Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Moskova–Saınt Petersburg (Leningrat) Gezisi

mustafa kır

Mustafa KIR

E.1.Sınıf Emniyet Müdürü

             Uzun zamandan bu yana Rusya’nın başkenti Moskova’yı ve beyaz geceleri ile ünlü St. Petersburg’u gezmek görmek istiyordum. Bu yıl bir tur firmasının ilanında fiyatı da uygun görünce tura katılmaya karar verdim. 5 gece 6 gün sürecek gezinin fiyatı 1050 Avro idi. Ancak bu fiyata ekstralar dâhil değildi. Ayrıntısını sonra anlayabildim, ödediğimiz tur ücretine sadece uçak bileti, kalınacak 4 yıldızlı oteller ile sabah kahvaltısı ve şehirlerin merkezinin otobüs ve rehber eşliğinde panoramik olarak görülmesi dâhil olup bunun dışındaki gezilecek yerler, müzeler, saraylar vs. için ayrıca tur rehberine ücret ödeniyor, bu gezide ekstralar 400 Avro oldu. Ayrıca öğle ve akşam yemeği için de harcamayı kendin yapıyorsun.

          14 Haziran 2013 günü 06.30 da geziye katılacaklarla birlikte Yeşilköy havaalanında turda bize rehberlik edecek kişiyle buluştuk. Kontrol noktasından sonra bavullarımızın uçağa gönderilmesi ve uçuş işlemlerini tamamlatıp uçağa bindik. 08.30 da THY uçağı ile hareketle üç saatlik bir yolculuktan sonra uçağımız Moskova havaalanlarından birine (daha az hava ve yolcu trafiği olan) iniş yaptı.

          Bizi bekleyen tur otobüsü ile rehber eşliğinde şehre doğru hareket edildi. Yaklaşık 30 km’lik yol trafik yoğun olduğu için ancak bir buçuk saatte alınabildi. Şehre yaklaşıldıkça yolun her iki tarafında Sovyet döneminde yapıldığı anlatılan yüksek katlı devasa boyutlarda sosyal konutlar vardı ve de görünüm itibari ile modern yapılardı.

          Şehrin merkezinde Meclis (Duma) binasını, Kremlin Sarayını, sarayı çevreleyen surları, kızıl meydanı gördük. Orada mola verildi. Kızıl meydandaki rengârenk Aziz Vasili katedrali ile Saray duvarları kahverengi tuğla ile yapılmış olup kırmızı renkte göründüğü için buraya Kızıl Meydan denildiği anlatıldı. Azizi Vasili katedrali çok ilginç, çok güzel, göz alıcı bir yapı, soğana benzeyen, rengarenk kubbemsi çatılarıyla ünlü bir katedral,1554 yılında Korkunç İvan tarafından yaptırılmış, hatta Çar katedrali öyle çok beğenmiş ki daha güzelini yapamasın diye mimarının gözlerini kör ettirmiş, rivayet bu… Değişik şekilde tasarlanmış 8 ayrı kubbesi, 8 ayrı zaferin simgesi imiş, önceleri som altın olan kubbeleri sonradan değişik renklerde boyanmış.

          Kızıl Meydan, Moskova’nın merkezinde Kremlin Sarayına bitişik dünyaca ünlü meydan. Bu meydan tarih boyunca idamlara, gösterilere, geçit törenlerine, mitinglere sahne olmuş. 72.000 metre karelik geniş bir meydan… Lenin’in anıt mezarı da burada bulunmaktadır, tadilat olduğu söylendiğinden mezarı göremedik.

          Hemen yanındaki üç katlı tarihi binanın alışveriş ve eğlence merkezi olduğunu öğrenince acıktığımızı hatırladık. Çok sayıdaki lokanta ve kafelerin önünden geçtim, yiyecekleri inceledim ve bir Özbek lokantasında karar kıldım. Özbek pilavı ile salata ve kola alıp bir masada yemeğimi yedim. Yeniden otobüse binip dört yıldızlı Holiday Inn otele ulaştık. Oda numaralarımız belirlendi bavulumu odaya bıraktıktan sonra etrafı biraz daha görebilmek amacı ile dışarıya çıktım.

          Otelin önünden şehir merkezine uzanan geniş caddenin (cadde 4 geliş-4 gidişli) kaldırımından ben de merkeze doğru yürüdüm. Trafik çok hızlı akıyordu yani araçlar çok hızlı seyrediyordu, 30 dakika kadar yürüdüm, her iki tarafta kafeler, dükkânlar, lokantalar vardı.         Dönüşte karşı kaldırımdan yürüdüm bir lokantanın önünden geçerken bize yabancı gelmeyen bir müzik sesi duyup durakladım hemen içeriye davet edildim biraz da merak saiki ile bir masaya oturdum, menüyü ve fiyatları inceledim. Fiyatlar Ruble ve Avro olarak yazılmıştı. Damak tadıma uygun olacağını düşündüğüm bir yemek ve içecek söyledim, 3 kişilik bir grup müzik eşliğinde dans ediyordu yemeğimi yedim gösteriyi izledim 35 Avro tutan hesabı ödedim doğruca otele gidip istirahata çekildim.

