Üst Menu
Ana Menu

24 Anayasası

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 2. Maddesi: “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslam’dır. Resmi dili Türkçedir, Makamı Ankara Şehridir” şeklinde kanunlaşmıştır. Tarihi süreçte, bu konu ile ilgili gelişmeleri Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadeleri ile Nutuk’tan aktaralım;  “Halkın, millî hâkimiyet ve hilâfet makamının durumları ile bunların ilişkileri konusunda merak ve endişeye kapılmakta hakkı vardı. Çünkü Meclis 1 Kasım 1922 tarihli kararıyla, şahıs hâkimiyetine dayanan devlet şeklinin 16 Mart 1920 tarihinden başlayarak ve ebedî olarak tarihe karıştığını ilân ettikten sonra, birtakım Şükrü Hocalar; “Müslüman kamuoyu, şüphe ve üzüntülere düşmüştür” diyerek hareket ve faaliyete geçtiler. Bunlar: “Hilâfet demek hükümet demektir. Hilâfetin hak ve görevlerini yok etmek hiç kimsenin, hiç bir meclisin elinde değildir” davasını ortaya atmışlardı. Meclis’in, milletin ortadan kaldırdığı şahıs saltanatını, hilâfet makamında devam ettirmek ve Padişah’ın yerine Halife’yi geçirmek sevdasına düşmüşlerdi. Gerçekten de gerici bir grup, Afyonkarahisar...

Devamını Oku

Şehitlerimiz

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

...

Devamını Oku

İç Güvenlik Paketi Hakkında Görüşler

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, Genel, MANŞET | 0 yorum

Giriş “Kolluk Hukuku” kitabımızın Ocak 2015’te yayınlanacak olan ikinci baskısının ön sözünde belirttiğimiz gibi, ülkemizdeki güvenliğin “özgürlükler zedelenmeden” sağlanması gerekir. Bu açıdan bakıldığında demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde kolluğun temel görevi, bireylerin sahip bulundukları özgürlükleri kullanabilmelerini sağlamaktır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından yola çıkacak olursak, bireylerin kamu düzenini bozmaksızın kullanmaları söz konusu olan bu hakkı, kolluğun engelleme olmaksızın kullanılmasını sağlama görevi vardır. Zira, her görüşün karşı görüşü de olacağı için, gösteri yaparak görüşünü açıklamak isteyen kişilerin karşısına, onları engellemek isteyenler çıkabilir. İşte, kolluğun görevi görüş açıklamak isteyenlere mani olmak üzere cebir ve şiddet uygulayanları men etmektir. Fırtına ve kasırga tesirinde olan bahçelerde çiçekler ayakta duramaz. Asayişin sağlanmadığı bir ortamda da özgürlükler yeşeremez. Kolluk, asayişi bozan temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen tüm tehlikeleri önceden sezmek, oluşmasını engellemek ve tehlike oluştuğunda da zarar doğmasını önlemekle yükümlüdür. Bu tür...

Devamını Oku

Tuğyan ve Tufan

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

Bu iki kavram, biri diğeriyle mutlak surette ilintili olup, Vahyin ve Tarihin tanıklığından öğrenildiği üzere birincisine yakalanan toplum derhal diğerini bekler olmuş ve onulmaz şekilde yakalandığı sonuç sebebiyle helak olup devrini tamamlamış ve maziye karışmıştır. Bu; fert, aile, toplum, ümmet, millet ve devletler için geçerli olmak üzere geçmişe dair belgelerde tanık olunan bir beşer sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bu kavramların açılımını şöyle yapmak mümkündür: Tuğyan: Akılsızlık, iradesizlik, zulüm, adaletsizlik, hurafe, safsata, yalan-dolanla iştigal etmek ve küfürde ileri gitmek. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık haline sahip olmak ve bunu bir ayrıcalık sayarak her fırsatta bu özelliğini öne çıkararak problem yaratmak. Kurulu düzene karşı gelerek anarşi ve kargaşa oluşturmak. Tufan: Her tarafı kaplayan ve kurtuluşa imkân vermeyen su baskını. Bu olayın en tipik ve en ibretlik örneği, Nuh peygamber zamanında vuku bulmuştur. Sebebi de o toplumun tuğyana düşmüş olması ve bir türlü...

Devamını Oku

Vefat Eden Üyemiz

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

...

Devamını Oku

Meslek Anıları

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

1970 yılında Erzurum Emniyet Müdürü olarak görev yapmaktayım, mevsim kış. Her tarafta kar ve soğuk hüküm sürüyor. Araç trafiğinin zor sağlandığı bu ortamda devam eden denetim ve kontrollerden sürücü esnafı pek memnun kalmıyordu. Güncel konu olması nedeniyle şoför esnafı ile trafik görevlilerini Polis Evi’nde bir araya getirip, sorun ve beklentileri karşılıklı olarak görüşmeye başladık. Söz alan herkes görüş ve fikirlerini iletiyordu. Aralarında Erzurum Şoförler Derneği eski başkanı Kemal (…….. ?) Bey söz alarak konuşmaya başladı.  “Sayın Müdürüm! Gördüğünüz gibi, şehrimiz, kar, kış ve zelzele bölgesidir. Hayat şartları çok ağır geçiyor. Böyle kötü havalarda birçok ticari araç, sefere bile çıkamıyor. Çıkan araç sürücüsü de bazen siftah yapamadan geri dönüyor. Böyle soğuk ve kar yağışlı havalarda, durakta yolcu kalmasın diye bir-iki yolcuyu daha aracına ayakta alan sürücüye, istiap haddinden fazla yolcu aldın diye, trafik ekipleri ceza yazıyor. Bu da arkadaşlarımıza üzüntü...

