Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Suç ve Suçlularla Mücadelede Toplum Destekli Polislik ve Toplumsal Empati Bilinci

     image002

      İnsanlığın varoluşu ile birlikte barınma ve korunarak kendini güvende hissetme ihtiyacının bir sonucu olarak ortaya çıkan güvenlik olgusunu sağlamanın en önemli araçlarından biri de kolluk yapılanmasıdır. İlkel insandan günümüze dek dünyadaki teknolojik gelişmeler ve beraberindeki değişimlere bağlı olarak; toplum yapısında meydana gelen ekonomik, kültürel, sosyal yönleri ile birçok sorun ve sonuçlar doğurmaktadır. Her toplum, kendi toplumsal yapı ve kültürüne uygun yapılanmaları ile güvenlik anlayışlarını çağın beklentileri doğrultusunda geliştirerek, polislik anlayış ve uygulamalarında değiştirme yoluna gitmektedir. Güvenlik hizmetleri; toplumsal yapıdan doğrudan etkilenerek uygulama görevi yüklenen kolluk faaliyetlerine yön veren toplumsal ihtiyaçlar ve beklentilerdir.

          Bu kapsamda içinde bulunduğumuz zamanın beklentilerine paralel olarak çağdaş polislik anlayışı gündeme gelmiştir. Çağdaş Polislik Anlayışı genel olarak; kendisinin de mensubu bulunduğu halk ile Polis Teşkilatı arasındaki var olan ilişkiyi pekiştirerek güçlendiren, suç oluşmadan evvel hareket ederek önleyici hizmet görevi üstlenen anlayıştır. Suç ve suçlularla mücadelenin geleneksel polislik hizmetleri anlayışının aksine çok yönlü ve bütüncül bir şekilde yürütülmesi anlayışıdır. Esası halkın beklentilerine cevap ve yön verebilecek şekilde şekillenen bir yaklaşımdır. Günümüzde kanıksanamaz bir gerçek şudur ki, temelinde halkın desteği olmadan yapılacak olan hiç bir işte, hiç bir kurum ve kuruluşun başarılı olması beklenemez. Çağdaş ve demokratik yaşamın gereklerine uygun olarak Türk toplumu da gelişerek değişmekte olup; aynı toplum içerisinde suçların niteliğinin, suçlu profillerinin ve suç işleme yöntemlerinin değişmesi ile doğru orantılı olarak Türk Polis Teşkilâtı da değişim ve gelişmeler doğrultusunda kendisini sürekli yenilemekte ve geliştirmektedir.      Polisin, varlığının gayesi olan toplumdan bağımsız ve toplumsal taleplerden uzak bir anlayışla başarılı hizmet sunumu yürütmesi beklenemez.

