Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Feridun Hoca ile Ceza Muhakemesi Hukuku (29)

image002

Giriş

Bir suç işlendikten sonra bunun izlerinin araştırılması uzmanlık gerektirir. Bu uzmanlara “adli kolluk” denilir.

Emniyet Teşkilâtı Kanunu’na göre, (ETK 10) “adli polis”, polis teşkilâtının bir cüz’üdür ve asgari tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde adlî işlerle uğraşmak üzere Genel Müdürlük’çe kadrodan ayrılan bir kısımdır. İdarî polis, adli polisin görevini gerektiren bir durum karşısında kalırsa, bir taraftan adli kolluk görevini yapar, diğer taraftan da adli polisi haberdar eder ve adli kolluk gelince işi ona devreder.

Adli kolluk genel kolluk içinde, onunla bütünleşen bir parça olup, yapacağı göreve nazaran, ihtisaslaşmıştır. Önlenmesi ve adli yönden araştırılması gereken, görevine giren suçun tipine göre, uzmanlık alanları doğmuştur: terörle mücadele, kaçakçılık ve organize suçlar, çocuk polisi gibi. Polis suçu önlerken işlenmiş bir suç ile karşılaşabilir. Örneğin, yasadışı bir toplantı sırasında kalabalıkların dağıtılması idari görev iken, illegal slogan atanların yakalanması adli bir işlemdir.

Suç soruşturmasını başlatmak Cumhuriyet savcının görevidir (CMK 160/1). Adlî kolluk görevlileri, el koydukları olayları “hiç bir adli araştırma işlemi yapmadan”, durumu “derhal” emrinde çalıştığı C. savcısına bildirecek ve C. savcısının adliyeye ilişkin emirlerini gecikmeksizin yerine getirecektir.

PVSK da aynı yönde düzenleme yapmıştır: kolluk kendiliğinden öğrendiği suçlarda olay yerine gidererek gerekli tedbirleri almak mecburiyetindedir, fakat “araştırma” yapabilmesi için, C. savcısının yazılı emrini almak zorundadır (PVSK ek 6). C. savcısı adli kolluk görevlilerine “yazılı emir” verir; acele hallerde “sözlü emir” de verebilir ve bunu en kısa sürede yazılı olarak da bildirir (CMK 161/3). 

İçişleri Bakanlığının konumu.

  İçişleri Bakanlığı’nın ülke dâhilinde asayiş ve güvenliğin sağlanması görevi vardır. Asayiş ve güvenliğin il ve ilçe düzeyinde sağlanması görevi ise vali ve kaymakamlara verilmiştir. Toplumda yaşayan bireylerin güvenlik ve düzen içerisinde yaşaması, uzak ve yakın tehlikelere karşı korunmaları Hükümet’in, yani yürütme erkinin temel görevlerindendir. İdare bu görevini önleyici kolluk hizmetlerini gerçekleştirerek yerine getirir. Bu kapsamda alınan tedbirler önleyici kolluk tedbirleridir. Bu nedenle de kolluk, önleyici hizmetler açısından mülki amire bağlı kılınmıştır.

  Adli kolluğun yapısı.

  a) Adli Kolluk Görevlileri: “Adli kolluk görevlisi”, soruşturma işlemi yapmak üzere, tabi bulunduğu atama usulüne göre görevlendirilmiş olan komutan, amir memur ve diğer görevlidir (AKY 3). Atama usulü ilgili kanunda gösterilmiştir: Emniyet TeşkilâtıKanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, Gümrük Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesi ve Jandarma Teşkilâtı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği.

  b) Adli Kolluk Sorumlusu: 2013 değişikliğine göre, mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından görevlendirilen adlî kolluğun komutanını, amirini veya sorumlusunu ifade eder (AKY 3).

  c) Adli Kolluk Personeli: Kolluğun bağlı bulunduğu makam tarafından soruşturma yapmak üzere, mevcut imkânlar ölçüsünde yeterince “adli kolluk personeli” görevlendirilir (AKY 4). Yönetmelikteki “adli kolluk personeli” teriminin “adli kolluk sorumlusu” ve “adli kolluk görevlisini” de kapsayacak şekilde genel anlamda kullanılmıştır.

  ç) Adli Görevi Bulunmayan Üst: Adli kolluk personelinin idari açıdan bağlı bulunduğu üstünün, kural olarak adli görevi yoktur.