          Sabahleyin kahvaltı etmek üzere otelin lokantasına gittim. Açık büfe kahvaltıda akla gelebilecek her türlü yiyecek ve içecek vardı. Mesela salam, sosis, lop yumurta, omlet, her türlü meyve, kuru incir, erik, kayısı, badem, ceviz, muz, domates, salatalık, elma, portakal, çay, kahve değişik cins meyve suları. Kahvaltı otel fiyatına dâhil yani oda ve kahvaltı… Hasılı çok doyurucu bir kahvaltı.

          Otelin önünde bekleyen tur otobüsü ile o günkü ekstra gezi olarak programda bulunan Kremlin sarayı ve eklentilerine hareket ettik. Otobüste bizim rehbere ilaveten bir de Türkçe bilen Rus rehber vardı. Geniş caddelerden, masalsı dini yapıların önünden, göz alıcı devlete ait resmi binaların yanından geçerek Rusya’nın başkenti Moskova’nın kalbi olarak değerlendirilen Kremlin’e geldik, yolda Rus rehber Kremlinin tek olarak gezilemediğini ancak tura katılan kafilelerin bir gün önceden kişi sayısı vererek bilet ayırttıklarını ve randevu aldıklarını belirtti. Diğer turist kafilelerinin arkasında sıraya girip turnikelerden geçerek sarayın bahçesine giriş yapıp rehberlerimizi izlemeye anlattıklarını dinlemeye başladık.

          Kremlin kale, hisar, şato demekmiş Rusça’da. 1100’lü yıllarda başlanmış Kremlin saray ve eklentilerinin yapımına, Çarların ikamet ettikleri, devleti yönettikleri yapı olarak planlanıp uygulamaya konulmuş. Çok geniş bir arazi üzerine konuşlandırılmış, etrafı 20 metre yüksekliğinde kırmızı duvarlarla çevrilmiş, çepeçevre duvar uzunluğunun 2.250 metre olduğu ifade edildi, surlarda 5 adet kulenin bulunduğu, her kulenin bir kıtayı sembolize ettiği, en büyük kulenin 72 metre yüksekliğinde olduğu, Kremlin sarayının halen Rusya Devlet Başkanlığı olarak da hizmet vermekte olduğu anlatıldı.

          Kremlin’in aynı zamanda Rus Ortodoks kilisesinin de merkezi konumunda bulunduğu, Patriğin de burada hizmet vermekte olduğu, Saray bahçesinde mevcut 9 adet katedralin birinde Çarların mezarlarının bulunduğunu gördük. Hemen yanında gezdiğimiz katedralin ise Çarların taç giydiği kilise olduğunu, taç giydirme olayının çok görkemli törenlerle gerçekleştirildiği bizzat patrik tarafından taç giydirme işleminin gerçekleştirildiği, Çarların tamamının (21 Çar) burada taç giymiş olduğu bilgisi verildi.

          Burada Hıristiyanlıkta mezheplere ait önemsediğim bir bilgi verildi. Çok ilginç bulduğum için aktarıyorum.

        “ Hıristiyanlıkta bilindiği gibi çok önemsenen üç mezhep vardır. Bunlar:

          1) Katolikler: Merkezi Roma, Vatikan. En eski, en köklü, en etkin olanı Papa temsil ediyor. Tanrı Papa’ya dini koruması için iki kılıç verir, kılıcın biri Papada durur, Papa ikinci kılıcı imparatora verir. Yani imparator (devlet) kiliseye bağlıdır.

          2) Ortodokslar: Patrik tarafından temsil edilmekteler. Hem Rusya Ortodoks Patrikhanesi, hem de Fener Rum Patrikhanesi bulunmakta. Bu mezhepte patriği Çar (imparator) belirlemekte, yani kilise imparatora (devlete) bağlıdır.

          3) Protestanlar: Din karşısında kilise ve imparator (devlet) eşit, kimse birbirine karışmıyor.”