          Suçu önlemek; suçu soruşturmak ve sonuçlandırmaktan daha ekonomik bir o kadarda zaman tasarrufu sağlayan önemli bir yaklaşımdır. Suçun olmayışı önleyici güvenlik hizmetleri anlamında bir başarı ölçütü olarak algılanmalıdır. Çünkü bir yerde ne kadar çok suç işlenmiş ve polis bunu aydınlatarak suç şüphelisi ve faillerini yakalayıp adalete teslim etmişse elbette başarılıdır ancak aksi bir görüşte o kadar suçun meydana gelmesi de suçu önleyici polislik hizmetlerindeki yetersizlikten meydana geldiğidir. Son dönemlerde; Ulusal Medyada genişçe yer bulan güncel bir suç türü olan iletişim yolu ile iletişim araçları kullanılarak yapılan dolandırıcılık olayları bu görüşü destekler nitelikte çarpıcı bir örnektir. Teknolojinin insanoğlunun hizmetine sunduğu günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alan cep telefonları; kendilerini “Kamu Görevlisi, Hakim, Savcı, Asker, Polis vb.”  devlet görevlisi unvanlarını kullanarak tanıtan kötü niyetli kişiler tarafından aranmakta veya mesaj atmak suretiyle çeşitli konularda suç isnat ederek suç korkusu oluşturup vatandaşlarımızın iyi niyetini suiistimal ederek kendilerine maddi kazanç sağladıklarını ne yazık ki tanık olmaktayız. Yine iletişim araçları üzerinden çeşitli tanınmış marka ve firmaların isimleri kullanılarak “Hediye-İkramiye” kazandınız gibi yöntemleri kullanarak vatandaşlarımızın Bankalar ve Bankamatikler üzerinden para havaleleri yaptırarak yâda elden bir yerlere bıraktırarak mağdur edildikleri ulusal medyada genişçe yer bulmaktadır. Suçun oluşması ile başlayan adli süreç hayli uzun bir zaman dilimini kapsamakta çoğu zaman mağduriyeti giderici müspet bir sonuç elde edilemeden yaşanılan maddi ve manevi kayıpların telafisi mümkün olmayabilmektedir. Bu durumun olumsuz yansıması olarak ilgili kurum ve kuruluşlara duyulan güven duygusunu zedelemektedir. Ulusal yazılı basında yer alan bir haberle konuyu somut bir örnekle desteklemek sorunun ciddiyetinin anlaşıla bilirliği açısından önem arz etmektedir. Ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetenin 12 Nisan 2013 tarihli baskısında yer alan “Dolandırıcıya verilen ceza yaşlı kadını ikinci kez yıktı” başlıklı haberde; 2011 yılında yaşanan olayda; Telefonda kendini polis olarak tanıtan bir şahsın suç korkusu yöntemini kullanarak, bir vatandaşımızın 20 Bin Türk Lirasını Banka Havalesi yoluyla dolandırdığını, şikâyet sonrası şüphelinin yakalandığı, 2012 yılında açılan davanın 2013 yılında karara bağlandığı belirtilmektedir. Karar da sanık şahsın iyi hali ve geçmişte benzer suç kaydının olmaması gibi nedenlerle 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği ve bunun 1.660 Türk Lirası Para Cezasına çevrildiği ve 10 eşit taksitte ödenmesi yönünde karar çıktığı belirtilmektedir. Ayrıca haber içeriğinde mağdurun avukatı tarafından yapılan açıklamada “davanın ceza mahkemesinde görüldüğünü mahkemenin paranın mağdura iadesine değil, suçun işlenmiş olup olmadığını karar verdiğini kararı temyiz edeceklerini, sanık hakkında ayrıca maddi ve manevi tazminat davası açacaklarını” belirtmektedir(Altunay, 2013:3).  Görüldüğü üzere 2011 yılında meydana gelen bir suç 2013 yılında karara bağlanmakta ve maddi kaybın giderilmesi yönünde tatmin edici bir sonucun alınamamasından dolayı temyiz yoluna gidilmekte ve bu süreç daha da uzamaktadır.

   image004Bahse konu Toplum Destekli Polislik Uygulamalarını örnek olayımız üzerinden açıklamaya çalışalım. Suç oluşmadan evvel harekete geçen yerel odaklı önleyici polislik yaklaşımında vatandaşlarımıza yerinde ziyaretler düzenlenerek iş yerlerinde, umuma açık alanlarda yüz yüze bilgilendirme çalışmaları yürütülmektedir.  Teknolojik imkânlardan yararlanılarak GSM Operatörleri üzerinden, toplu taşıma araçları içerisinde bulunan LED Ekranlardan uyarı mesajları gönderilmektedir. Banka müşterisi vatandaşlarımıza banka gişe görevlileri ve banka güvenlik görevlileri ile müşterek bilgilendirme çalışmaları yürütülmektedir. Banka ve bankamatikler çevrelerine uyarı ve bilgilendirme afişleri yapıştırılmaktadır. Vatandaşlarımıza elden birebir dağıtımı gerçekleştirilen bilgilendirme broşürleri ile işlenen suç yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılmaktadır. Yapılan tüm bu çalışmalarda “hiçbir kamu görevlisinin vermiş olduğu kamu görevi ve hizmet bedeli olarak iletişim araçları vb. yöntemlerle sizlerden para veya herhangi bir bedel talep edemez” bilinci oluşturularak vatandaşlarımızın tedbirli olması sağlanmakta, olası suç/suç mağduriyetlerini daha oluşmadan önleyerek bilinçli toplum hedefine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