Devamını Oku

Polislik-Şahsiyet İlişkisi-4

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

  Bugün birçok insanın düştüğü bir yanlış “toptancı” davranmaktır. Bir ferdi yüzünden bir teşkilatı, bir davranışı yüzünden bir ferdi yanlış bir tümevarım yoluyla “tanımlamaya/etiketlemeye/itham etmeye” çalışmak, toptancı davranmaktır. Toptancılık, elbette kolaydır ve de kolaycılıktır. Toptancı davranmamak için, analitik düşünmek, özel ve/veya tüzel kişiliğin lehine ve aleyhine olan noktaları eşzamanlı değerlendirmek gereklidir. Bu da elbette kolaycı tutumun zıttı olan tutumdur ve çoğu insan bu ‘zahmete’ katlanmadan toptancı hükümler verir. Polislik, toptancı hüküm vermenin en tehlikeli sonuçları doğurabileceği bir meslektir. Polisin kalemi, sabıkaya işleyeceğinden analiz edilmeden, lehte ve aleyhte olanlar toplanmadan yürütülecek her sürecin sonucu hüsran olacaktır. Polislik mesleğinin toptancılığı reddeden bu karakteri, insan karakterine yansıdığında tam da isabetli bir şahsiyet profili çıkar karşımıza. Polis, mesleğinin bu müstesnâ yapısını, kendi şahsî yapısına kazandırdığında, bir kişi yüzünden bir kurumu siyah/flu görmeyecek, her nasılsa suça/kabahate bulaşmış bir ferde “battı balık yan gider!” nazarıyla...

Devamını Oku

Bir Öykünün Işığında Güvenli Okula Bakış

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, MANŞET | 0 yorum

14-23 Aralık tarihlerinde BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği “Birleşmiş Milletler Global Eğitime Katkı Ödülü” törenine katılmak için gittiğim New York’ta büyük bir gurur gecesi yaşadım. Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel’e verilen bu ödül geceye katılan herkesi sevince boğarken Türkiye adına büyük bir eğitim başarısını zirveye taşıyordu. Karadenizin yeşil cenneti Giresun’un küçük bir köyünden okumak için gurbete sürüklenen bir çocuğun gurur duyulacak bir öyküsüydü bu. “Haydarpaşa Lisesi”nin yatılı bölümüne kaydolan ve yıllarını geçirdiği İstanbul’un yüksek binalarının üstüne üşüşen gölgeleri ve kalabalıkları arasından sıyrılıp Laleli’de Uğur Dershanesi’nde işe başlayan bir Türk gencinin yaşam öyküsüydü anlatılan. Hayatın tüm zorluklarına karşı güçlü duruşu, yıllarca döktüğü alın teri, çabası ve cesaretiyle o dershanenin sahibi olduğu gibi Türkiye’nin de en büyük eğitim kurumlarından birinin de sahip olmasına giden yolun ilk başlangıcıydı bu. Ömrü boyunca on binlerce çocuğa burs, iş ve aş veren,...

Devamını Oku

Yeni Üyelerimiz

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157 | 0 yorum

...

Devamını Oku

AİHM Kararları Işığında İşkence Yasağı

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157 | 0 yorum

ÖZET İnsan onuruna yakışmayan, onur kırıcı ve daha ileri gidecek olursak işkence teşkil eden muameleler tarih boyunca var olmuştur. İşkencenin ortaya çıkmasından bu yana, işkenceye maruz kalan bireyler ve insan haklarına duyarlı olan kimseler tarafından bu mücadele verilmektedir. Buna rağmen günümüzde bile işkence uygulamalarına rastlanmaktadır. İşkence daha çok suç işlendiğinde cezalandırma aracı olarak kullanılmıştır. Cezanın asıl amacı, suç işlenmesinin önüne geçmek, suç işleyen kişiyi ıslah edip topluma kazandırmaktır. Ancak çoğunluğu ölümle sonuçlanan işkence uygulamalarına baktığımızda ıslah etmek amacından bahsedebilmek mümkün değildir. İşkence ile en yoğun mücadele Aydınlanma Çağında görülmüştür. Bu dönemde bazı düşünürler işkence uygulamalarını sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Bu eleştiriler öncelikle toplumun işkenceye karşı bakış açısını değiştirmiş ve onları bilinçlendirmiştir. Bu gelişmeler işkence yasağı konusunda etkili olmuşsa da tam anlamıyla işkence uygulamalarını ortadan kaldıramamıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ceza hukuku alanında kaydedilen gelişmeler, sonrasında 1948’de İnsan Hakları Evrensel...

Devamını Oku

Kare Bulmaca

Yazar : - 8 Ocak 2015 - SAYI 157, Genel | 0 yorum

...

Devamını Oku

Sayı 157-Kapak

Yazar : - 7 Ocak 2015 - SAYI 157, SAYI KAPAKLARI | 0 yorum

...

Devamını Oku
2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12