          Bahçede katedrallerden sonra Büyük İvan çan kulesi gezildi, kulede 156 çan olduğu ifade edildi, bu kulenin önünde 200 ton ağırlığında dünyanın en büyük çanı görüldü, çanın yapımında önemli miktarda gümüş ve altın kullanılmış olduğu bilgisi verildi. Bahçede 15 ton namlu ağırlığı olan bir de top sergilenmektedir. Kremlin gezisi 4-5 saat sürdü, sonra otele dönüş…

          İkinci gün Moskova Metrosu ve Uzay Müzesi gezisi. Moskova metrosu dünyanın en eski büyük metrolarından biri… 1931 yılında inşasına başlanmış bir bölümü 1935 de hizmete açılmış zaman içinde şehrin her tarafına yer altından ulaşılır olmuş. 05.30 dan 01.00 kadar aralıksız faaliyette olduğu,182 istasyonu ile her 30 saniyede yeniden gelen araç ile metronun günde 7 milyon yolcu taşıdığı ifade edilmekte. Moskova’ya gelen her turistin mutlaka görmek istediği yerlerden biri ve çok sayıda istasyonu gerçekten resimler, heykeller, süslemeler ile adeta saray görünümünde, Sovyetlerin görkeminin ve gücünün sergilenmek istendiği anlatıldı. Metro İkinci Dünya Savaşı sırasında sığınak olarak kullanılmış. Hatta 2.Dünya Savaşı’nda Almanlar şehri zorlarken, Rusya devlet başkanı Stalin 1941 kışında karargâhını metroya kurmuş, şehirden ayrılmamış, böylece askere ve topluma moral vermiş.

          Metrodan sonra Uzay Müzesine gelindi, Geniş ve güzel dizayn edilmiş bir alana uzaya roket fırlatılışının anısına dikilen anıt pek görkemli. Müzenin giriş salonunda bilim adamlarının büyük boy fotoğrafları var. Müzede 50 yaş üzeri kadınlar görev yapıyor, bir tür güvenlik görevlisi konumundalar. Uzaya gönderilen uydular, uzay makineleri, uzay mekikleri, uzaydan getirilen meteorlar, resimler uzay çalışmaları ile ilgili her şey bu müzede sergilenmekte. Bilindiği gibi yörüngeye ilk uyduyu Ruslar oturtmuş,1961 de Yuri Gagarin uzaya ilk çıkan insan unvanını almış heykeli müzenin ortasında… Uzay çalışmaları çok bilgi, emek, sabır, özen, dikkat isteyen bir iş. Müzeyi gezince bu daha iyi anlaşılıyor, Astronotların kaldıkları, uzayda kullandıkları eşyalar, yiyeceklerin saklandığı bölmeler, bir insanın ancak sığabildiği yaşam mekânı elbette etkiliyor, insanı düşündürüyor.

          Üçüncü gün, Rehberler eşliğinde tur otobüsü ile Nazım Hikmet’in mezarının da bulunduğu Seçkinler Mezarlığına gelindi. Mezarlığın görkemli bir giriş kapısı vardı etrafı yüksek duvarlarla çevrili. Bu mezarda Rusya’ya hizmeti geçen edebiyatçılar, sanatçılar, yazarlar ile siyasi şahsiyetlerin defnedildiklerini öğrendik. Siyasilerden hemen isimleri tanıdık gelen Kruşçef, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin sonunu getiren Gorbaçov, darbeye teşebbüs edildiğinde tankın üstüne çıkarak darbeyi engelleyen Yeltsin’in mezarları ile Nazım Hikmet’in mezarını ziyaret ettik. Bakımlı, hoş, güzel bir mekan. Moskova’da en çok turist çeken yerlerden biri olarak tanıtıldı.

          Yine en çok turist çeken yerlerden biri olduğu ifade edilen Arbat sokağına gelindi. Sokak üzerinde hediyelik eşya tezgahları, mağazalar, kafeler, lokantalar bulunmakta… Canlı, renkli, hareketli bir sokak. Bu sokakta yürürken Edebiyatçı Puşkin’in müze haline getirilen evini de ziyaret ettik. Çalışma masası, yazılarının müsveddeleri, çok sayıda kitap, kullandığı eşyalar, eserleri, resimler, piyanosu sergilenmekte… Dikkatimi çeken evin taş duvarlarının kalınlığı oldu. Duvarın kalınlığı abartısız bir metreye yakındı, eskiden Rusya’nın soğuğuna karşı kalın duvarlarla önlem alındığı söylendi (ısıtılınca uzun süre ısıyı muhafaza ediyormuş bu duvarlar).

          Moskova gezisi böylece sona erdi, St. Petersburg’a hareket etmek üzere hava alanına intikal edildi, Havaalanı çok kalabalık ve gürültülü idi, yerel bir havayolu ile bir buçuk saat süren bir yolculuktan sonra St. Petersburg hava alanına inildi. Yine bekleyen tur otobüsü ve rehberler eşliğinde şehir merkezine hareket edildi.

          Uzun süre Rusya’ya başkentlik yapmış ve beyaz geceleri ile ünlü bu şehir ile ilgili izlenimler gelecek yazıda sunulacak.