 Polis; toplumda güven ve huzur ortamına sağlamaya yönelik olarak, kendisine bilgi akışı mekanizmalarını sağlama, iletişim kanallarını açma suçla mücadele ve önleme görevinde toplum potansiyelini kendi gücüne katarak etkin bir görev anlayışı yürütmelidir. Polisin her yerde olması mümkün olamayacağına göre her yerde gözü kulağı olabilecek bir toplumsal katkıya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu anlamda önem arz eden konu vatandaşın kendisine sunulacak güvenlik hizmetlerinin doğrudan tespiti, yönlendirme ve uygulama sürecine katılmasıdır. Bu katılım çağdaş polislik yaklaşımında; suçlar oluşmadan evvel vatandaşlarımızın güvenlik temel ve temalı çeşitli sosyal sorumluluk proje, bağlantılı faaliyetleri ile yerinde uygulamalı olarak önleyici, koruyucu bilgilendirme faaliyetleri sonrası halkın önleyici güvenlik hizmetlerinde alacakları basit tedbirler ile katılımının sağlanmasıdır. Yani Toplumun Güvenlik hizmetlerine aktif katılımının sağlanması, özellikle mala karşı işlenen suçlarda olası mağduriyetlerin en alt seviyelere indirgenmesi ile bilinçli bir toplum hedeflenmektedir. İşte bu beklentilere karşılayacak Çağdaş Polislik Yaklaşımı olarak Toplum Destekli Polislik kavramı ortaya çıkmıştır. Burada farklı bir görüş olarak şu soru akla gelebilir; Toplum Temelli Polislik mi; Toplum Destekli Polislik mi?

          Toplum Destekli Polislik, Felsefesinde toplum merkezli hizmet anlayışı olan suç ve suçlularla mücadelenin geleneksel polisiye tedbirlerle sağlanamayacağı görüşünden hareketle toplumun tüm kesimlerini de içine alacak şekilde bütüncül bir anlayışla devletim ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, akademik kurumlar, mahalle muhtarları site ve apartman yöneticileri ile vatandaşların güvenlik hizmetlerine katılımının sağlanması ile hizmetlerinin doğrudan vatandaşa götürülmesi anlayışı olarak dile getirilmektedir. Toplum Destekli Polislik hizmet anlayışı, yerel taleplere odaklanan bir polislik yaklaşımını yaşama geçirmeyi hedeflemektedir. Toplumun bir parçası ve görev yaptığı yerin güvenliğini sağlayamaya çalışan birisi olarak Toplum Destekli Polis, oradaki halk ile bütünleşen bire bir aracısız daha samimi ilişkiler kurabilen üniformalı bir vatandaştır (Toplum Destekli Polislik Hizmet Standardı ve Uygulamaları, 2009:51-81). Sonuç olarak,  temeli, destek ve beklentileri topluma dayandırılarak güvenlik hizmetlerinden beklenen verim, memnuniyet ile başarının elde edilmesi yine toplumun destek ve katılımına ihtiyaç duymaktadır. Uygulama alanı olarak dar alanlardan geniş alanlara bir yayılma söz konusudur. Tıpkı göle atılan bir taşın önce düştüğü yerde küçük daireler oluşturup daha sonra genişleyerek genele doğru yayılması gibi.

          Toplum Destekli Polislik anlayışının arzulanan başarıya ulaşmasında, kuşkusuz toplumsal kabul görmeyle doğru orantılı olarak, kurumsal yapı bünyesinde benzer anlayışın uyumu söz konusu olmalıdır. Bu bağlamda; Toplum Destekli Polislik birimlerinde görevlendirilen Toplum Destekli Polis Personel seçimlerinin ilk vazgeçilmez unsuru bu anlayışa sahip olmak ve gönüllülük esasına dayanmasıdır. Aksi takdirde arzulanan hedefe varılma ve fayda sağlama olasılığı en alt seviyede kalması kaçınılmaz sonuç olacaktır. Tabi arzulanan başarıya ulaşmada özellikle güvenlik temelli sosyal sorumluluk projelerinde ekonomik finansman desteği sorunu söz konusu olup, EGM Kaynakları, İl Özel İdaresi Kaynakları, Yerel Yönetim Kaynakları, İş birliği yapılan gönüllü kurum ve kuruluş kaynakları, Özel sektör-İşletme kaynakları ile son dönemlerde yaygın destek imkânı bulan ÇOGEP, SODES, Avrupa Birliği Proje Destek Programları gibi kaynaklar ekonomik finansman desteği sorunu çözümüne olumlu yönde katkı sağlamaktadır.

          Toplum Destekli Polislik ve Toplumsal Empati Bilinci Anlayışı

          image006Toplum Destekli Polislik anlayışının arzulanan başarıya ulaşmasında kuşkusuz toplumsal kabul görme ve memnuniyet ile destek çok büyük önem arz etmektedir. İşte tam bu bağlamda en asgari maliyetle oluşturulacak olan “Toplumsal Empati Bilinci” devreye girmelidir. Kısaca karşısındakinin yerine kendini koyabilme olarak tanımlanabilecek olan empati bilincinde; birey ve kurumların duygularını düşüncelerini daha iyi anlayabilmek, karşımızdakinin koltuğunda oturabilmeyi, masanın öbür yanından bakabilerek birbirimizin hissettiklerini anlayıp daha huzurlu, güvenli yaşam alanları oluşturmak, yaşamı daha da güzelleştirmek adına Toplumsal Empati Bilinci oluşturulmalıdır. (Türk Psikolojik Danışma Derneği)