  CMK “soruşturmanın gizliliği” ilkesini kabul etmiş (CMK 157), TCK’nın 285’inci maddesi de bunun alenen ihlalinin yeni bir suç oluşturacağını belirtmiştir. Bu nedenle, yasa ile izin verilen haller dışında, adli kolluk personelinin yürütmekte bulunduğu soruşturma konusunda, “adli görevi olmayan üstüne” bilgi vermesi suç teşkil etmektedir.

d) En Üst Dereceli Kolluk Amiri: En üst dereceli kolluk amiri; Emniyet Genel Müdürlüğünde; il emniyet müdürünü, ilçe emniyet müdürünü veya amirini, Jandarma Genel Komutanlığında il jandarma komutanını, ilçe ve merkez ilçe jandarma komutanını, Sahil Güvenlik Komutanlığında; birlik komutanını, Gümrük ve Ticaret Bakanlığında; gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürünü ifade eder.

Ceza Muhakemesi Kanunun 161 inci maddesinin 5 inci fıkrasındaki, “en üst dereceli kolluk amirleri hakkında, hâkimlerin görevlerinden dolayı tabi oldukları yargılama usulü uygulanır” hükmü karşısında, en üst dereceli kolluk amiri kavramı büyük bir önem kazandığı için, 2013 değişikliği ile Adli Kolluk Yönetmeliği’nin 3’üncü maddesine ek yapılamak suretiyle “en üst dereceli kolluk amiri” tanımı eklenmiştir.

Adli Kolluk Yönetmeliği’nde 2013 yılında yapılan değişiklik ile, C. savcısının yanısıra en üst dereceli kolluk amirine de bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Ancak, Danıştay 10. Dairesi’nin 2013/8108 E. sayılı Kararı ile bu fıkraya eklenen “ve en üst dereceli kolluk amiri” ibaresinin yürütmesi durdurulmuştur.

  Görevlendirme.

Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, soruşturma yapmak üzere; a) Emniyet Genel Müdürlüğünce, asgarî tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde, b) Jandarma Genel Komutanlığınca, asgarî tam teşekküllü bir jandarma karakolu bulunan yerlerde, c) Sahil Güvenlik Komutanlığınca, asgarî sahil güvenlik bot komutanlıklarının bulunduğu yerlerde, d) (Değişik:RG-22/9/2012-28419) Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğünce, gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürlüğü, gümrük müdürlüğü ile müstakil bölge ve kısım âmirlikleri bulunan yerlerde, mevcut imkanlar ölçüsünde yeterince adlî kolluk personeli görevlendirilir.

Çalışma esasları.

Yönetmeliğin 5 inci maddesine göre, adlî kollukla ilgili düzenleme ve uygulamalarda aşağıdaki genel esaslara uyulur: a) (Değişik:RG-21/12/2013-28858) Cumhuriyet başsavcılığı, adlî görevlere ilişkin emir ve talimatlarını öncelikle adlî kolluk sorumlularına veya adlî kolluk görevi ifa eden diğer birim âmirlerine verir.

Adlî kolluk, bağlı bulunduğu kolluk teşkilâtının bir parçası olup, öncelikli görevi, karşılaştığı suçun işlenmesini önlemektir.

(Değişik:RG-1/03/2014-28928) Cumhuriyet savcılarınca, adlî görevler ile ilgili emir ve talimatlar, kolluk birimlerinin aralarındaki işbölümü ile kolluk teşkilâtlarının görev ve yetki alanlarına göre verilir.

Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde üstlerinin emrindedir.

Adlî kolluk görevlilerine, adlî görevi bulunmayan üstleri tarafından, yürütülen soruşturma ile ilgili emir ve talimat verilemez. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri saklıdır.

Adlî kolluk görevlileri, kadrolarında yer aldıkları birimlere mevzuatla verilmiş ve adlî görev kapsamı dışında kalan diğer görev ve hizmetleri de yerine getirirler.

Adlî kolluk görevlilerinin özlük hakları,bağlı oldukları teşkilât tarafından yürütülür.

Yönetmeliğe 21 Aralık 2013 tarihinde eklenen “En üst dereceli kolluk amiri adlî olayları, suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine derhal bildirir.” hükmünün yürütülmesi, Danıştay 10. Dairesi’nin 2013/8108 E. sayılı 27.12.2013 tarihli kararı ile durdurulmuştur.

            Görev ve yetkiler

Yönetmeliğin 6 ıncı maddesine göre, soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini gecikmeksizin yerine getirir.

(Değişik: RG-21/12/2013-28858) Adlî kolluk görevlileri, kendilerine yapılan bir suça ilişkin ihbar veya şikâyetleri; el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet başsavcılığına (ve en üst dereceli kolluk amirine) bildirir ve ilgili Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerine başlar. (Danıştay 10. Dairesi’nin 2013/8108 E. sayılı 27.12.2013 tarihli kararı ile yukarıdaki maddenin ikinci fıkrasında yer alan “ve en üst dereceli kolluk amirine” ifadesinin yürütmesi durdurulmuştur.)

