Üst Menu

Polis Maaşlarının Düşündürdükleri Ve Etkileri

        

 

                                                                                        Özgüner POLAT                           Ali ALTUNYAY

                                                                                 Emekli Emniyet Müdürü             Emekli Emniyet Müdürü

                                                                                        Genel Sekreter                            Genel Sayman

                   

Personelin teminindeki güçlüğün yanı sıra, yapılan görev uğruna ve ücret düşüklüğünden dolayı sadece son 10 yılda (1992-2001);

           277      İntihar

           343      Şehit,

           377      Görevi esnasında vefat,

          1534      Görevin yarattığı meslek hastalıkları sonucunda vefat,

           522      Vazife ve adi malülen emeklilik,

          1336      İstifa,

          1889      Müstafi,

          2851      Başka kurumlara geçiş,

          438      Zorunlu hizmet sınınfı değişikliği,

          459      DMK’nın 48/5- 98/b maddeleri gereğince memuriyeti sona erdirilen,

          259      DMK’nın 56 ve 57 maddeleri gereğince ilişiği kesilen,

          1493     Disiplin cezası ile meslekten çıkarılan,

          83      Disiplin cezası ile Memuriyetten çıkarılan,

olmak üzere toplam 11.861 personelin, Polis Teşkilatından ayrıldığı görülmüştür.

Bu istatistik, sayısal oranda hiçbir kurumda görülmemekle birlikte Emniyet Teşkilatında bu rakamlar gün geçtikçe büyümektedir.

Geçmiş yıllarda polislerin diğer memurlardan maaş olarak daha avantajlı durumda bulunmaları nedeniyle çeşitli meslek gruplarından Emniyet Teşkilatına geçiş yapan bazı personelimiz, bu günkü özlük hakları bakımından pişmanlık duymaktadırlar. Çünkü yıllar geçtikçe polisin özlük hakları giderek kayıp olmuştur. Bakan ve Genel Müdür değişikliklerinde Teşkilat personeline verilen ilk mesaj “Polisin Ücretlerinin artırılacağı” şeklinde olmuştur. Ancak söylenenlerin hiçbiri yerine getirilmemiştir.

Özellikle son 2 yıldan bu yana sürekli olarak ulusal basında yayınlanan “Polise Zam Geliyor” haberleri sonucunda ev sahipleri ile polis kavgalı duruma gelmiştir. Bu haberlerin gerçekleşmemesi aynı zamanda polisi beklentilerinin cevaplanmamış olması sonucunda psikolojik çöküntüye sürüklemiştir. 

İşin gerekleri, iş riski, çalışma koşulları ile üstlenilen sorumluluk açısından polis mesleğinin diğer devlet memurları ile karşılaştırılması işin özüne aykırıdır. O halde, polisin ücret durumunun da kıyaslanmaması gerekmektedir. Ancak, her ne zaman Polis ücretleri gündeme gelse, diğer devlet memurlarının maaşları gündeme getirilmiştir. Fakat diğer devlet memurlarının ücretleri artırıldığında polisin durumu hiçbir zaman gündeme gelmemiştir.

Kaldı ki, polislerin çalışma saatleri ve içinde bulunduğu çalışma koşulları ile bu ortamın yarattığı sonuçlar, hiç bir Devlet memuru ile kıyaslanamayacak oranda Polisin aleyhinde olunmasına rağmen, bazı kamu kurum ve kuruluşlarında yine memur statüsünde çalışan ve polis kadar iş riski ve güçlüğü bulunmayan bazı personelin polisin iki katı kadar maaş aldığı bilinmektedir. Hatta öyle ki, Maliye ve Emekli Sandığında çalışan bir genel idari hizmetli memur, Emniyet Teşkilatında çalışan aynı unvandaki bir memurdan daha fazla maaş almaktadır. Yani, adaletsizlik sadece emniyet hizmetleri sınıfı aleyhine değil, aynı zamanda Emniyet Teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarının da aleyhine gelişmiştir. Bu nedenledir ki,  rütbeli personel dahil, pek çok mensubumuz daha iyi imkanların bulunduğu diğer kurumlara geçmektedirler. Bu durum göz bebeğimiz Teşkilatımızın alanında yetişmiş uzman personelin ayrılmasına yol açmaktadır. Özellikle son üç yılda ücretlerde meydana gelen gerileme ile Emniyet Teşkilatından emekli olan ve özellikle ücret yetersizliği nedeniyle diğer alanlarda iş kurma girişimlerinde bulunma gerekçesiyle Teşkilattan ayrılan uzman personelin yerinin doldurulabilmesinde ve gitgide gelişen ve son derece kompleks bir yapı oluşturan organize suçlarla gereği gibi mücadele edebilen uzmanlaşan personelin ücret düşüklüğünden dolayı istifa ve benzeri şekillerde kurumdan kaçışının önlenmesi için ücret artışının beklentilere cevap vermesi gerekmektedir.