          Yerel odaklı önleyici güvenlik hizmeti sunumunu anlayışını benimseyen Toplum Destekli Polislik uygulamalarında; Mahalle Polisi görevini yerine getirmekte olan Toplum Destekli Polisler, vatandaşlarımıza suçların oluşumu öncesi,  huzur ve güvenli yaşam alanları için çevrelerinde olup biten olayları, gördükleri şüpheli şahıslara karşı duyarsız kalmayıp 155 Polis İmdat Hattına bildirimde bulunabilmeyi, önleyici güvenlik hizmetlerine bu şekilde destek vererek suçların oluşmasını önleyebileceklerini ve olası yaşanacak suç mağduriyetlerin önlenebileceği bilincini yerleştirebilmelidirler. Bilhassa şahsa ve mala karşı işlenen veya işlenmekte olan suçlardan “bir kavga, şiddet, cinayet, hırsızlık, trafik kazası yâda herhangi bir asayiş ve güvenlik olayında vatandaşlardan… ya orada onun yerinde ben olsaydım, ya da o benim bir yakınım olsaydı ne yapardım, ne hissederdim veya görevlilerin yerinde ben olsaydım nasıl davranırdım” gibi bir duygudaşlık/empati bilinci ile hareket etme bilinci oluşturulabilmelidir. Anlık empati davranışı neticesinde; bir hayat kurtarabileceği, bir olayı önleyebileceği veya suç faillerinin yakalanarak olayların aydınlatılması ile adaletin sağlanmasına katkı sağlayabileceği düşüncesi ile polis-halk empatisi yaparak, halktan güven ve huzur için güvenlik birimlerine destek olmaları bilincinin oluşturularak toplumsal empati bilincinin geliştirilmesi amaçlanmalıdır. Ülke genelinde faaliyetlerini toplum yararına sürdürmekte olan; Türk Psikolojik Danışma Derneği Toplumsal Empati Bilinci anlayışını ülke geneline yayılmasını toplumsal sorumluluk ve görev olarak gören bir Sivil Toplum Örgütüdür. İşte bu ortak amaçlar kurumlar arası işbirliği yaklaşımı ile “Yaşamı daha da güzelleştirme, güvenli ve huzurlu yaşam alanları” oluşturulması adına müştereken güvenlik temelli sosyal sorumluluk projeleri hazırlayarak toplum yararına sunulabilmelidir.

          Sonuç olarak Toplum Destekli Polisliğin genel amacı; vatandaş memnuniyeti merkezli, güvenlik hizmetlerinde önleme odaklı, çözüme yönelik halkın katılım ve desteğini sağlamak suretiyle etkin bir şekilde yürütülmesidir. Vatandaş-polis ilişkilerinin geliştirilmesi, suçla mücadelenin güçlendirilmesi, polislik hizmetlerinin yürütülmesinde çağdaş uygulamaların yaşama geçirilmesi ile oluşturulan güvenlik içerikli sosyal sorumluluk projeleriyle halkın güvenlik hizmetlerine doğrudan katılımı sonucu duyduğu memnuniyeti artırarak sağlamaktır. Toplum Destekli Polislik uygulamalarında en çarpıcı örnek olarak özellikle Avrupa ülkelerinden Hollanda’da Toplum Destekli Polislik Hizmetleri, sadece yapısal ya da kurumsal bir değişim olmayıp, her şeyden önce bir zihniyet değişimidir. Benzer bir yaklaşım; Toplum Destekli Polislik Yönetmeliğinin 5. Maddesi 2. Fıkrasında Stratejik amacın, toplumsal katılımı sağlayan, çevrenin sosyal yapısıyla bütünleşmiş, topluma olabildiğince yakın, kaliteli güvenlik hizmeti sunan ve toplumun güvenlik taleplerine her durumda cevap veren, güvenlik olgusuna bütüncül yaklaşan örnek bir polis modeli oluşturmayı ve bu modeli bütün polis birimlerine benimsetmeyi içermektedir(Toplum Destekli Polislik Hizmetleri Yönetmeliği, 2009:2). Bu bağlamda Ülkemizde oluşturulacak olan kendiliğinden harekete geçen toplumun güvenlik hizmetlerine doğrudan katılım anlayışı zihniyet değişiminin ilk adımı neden “Toplumsal Empati Bilinci” olmasın.