(Ek:RG-21/12/2013-28858) Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin altıncı fıkrasında sayılan suçlar nedeniyle yapılan soruşturmaların aşamaları hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından doğrudan veya varsa ilgili Cumhuriyet başsavcı vekili aracılığıyla Cumhuriyet başsavcısına yazılı olarak bilgi verilmesi zorunludur. Bu bildirim yazıları görüldü şerhinden sonra soruşturma dosyasında muhafaza edilir (Danıştay 10. Dairesi’nin 2013/8108 E. sayılı 27.12.2013 tarihli kararı ile yukarıdaki maddenin üçüncü fıkrasının yürütmesi durdurulmuştur).

 (Ek: RG-21/12/2013-28858) En üst dereceli kolluk amiri, adlî kolluk hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla adlî kolluk görevlileri üzerinde gözetim, denetim,  planlama ve gerektiğinde diğer idari tedbirleri almaya ve iş bölümünü yapmaya yetkilidir.

Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi hâlinde; kolluk görevlisi, durumu derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlamak zorundadır.

Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı hâle dönüştürülerek mümkün olması hâlinde en seri iletişim vasıtasıyla ilgili kolluğa bildirir; aksi hâlde ilgili kolluk görevlilerince alınmasına hazır edilir. Ancak, kolluk görevlisi emrin yazılıhâle getirilmesini beklemeden sözlü emrin gereğini yerine getirir.

Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir. Bu durumda adlî kolluk görevlileri, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirir.

Adlî kolluk görevlileri, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlüdür. Hukuka aykırı delil elde edildiğinin tespiti hâlinde, fezlekede bu hususa da yer verilir. Adlî kolluk görevlileri diğer soruşturma işlemlerini de aynı titizlikle yerine getirir.

Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar önce sözlü olarak ikâz eder; uyulmaması hâlinde zor kullanarak olay yerinden uzaklaştırır. İlgilinin ısrarı hâlinde yakalama işlemi uygulanır.

Cumhuriyet savcının konumu

Adli görevler bakımından, adli kolluk C. Savcısının emri altındadır. Askeri savcılar da kolluğa emir verebilirler (353 No’lu Kanun 97).

  Adli kolluk görevlilerinin “kendiliğinden” suç araştırması yapma yetkileri yoktur (CMK 161). Bu nedenle, adli kolluk görevlileri C. savcısından emir almadan araştırma yapamazlar. Kendilerine yapılan bir suça ilişkin ihbar veya şikâyeti, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri “derhal C. savcısına bildirirler” ve “C. savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerine başlarlar (AKY 6/2).

Suçüstü hali ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, C. savcına ulaşılamıyorsa, veya olay genişliği itibariyle C. savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabileceği için, sulh ceza hakimi adli kolluğa gerekli araştırma işlemlerinin yapılmasını emreder (CMK 163, AKY 6/7).

Adli kolluk görevlileri tüm delilleri toplar ve muhafaza altına alırlar. Delil toplarken kanunda öngörülen hususlara uymak zorundadırlar.

Toplanan deliller C. savcısına bir “fezleke” ile sunulur. Hukuka aykırı delil elde edildiğinin tespiti halinde, fezlekede bu hususa da yer verilir.

  Cumhuriyet Başsavcıları ve C. savcıları, adli kolluk görevlilerince ifa edilen adli işlemleri her zaman denetlerler (AKY 13/1). Bu denetleme, gerektiğinde, adli kolluk birimlerinde yapılır. Evrakın ve ilgili kişilerin celbi suretiyle de, “denetim” yapılabilir.

  Denetim yetkisi gözaltına alınan kişileri de kapsar. C. savcısı nezarethaneleri, ifade alma odalarını, gözaltı işlemleri ile ilgili kayıtları inceler ve sonuçlarını nezarethane defterine kaydeder (AKY 13/2).

Değerlendirme raporları

Yönetmeliğin 21 Aralık 2013 tarihinde değişen 11 inci maddesine göre, Cumhuriyet başsavcıları her yılın sonunda, bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesine göre belirlenmiş adlî kolluk sorumluları hakkında değerlendirme raporu düzenleyerek, mülki idare amirlerine gönderir.

Değerlendirme raporlarında, adlî kolluk görevlilerinin soruşturma ve kovuşturma işlemlerindeki ehliyetiyle bu işlemlerde gösterdikleri çalışkanlık, iş disiplini ve başarı durumlarına yer verilir. Bu değerlendirme raporları ilgilinin sicilinin düzenlenmesinde dikkate alınır.

