Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Küreselleşme Sürecinde Yeni Güvenlik Alanları

 image002

Dünya’da yaşanan güvensizlik iklimi ve ülkemizin de bulunduğu coğrafyada gittikçe şiddetlenen savaşlar güvenlik risk ve tehditlerini artırıyor. Buna bağlı olarak güvenlik ihtiyacı da her geçen gün artıyor.

Ekonominin küreselleşmesi kadar, enformasyonun ve terörün küreselleşmesi süreci ve de insan odaklı güvenlik anlayışının güç kazanması ile birlikte, yeni güvenlik alanları ve bu alanlarda uzmanlık ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Yeni güvenlik anlayışı göreceli olarak yeni bir bilimsel arayış olduğu için güvenlik alanın sınırlarının çizilmesi zamanla daha belirgin hale gelebilecektir.

Yeni Güvenlik Anlayışı ve Yeni Güvenlik Uzmanlaşma Alanları

Güvenlik stratejistlerine göre yeni güvenlik anlayışı bünyesinde değerlendirilebilecek yeni güvenlik alanları şunlardır:

  • Toplumsal güvenlik,
  • Birey güvenliği,
  • Küresel güvenlik,
  • Ekonomi güvenliği,
  • Bilgi güvenliği
  • Çevresel güvenlik.

Görüldüğü gibi güvenlik alanları çeşitlenmekte ve yeni güvenlik alanları ve bu alanlarda uzmanlaşma eğitimleri ortaya çıkmaktadır.

 

 

Yeni Güvenlik Anlayışı ve Yeni Güvenlik Uzmanlaşma Alanları

Küreselleşme sürecinde ortaya çıkan yeni güvenlik ihtiyaçları ve riskleri yeni güvenlik alanlarının doğmasına da etken oldu. Güvenlik alanları üzerine yapılan çalışmalarda yeni güvenlik alanları olarak aşağıdaki başlıklar öne çıkmaktadır.

  1. Güvenlik Alanında Yeni Tehditlerin Ortaya Çıkması: Siber Terör, bilimsel çalışmaların ekolojik dengeyi bozma girişimleri (genetik bilimi), yeni tür hastalıklar (Kuş gribi) v.b
  2. Geçmişte var olan fakat güvenlik alanı içinde düşünülmeyen konuların güvenlik alanına eklenmesi. Birey Güvenliği, Çevre Güvenliği, kampüs güvenliği, v.b
  3. Konvansiyonel Güvenlik Tehditlerinin Dönüşüm Yaşaması: Terör, savaş, organize suçlar v.b tehditlerin farklılaşması ve yeni formlarda ortaya çıkmaları.

Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki inanılmaz gelişmeler beraberinde Siber güvenlik kavramını gündeme taşıdı. Hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan internet alanında yeni suç risk ve tehditlerinin varlığı birçok önlemin alınmasını ve uluslararası işbirliğini gerekli kılıyor.

OECD ülkeleri içinde bilişim güvenliği problemi yaşayan işletme oranlarına bakıldığında Türkiye, 27 ülke içinde 12. sırada yer almaktadır. OECD verilerine göre Türkiye virüs bulaşan internet kullanıcılarının sayısı bakımından da 7. sırada bulunmaktadır. Yaklaşık 7 milyon kişinin siber saldırıya uğradığı ülkemizde bu saldırıların toplam maliyeti 2 milyar doları bulmaktadır.

Dünya’da kullanıcı sayısının 2,9 milyara yaklaştığı internette zamanla önemli riskler ve tehditler ortaya çıkmış ve siber ortamı kurumlar ve bireyler açısından tehlikeli bir hal almıştır.

36,4 milyon internet kullanıcısının bulunduğu ülkemizde siber saldırılara karşı etkin bir koruma ağı oluşturabilecek nitelikli elemanların olmaması büyük risk ve zafiyet yaratmaktadır. Bilgi ve iletişim sistemleri üzerinde gerçekleştirilen siber saldırılara karşı ülkemizde güçlü bir güvenlik stratejisinin ortaya konulması gerekmektedir.

Türkiye’de okulların %62,3’ünde şiddet olayları yaşanırken, bu şiddet olaylarının %44,2’si fiziksel şiddet, %43,5’i sözlü şiddet, %12,7’si sözlü taciz, %8,8’i psikolojik şiddet, %5,7’si fiziksel taciz, %5,3’ü ayrımcı şiddet, %3’ünün ise duygusal taciz olduğu görülmektedir.

UNICEF’e göre okullarda şiddet küresel bir sorundur. Avrupa’da her gün dört çocuk şiddet sonucu hayatını kaybetmektedir. Her geçen gün şiddet olaylarının arttığı dünya ülkelerine paralel olarak ülkemizde de okullardaki şiddet olayları bu artıştan etkilenmekte ve daha fazla toplumun dikkatini çekmektedir.

Şiddet olaylarının çok yönlü olduğu okullarda, okul paydaşları arasında uygulanan şiddet nedeniyle, okul ortamının güvenliği olumsuz etkilenmektedir.

Ekonomik kalkınmanın katalizörü olan turizm sektörü olabilecek her türlü olumsuzluklardan etkilenmektedir. Turizm başta olmak üzere seyahat ve barınma ihtiyacının önemli araçlarından olan tekne, yat ve gemilerin güvenliği önem kazanıyor. Bu güvenlik riskleri yine Liman ve Marina Güvenliği kavramını öne çıkarıyor. Değişen güvenlik seviyelerine hazırlıklı olabilmek için yeterli plan ve prosedürleri önceden oluşturmak gerekmektedir.

İşte tüm bu güvenlik alanlarının bilimsel ve teknik olarak incelenmesi ve bu alanlarda uzmanlaşan güvenlik yapılarının ortaya çıkması için etkin çalışmalar yapılması bir zorunluluktur. Küreselleşme sürecinde yaşadığımız bu güvenlik risk ve tehditlerinin azaltılabilmesi için tüm olasılıklara kurumsal ve bireysel olarak hazır olmalıyız.