Polisin diğer devlet memurları ile kıyaslanmayacak derecede farklılıkları bulunmasına rağmen bu konuda gerekli gayretler gösterilmedi.  Bakınız 09.04.2002 tarihli sabah Gazetesinde yayınlanan “Mağdur Polis Adına Bir Grup Türk Polisi” rumuzlu mektupta: “Bayramlarda, yılbaşlarında, resmi tatillerde evimizde olamadık, eşlerimizin doğumunda, babalarımızın ölümünde, yanlarında değildik, ne sevincimizi, ne de üzüntümüzü sevdiklerimizle paylaşamadık  … diğer devlet memurlarına bakıyoruz; günde belirli saatte çalışan sağlıkçılar döner sermayeden, öğretmenler ek derslerden, maliyeciler, gümrükçüler  vs her kes bir fondan yararlanıyor. Yukarıda sayılanlar ve kendilerine gelince kaynak var ama biz polis memurlarına gelince kaynak yok, kriz var diyenlere haykırıyoruz! Duyun artık feryadımızı. İnsanca yaşamak, bayram günü geldiğinde çocuklarımızı sevindirmek, ceplerine harçlık koymak istiyoruz. Kısaca insanca yaşamak istiyoruz” şeklinde feryatlar duyulmaktadır.

 

Son yıllarda polisin ücretlerinde meydana gelen büyük düşüş, poliste sosyal ve özellikle psikolojik bakımdan ciddiye alınması gereken sorunlara neden olmuştur. Nitekim, son 10 yılda (1992-2001) 277 personelin intihar etmesi, Türk kamu görevlileri arasında en çok intihar eden personelin polisler olduğunu göstermektedir. Bunun temelinde ise, maddi sıkıntılar yatmaktadır. Çünkü yapılan araştırmalarda; intihar eden polislerin çoğunun borç batağında olduğu ve maaşlarına haciz geldiği ve devletin resmi üniformasını taşıyan ve güvenilirlik konusunda hiçbir kuşku taşımaması gereken polis, düşük maaşlar nedeni ile esnaf gözünde bu güvenilirliğini yitirmiştir. Artık taksitle dahi ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını gideremeyen polis, aile içi çatışma yaşamakta ve maalesef  bu çatışmalar intiharla sonuçlanmaktadır. Örneğin;01.01.2000-18.03.2002 tarihleri arasında Polis Bakım ve Yardım Sandığına üye olan toplam 107.397 personelimizden 94.217 personelimizin 132.513 Trilyon borçlanmış olduğu görülmektedir. Mensuplarımıza sunulan bu imkana rağmen, son yıllarda bankalardan polis maaşlarına gelen haciz kararları, polisin mevcut maaşı ile geçinemediğini bir kez daha doğrulamaktadır.

Bayram ve hafta sonu tatili olmayan polisin yılda 313 gün ve günde 12 saat çalıştığı düşünüldüğünde, (12X313) 3756 saat mesai yaptığı görülmektedir. Diğer Kamu görevlileri ise haftada iki gün ve diğer tatil günleri dikkate alındığında yılda sadece 249 gün çalışmakta ve yıllık çalışma saatinin (8X249) 1992 saat olduğu görülmektedir. Buna göre, bir Emniyet Teşkilatı mensubu diğer kamu kuruluşu personelinden (3756 yıllık mesai saati – 1992 yıllık mesai saati=) 1764 saat daha fazla çalışmakta ve bu rakam diğer devlet memurlarından % 88 oranında fazla çalışmayı göstermektedir. Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin bütün bu çalışmalarına karşılık bir ayda alınan fazla çalışma ücreti ise ortalama 118.020.000.TL dır.

Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir zaman tasvip etmediğimiz ve hayatımız boyunca mücadele ettiğimiz eylemlerin polis tarafından işlendiğini duyunca içimiz burkuluyor ve sanki bu suçu ben işlemişim gibi eziliyor, eziliyor ve eziliyoruz. Ancak, polisin banka soyduğu, hırsızlık yaptığı, kapkaççılık yaptığı haberlerini duyunca emekli olan biri olarak bizler mahcupluk duyarken, devletin yetkili makamlarının “durumdan vazife çıkarmak” adına “arkadaşlar bize ne oluyor” diyerek bir arayışa girmesi ve bu eylemlerin nedenlerini araştırması gerekmiyor mu? İntihar eden bir polisin cebinden çıkan mektup da; dürüstlüğün simgesi adına 4 aydır yaklaşık 2 milyar borcunu ödemediği için intihar eden polisin durumu düşündürücü değil mi?

Polisin aldığı maaşın büyük bir bölümü tazminatlardan ve fazla mesaiden oluşmaktadır. Tazminatlar ve fazla mesai ücretleri ise emekli maaşına yansımadığından emekliye ayrılan personelin maaşı, çalışırken aldığı maaşın yarısına düşmektedir. Emekli Sandığı Ödeme listelerinde en az ücret alan kamu personelinin Polis Memuru olduğu görülmektedir. (18.03.2002 tarihi itibarıyla bu rakam 275 Milyon TL’dir)   Bu durum ise, çalışırken zor geçinen polis, emekliye ayrılınca daha da zor durumda kalmaktadır. Basında yayınlanan haberlerden de görüleceği üzere, 30 yıl şerefli üniformayı taşıdıktan sonra emekliye ayrılan polislerin hastane ve benzeri yerlerde temizlik işçiliği yaptığı görülmektedir. Özellikle 13 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 631 Sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”ye dayanarak 14.04.2002 gün ve 24695 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan tebliğ ile diğer devlet memurlarının bir çok unvanına temsil tazminatı ödenirken, Emniyet Hizmetleri Sınıfında sadece aynı rütbede olmasına rağmen farklı görev ünvanlarında çalışan 1. Sınıf Emniyet Müdürlerinden bazılarına Makam Tazminatı ödenmiş, bazılarına bu tazminat ödenmemiş olduğundan, aynı rütbedeki çalışan personel ile bunların emeklileri arasında da 250 Milyon TL’ye kadar varan fark oluşmuştur. Personel maaşları arsasındaki farkın giderilmesi gerekirken, anılan kararnameyle yapılan düzenleme emniyet personelinin aleyhine gelişmiş ve adaletsizliği giderek güçlendirmiştir. Bu adaletsizlik ancak 190 Sayılı K.H.K.’deki Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin kadro cetvellerinde, Teşkilat yasamızın değişik 13. maddesine uygun şekilde rütbe esasına dayalı, değişiklik yapılmasıyla düzeltilebilir

Emniyet personeli ile aynı görevi üstlenmiş olan Jandarma komutanlığı ve diğer devlet memurlarına tanınan mali hakların teşkilattan esirgenmesi sonucunda oluşan ücret eşitsizliği, personelin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir.

Yapılan iş, üstlenilen görev riski ve benzeri nedenlerle hiç bir ülkede polisler, diğer devlet memurları ile kıyaslanmamaktadır. Ancak, ülkemizde polis ücretleri gündeme geldiğinde, diğer devlet memurlarının maaşları ile kıyas gündeme gelmekte ama polisin ağır çalışma şartları ve özellikle fedakar ve yoğun çalışma temposu dikkate alınmamaktadır.

Kaldı ki, bu kıyas adil yapılsa dahi, polisin ücreti bu günkü durumdan daha iyi olması gerekir. Ücrete esas alınan kanuni parametrelere göre ücret tespiti yapıldığında ise, polisin maaşının daha iyi bir derecede olması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin polis hakkındaki bildiriye ilişkin kararında belirtildiği gibi; polisin, içinde görev yaptığı çevre ile mesleki, psikolojik ve maddi koşullarını, birliği, tarafsızlığı ve onurunu koruyacak nitelikte olması ve yukarıda belirtilen olumsuzlukların giderilmesi ve polisin başarısının devamı için maddi yönden mutlaka desteklenmesi gerekmektedir.