Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Şark Mektupları – 2 ‘Kan, Ter ve Gözyaşı’

polis_dergi_ocak_2014_035 polis_dergi_ocak_2014_036Sevgili arkadaşım,

“ DOST DOSTA GİTMEYE GİTMEYE DÜŞMAN OLUR,

 DÜŞMAN DÜŞMANA GİDE GİDE DOST OLUR..”

Bingöl’de tanıştığım değerli bir kanaat önderinden öğrendiğim bir sözle selamlamak istedim seni..

Şöyle geriye dönüp bakıyorum da, o hüzünlü günde Elazığ havaalanından helikopterle Bingöl’ümüze gelmiştik. Aynı helikopterde Bingöllü devlet büyüğümüzde vardı. Yaşanan sekiz şehit hadisesi başta olmak üzere bu ve benzer hadiselerden dolayı devlet büyüğümüzün çok elemli olduğunu hatırlıyorum. Israrla bana ve eşime ‘bizim şehrimiz böyle bir yer değil.. bizim şehrimiz böyle bir yer değil…’ serzenişinde bulunmasını ve bunu defalarca ifade etmesini hiç unutamıyorum.

 Tüm bunlar yaşanırken çevremde helikopterin camından muhteşem bir renk cümbüşünün oluşturduğu cennetten bir köşeyi yaşatıyordu bana bu topraklar… Helikopterden indiğimizde akşamın kızıllığı yerini alaca bir karanlığa devrediyordu… İnce bir rüzgarla dağılan ezan sesleri huzuru, şükrü ve sabrı taşıyordu yüreğime..öyle bir sessizlikti ki, dışım sukut, içim kıyamet.. Vakit, Bingöl için hamd u sena vakti…

Devlet büyüğümüzün bu kederli tavırlarından da anladım ki, Bingöl insanı şehrinin ve kendilerinin olumsuz algılanmalarından son derece rahatsız.. İşte o zaman karar verdim.. Görevdeyken ve daha sonrasında bu kentin ve bu kentin insanlarının var olan ama çokta bilinmeyen güzelliklerinin herkes tarafından öğrenilmesine hizmet etmek, en asli vazifelerimden olmalı..

İnan bu güzellikleri sende duyunca hem çok şaşıracak hem de çok sevineceksin.

Birinci Dünya Savaşı’nda Rus işgalini durduran cesur şehirdir Bingöl’ümüz… Bir rivayete göre Osmanlı Askeri bu şehirde savaşmıyor.. Şehrin savunmasını yapan ve düşmana geçit vermeyen Bingöl halkının kendisi oluyor… Bu vatanseverlik duygusuna verilebilecek muhteşem bir örnek de yetmiş dört Kıbrıs barış harekâtında Bingöl’deki askerlik şubesinin önünde gönüllü olarak askere gitmek isteyenlerce kilometrelerce kuyruk oluşmasıydı.

Sevgili dostum,

1982 Anayasası İhtilaline hayır deme cesaretini gösteren şehirdir Bingöl. Bugünün Türkiye’minde geldiğimiz çağdaş normlara sahip, demokrasinin daha işlevsel olduğu bu yılların gecikmesine engel olmak için %90 gibi ezici bir oy oranıyla reddetmişti Bingöl…

Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler. Havası, suyu ve insanı tertemiz olan bu şehrin genel yapısı ve tarihi hep güzelliklerle dolu.

 Bingöllü devlet büyüğümüzün ne demek istediğini işte bu gerçekleri öğrenince çok daha iyi anladım…

Sevgili Dostum;

Hiç yabancılık çekmedim bu şehirde.. İnsanları öylesine içten öylesine samimi ve öylesine yakın ki… İlk günlerde bile yıllarca sokaklarını adımladığım esnafından ekmek aldığım bir şehir gibiydi Bingöl.. Sanki kırk yıllık bir dosttu daha kahvesini yudumlamadığımız..

Ve maalesef tanıştığım insanlar -az biraz samimi olduktan sonra hemen hepsinin kendi adına huzur ve güvenlik hizmeti gerekçesiyle yaşanmış bir acısı olmasına rağmen- bizleri bağırlarına basıyorlardı. Bu nedenledir ki, ayrılıncaya kadar bu insanların teşkilatımızla bir sevinç yaşamaları için çabalamak hedefimizdi.

