum.

 

Terör belası, neredeyse milat ile başlayan iki bin yılı aşkın bir tarihe sahiptir. Bu büyük zaman dilimi içerisinde meydana gelen önemli sosyal ve siyasal nitelikli olaylar, terörizmin şekillenmesinde, dolayısıyla çeşitli dönüşüm etapları halinde varlığını sürdürmesinde etken olmuştur.

 

Soğuk savaşın sona ermesiyle terörizmde yeni bir süreç olan “Küresel Asimetrik Tehdit Dönemi”nde, terörizmle ilgili olarak yürütülen bilimsel çalışmalar, ağırlıklı olarak terörist profili üzerinde olmuştur. Terörist profili, terörist denilen o ürkütücü varlığın kişilik yapısının çok yönlü olarak incelenerek bize tanıtılmasıdır. Yapılan araştırmalardan; gerek ulusal ve gerekse evrensel bazda terörist profilinin çok fazla farklılık göstermediğini anlıyoruz. Diğer taraftan araştırma sonuçlarının ışığı altında, dünyanın neresinde ve hangi amaç doğrultusunda faaliyette bulunurlarsa bulunsunlar teröristlerin sıradan bir insan ve sıradan bir aile babası olmadıkları kesin yargısına varılmıştır.

 

Çeşitli tarihlerde düzenlenen panel ve sempozyumlarda araştırmacılar tarafından terörist profiline ilişkin olarak yapılan sunumlardan çıkarabildiğimiz ortak sonuç şudur.

 

– Teröristler normal insanlara göre asosyal ve başka insanlarla ilişki kurmakta zorlanan soğuk ve zayıf yapılı kişiliklerdir.

 

—Korkusuz, verdikleri zararı umursamayan, soğukkanlı ve sakin ruh halindedirler.

 

— Kendi kimlikleriyle değil bağlı olduğu örgütlenmenin dayattığı kimlikle yaşarlar, şartlanmışlık içinde tehlikeli ve inatçıdırlar.

 

— Diğer insanlara göre daha düşük zekâ seviyesine sahip olup sadist bir karakter çizgisi taşırlar.

 

— Genellikle genç yaşta olup aile bağı ve değerlerinden yoksundurlar.

 

— İntihar eylemi gerçekleştirerek bilinçli bir şekilde kendisini yok etmeye kadar varan gözü karalık içinde olabilirler[*].

 

— Barış ve uzlaşmadan nefret ederler ve terörü adalete giden en kestirme yol olarak kabul ederler.

 

Bu tespitlerin ışığı altında, net olarak anlıyoruz ki terörist profilinin şekillenmesindeki etkenlerden ilki, bireyin terör örgütü mensubu olmadan önceki kişilik yapısı ile var olan ihtiyaçları, diğeri de örgütün dayattığı kimliktir.

 

Terörizm ve onun örgütlü yapısı, kontrol altına aldığı bireyleri kendi kişiliklerinden kopararak onları vahşete sürükleyen ilginç bir psikolojiye sahiptir. Artık her türlü korkunç ve acımasız olayların aktörü durumundaki militanlaşmış teröristlerin kendi irade ve inisiyatifleri söz konusu değildir.

 

1789 Fransız İhtilaliyle başlayan “Devrimci Terörizm Çağı” olarak adlandırılan dönemin İngiliz siyaset kuramcısı Edmond Burke’ nin yazdığı bir kitabındaki “…Halkın üzerine salıverilmiş terörist denilen binlerce cehennem köpeği” ifadesi terörist profilinin çarpıcı bir özeti gibidir. Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep GÜVEN’ de yaptığı açıklamasında, kendi kafasındaki terörist profilini “insan katleden canavar” olarak belirliyor. Ne var ki dağda ölen bu canavara ağlamayanı da insan kabul etmiyor. Bu haliyle bakıldığında mutlak bir çelişki göze çarpıyor ve “dağda ölen teröriste ağlama” ifadesi tek başına ele alındığında da oldukça sıkıntılı bir durum yaratıyor.

 

Nitekim emniyet müdürüne karşı oluşan tepki ve eleştirilerin büyük bir bölümü, onun açıklamasında ki sadece ilk cümlesinin değerlendirmeye alınmış olmasından kaynaklandığına şüphe etmiyorum. Bu açıklama karşısında doğru bir değerlendirme ve yorumda bulunabilmek için açıklamanın ilgili bölünün tamamını bilmek gerekir. Bakalım ne demiş Emniyet Müdürü Recep GÜVEN?

 

“….Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz demiştim. Ama eline silah almış çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Bu iki duygu arasında gidip geliyorum. Benim yitik evladım dağa çıkmış, keşke ulaşabilseydim, ona normal bir hayat sunabilseydim, onun terörize olmasına mani olabilseydim diye

ağlarım….”

 

Açıklama böyle ise, anlaşılması gereken ve alınması icap eden mesaj da şudur. Evet ortada ağlanacak bir durum var gerçekten. O da çocuklarımızı terör örgütlerinin tuzağına karşı koruyamamış olma halimizdir. Ancak ilave ediyorum bu görev sadece devletin değil, bu görev top yekûn hepimizindir.

 

 



[*] PKK’nın intihar eylemlerini inceleyen araştırmacılar, PKK eylemlerinin intihar saldırısının sadece dinci örgütlerin işi olmadığını gösterdiğini, ama öte yandan da PKK’nın dünyadaki en az etkili intihar eylemleri yaptığını, 14 eylemden ortalama ikişer kişinin hayatını kaybettiğini, terör örgütünün, örgüte yeni katılanlar değil, eski militanları ve özellikle kadınları intihar eylemcisi olarak kullandığını, bu eylemler sonucunda örgütün kazançlı çıkmadığını, tersine prestij kaybettiğini ve bu sonuç nedeniyle de intihar eylemlerine son verdiğini belirtmektedirler. (Çakır, 2006 Türkiye ve Terörizm, TBB proje Grubu sh.290).