Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Sokak Lambaları

image002 (2)          Cadde ve Sokak aydınlatılmaları, geceleri veya bozuk havalarda yolların aydınlatılarak insanların hal ve hareketlerini rahatlıkla yapmalarını sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Bunun yanı sıra bu aydınlatmanın birçok yararı daha vardır. İnsanlar doğası gereği karanlıktan korkar. Çevresinde ne olup bittiğini görmek ve bilmek ister. Sokak lambaları geceleri çevreyi aydınlatarak insanların olan biteni görmesini ve ikametgâhlarında kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Güvenlik güçlerinin zaman zaman cadde ve sokaklarda devriye gezerek suç işleme niyetindeki kişilere karşı caydırıcı ve önleyici tedbirler alması insanların kendilerini daha da güvende hissetme duygusunu arttırmaktadır.

          Bu genel durumun dışında, Sokak lambalarının çocukluğumuz ve gençliğimize ilişkin özel bir anlamı ve yeri vardır.

          1950’li yılların sonu ve 1960’lı yılların başında yaşadığımız kentin Cadde ve Sokakları Belediyece demir direkler dikilmek sureti ile aydınlatılmaya başlandığında birçok çocuk gibi benimde içimi bir sevinç ve heyecan kaplamıştı. O zamanlar tam olarak ifade edemesek de konutlarda da kullanılmaya başlanan elektrik ile birlikte bu durumun modern hayata geçişte çok önemli bir unsur olduğunu seziyor, heyecan ve sevincimiz bir kat daha artıyordu. Okula giden ağabeylerim derslerini gaz lambası ya da lüks lambası ışığında yaparken birden bir düğmeye basarak aydınlanan sihirli ışık huzmesi altında derslerini yapmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.Ahmet SAVAŞ

          Sokak lambalarının benliğimizde iz bıraktığı  daha birçok yönü vardır. Özellikle kış aylarında gece kar yağıp yağmadığını pencereden sokak lambasına bakarak anlamak, şayet çok yağdığını yani “lapa lapa” yağdığını görmek bizi mutlu eder, ertesi gün yolların kapanması ile okulların tatil olacağı, okula gidilmeyeceği, kartopu oynama ve karda kayma hayalleri ile sevinçle tatlı uykularımıza dalardık. Bu duyguyu çocukluğumuzda hangimiz yaşamadı ki.

          Ramazan aylarında Oruç tutmak için Sahura kalktığımızda maniler söyleyen ve davulunu hızlı hızlı çalarak telaşlı adımlarla kapımızın önünden geçen Ramazan davulcularını sokak lambaları sayesinde görür ve onlara içten bir sevgi ile bakardık.

          Gençlik yıllarımızın ilk döneminde yaşadığımız birçok şey gibi gece geç saatlere kadar sokak lambasının altında arkadaşlarla konuşur, o gün oynadığımız mahalle maçı, lig maçları, dersler, çoğunlukla da yeni yeni okumaya başladığımız Kerime NADİR, Oğuz ÖZDEŞ, Yaşar KEMAL ve Orhan KEMAL’ in kitapları ve daha nice birçok yazarın kitapları üzerinde tartışır, tıpkı Sokak lambasının bizi aydınlattığı gibi Dünya’yı tanımaya ve kendimizi aydınlatmaya çalışırdık. Belki de onların da bizler gibi duyguları ve duyu organları vardı. Bazen bizleri dinleyip göz kırpar gibi yanıp sönmeleri bundandı, kim bilir. Bazı günlerde iki arkadaşla baş başa kalır geleceğe yönelik hayaller kurar, hayattaki beklenti ve isteklerimizi birbirimize anlatırdık. Bazen de kendimizi yalnız hissederdik. Ama akşamların karanlığı ile birlikte yalnızlığımızı aydınlatan sokak lambaları idi.

          Sokak lambaları bazı günlerde arızalanır birkaç gün yanmazdı. Genellikle bu arızaların nedeni lambaların ampulü bitmiş olmasındandı. Böyle durumlarda mahalle sakinleri Belediye Başkanına ver yansın eder, ama pek çok kimsenin aklına Belediye  Elektrik idaresine arızayı bildirmek gelmez ya da ihmal ederlerdi. Çoğunluklada Sokak lambalarının arızalandığı gecelerde Mahalledeki hırsızlık olayları artar,  mahalle sakinleri korku ve endişeye kapılırdı. Hiç unutmam yine sokak lambalarının yanmadığı bir gece komşumuz olan Tahsildar (Vergi Memuru) amcaların evine hırsız girmişti. Tahsildar amca hırsızı fark ederek beylik tabancası ile onu kovalamaya başlamış ancak bahçe duvarından düşerek ayağını kırmış, hırsız da karanlıktan faydalanarak kaçmıştı. Bu olaydan sonra sokak lambalarının yanmasının önemi mahalle halkı tarafından daha çok anlaşılmış, lambalardan meydana gelen arızalar derhal belediyeye bildirilmeye ve kısa sürede arızalarının giderilmesine başlanmıştı.

          Daha sonraki yıllarda yatılı olarak okuduğumuz Polis Kolejinde benzer duyguları farklı boyut ve ortamda yaşadık. Anıtkabir okulumuza yakındı. Akşamları sınıfta yaptığımız etütlerde Anıtkabirin aydınlatmasından gelen ışıklar ders kitaplarımıza kadar yansırdı. Kitaplardan edindiğimiz bilgiyi ve aydınlanmayı Anıtkabirden gelen ışık ile sentez edip, yaşama daha disiplinli ve sorumluluk duygusu ile bakmayı öğrendik.

          Sokak lambalarının hayatımız da o yıllardaki rolü hiç de azımsanmayacak kadar çoktu. Günümüzde gelişen ve yenilenen teknoloji ile cadde ve meydanlardaki aydınlatmalara ilaveten iş yeri aydınlatmaları, renkli ışıklandırmalar ve billboardlar çağın gereklerini yansıtsa da, sokak lambaları değişik biçim ve yapıda yerli yerinde durmakta, artık onlar ile kendini özdeşleştiren, zaman zaman sevinç unsuru olan, altında saatlerce sohbet eden ve geleceklerinin hayallerini kuran gençleri göremesek de, modern yaşamın gereği olarak onlar işlevlerini yerine getirmeye devam etmektedirler.