Sevgili dostum,

Fırsat buldukça şehrin kültürünü tanımaya çalıştığım o ilk günlerin en etkileyici öğretilerinden biri de taziye kültürü olmuştu. İnsanların birbirinden uzaklaştıkları bu zaman da Bingöl’ümün taziyeleri dolup taşıyor. Önceleri acaba Bingöl’ün önde gelenlerinin birinin taziyesine mi denk geldik diye düşünürken kendi içimden, sonra devam eden taziye süreçlerinde anladım ki, Bingöl’ümün her taziyesi böyle geçiyor. İnsanlar taziye konusunda çok hassas ve dost düşman fark etmez, taziyesi olan aile mutlaka ziyaret edilip destek olunur. Böylece yıllarca güzel yurdumun çeşitli yerlerinde görev yaparken gördüğüm sayısız güzelliklerden biri de Bingöl’ümün taziye kültürü oldu. Aidiyet duygusunun da bir parçası olan bu taziye kültürü keşke yurdumun her yanına yayılsa diye not düşmüştüm o günlerde.

Bingöllüyle yolumuzun kesiştiği en önemli aşamalardan birisi de yaptığımız tiyatro etkinliği oldu. Yüz bin merkez nüfuslu bir şehirde kurumumuzca düzenlenen tiyatro etkinliğine üç günde yaklaşık on bin vatandaşımız iştirak etti. Etkinlik öncesi acaba salon boş kalır mı endişemizin yerini izdihamı nasıl önleyeceğiz kaygısı aldı. Gösterinin ardından ünlü sanatçılarımızdan birinin yaptığı konuşma manidardı.. sözlerinin bitiminde şunu söyledi.. “ Büyük şehirlerde bile hiç bu kadar kalabalık seyircisi olmadı tiyatronun..” Halen şaşırırım bu duruma. Sosyal faaliyetlere ne kadar da duyarlı bir şehir ve sosyal bilinci ne yüksek bir kentmiş meğer benim güzel Bingöl’üm.

Yine O günlerde şehitlerimiz için düzenleyeceğimiz mevlidi şerife Bingöl’ümüzün ticaret erkanına yüz yüze davet gerçekleştirmelerini personelime söylemiştim.. Bu çalışmalar başladığında çok trajikomik bir hatıraya da değinmek isterim. Zaten bu topraklarda trajedisiz bir komik olay hiç yaşamadım. Her komik anının içinde hep bir acının izini sürdüm. Hadise bir müdür yardımcımın Bingöllü bir iş adamını araması ile başlıyor. Ancak görüşemiyor. Günler sonra bizimle ilk günden beridir gönül birlikteliğiyle yanımızda olan Bingöl eşrafından bir dostumuz müdür yardımcımızın aradığı kişi hakkında benimle görüşmek istediğini söyledi. Makamıma gelen kişiyle hal hatır sormalarımızın ardından beyefendinin günlerdir kendisinin neden arandığını, konunun ne olduğunu bilmediğinden dolayı da acaba suçum nedir diye merak ettiğini söyledi. Meğer bizim müdür yardımcısı kendisini mevlidi şerife davet için arayınca mutlaka adli bir durum var deyip günlerce ortadan kaybolmuş. Şükürler olsun ki, durum aydınlanınca o beyefendiyle karşılıklı muhabbet etme imkânı bulduk. Gözyaşları içinde anlattığı anısı bir telefonla başlayan travmanın nedenlerini de açıklıyordu. Hem o günlerde düzenlediğimiz hem de yakında düzenlediğimiz mevlidi şerife katılımın yoğun olması da Bingöl’ de yaşadığımız acının kardeşçe paylaşıldığını gösteren tablolarından birisiydi sadece…Bingöl halkı genel itibariyle dindar bir yapıya sahip.Vakit namazlarında bile Cuma namazı gibi kalabalık camileri.

 Unutulmaya yüz tutmuş aile ilişkilerinin yaşandığı günümüzde, Bingöllü hemşerilerimin aile içi sevgi ve saygıya dayalı tavırları her zaman beni çok etkilemiştir. Bunun yanı sıra bir de misafire verdikleri değer ve hürmet öylesine takdire layıktır ki..

 Özü çok sağlam bu civanmert insanların devletin en zirvesinde dahi olanlarının mütevaziliği, çizgilerinde en küçük bir değişikliğin dahi olmaması imrenilecek bir tablo…

Sevgili dostum, bilirim ki söz uzayınca kıymeti düşer. Başka bir şark mektubunda buluşmak muhabbetiyle.

 Unutma..

“DOST DOSTA GİTMEYE GİTMEYE DÜŞMAN OLUR,

DÜŞMAN DÜŞMANA GİDE GİDE DOST OLUR..”

Esen kal…