Birden fazla Cumhuriyet başsavcılığının yetki çevresinde faaliyet gösteren adlî kolluk sorumluları hakkında, değerlendirme raporları her yıl sonunda diğer yer Cumhuriyet başsavcılıklarının görüşü de alınarak adlî kolluk biriminin merkezinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcısı tarafından düzenlenir.

  Olması gereken adli kolluk hakkındaki görüşümüz

     a) “Araştırma fonksiyonu” ile “itham görevi” ayrılmalıdır. “Adli kolluk” sistem içinde mevcut bulunması gereken bir unsurdur. Ceza muhakemesinde birbirinden ayrı dört görev vardır: araştırma, itham, müdafaa ve yargılama.

     Adli kolluğun “araştırma” görevini ayrı bir kuruluş olarak yerine getirmesi için, C. savcısının emri altında olmaması gerekir. Emir altına girmek, kolluk ile savcıyı bütünleştirmektedir.

     b) Kolluk içinde bağımsız bir başkan yönetiminde adli kolluk teşkilatı kurulmalıdır. Kanaatimizce, kolluk içinde ayrı bir “adli kolluk genel müdürlüğü” kurulmalı, “adli kolluk” kolluğun içinde olmakla birlikte, adli – idari niteliği dolayısı ile, başında yürütme tarafından en az 7 yıl süre ile görevden alınamayan bir “adli kolluk genel müdürü” olmalıdır.

     Adli kolluk C. savcılığının ve daha da önemlisi, hakimin denetimi altında olmalıdır. Adli kolluk tarafından kendiliğinden yapılan araştırma ve soruşturma işlemleri, istek üzerine veya kendiliğinden hakim denetimine tabi tutulmalıdır. Böylece, hukuka aykırı delil elde edilmişse, daha soruşturma evresinde bunun tespiti ve bunun iddianameye veya dava dosyasına girmemesi sağlanmış olacaktır.

     Yürürlükteki “adli kolluk” düzenlemesi, ayrı bir “adli kolluk” teşkilatı kurmadığı ve savcı ile polisi bütünleştirdiği için, yerinde değildir.

     c) Adli kolluğun iyi çalışabilmesi için şu önemli hususlar dikkate alınmalıdır. Birinci nokta eğitimdir. Suç polisinin “adlî bilimler” konusunda yeterli eğitime tabi tutulması gerekir. Adlî bilimler, suçun teknik izlerinin aranması, takip edilmesi ve bir nevi “suç doktorluğu” şeklinde ortaya çıkar.

     İkinci önemli nokta, adli kolluk görevine atananların yerinin değiştirilmemesi ve ihtisaslaşmanın sağlanmasıdır. Yani adlî kolluk içinde de branşlar şeklinde ihtisaslaşma olmalı ve yer teminatı sağlanmalıdır.

     Üçüncü önemli unsur ise, adli kolluğun amiri durumundaki en üst genel müdürünün siyasi iktidardan etkilenmeyecek bir yapıya kavuşturulmasıdır. Böyle olmadığı takdirde, bazı hallerde hükümeti de ilgilendiren konularda araştırma yapan, delil toplayan adlî polisin, görevi yapamaz hale düşmesi önlenemez.

     Adli kolluk, teknik çalışma demektir. Bu nedenle, gerek Adlî Tıp Kurumu, gerekse Jandarma Kriminal Laboratuvarları ve Emniyet Kriminal Laboratuvarları bu bünye içerisinde yer almalıdır. Netice itibariyle, adli kolluk teşkilatı yaratılırken, kriminal laboratuvar hizmetlerinin de bu kuruluş içerisinde yer alması düşünülmesi yerinde olur.

     Yerleşmiş görüşün aksine, adli kolluk yerel savcılığa bağlanmamalıdır. Adli kolluğun gördüğü iş, suç işlendikten sonra ve suçun araştırılmasıyla ilgili olduğu için, adlî bir görev gören suç polisi teminat sahibi olması istenmekte ve bu teminatın savcılığa bağlanmakla gerçekleşebileceği düşünülmektedir. Suçla mücadelede gerekli olan bilgilerin bir merkezde toplanması şarttır. İnsan haklarını korumak üzere Devletin güçlendirilmesi için, ‘kolluk birleştirilmelidir’.

     Savcı ‘kolluk amiri’ olarak yetiştirilmediği için, kolluk savcıya bağlanmamalıdır.            Adli kolluk kolluğun ayrı bir dalı olarak teşkilâtlanmalı, ancak belli bir suçun araştırılması sırasında yaptığı faaliyet, bugün olduğu gibi savcı gözetiminde kalmalıdır. 

     Sistemin işlerliğini sağlamak için, ‘Savcıya Bağlı Kolluk Adli Kolluk Amiri’ statüsü yaratılmalıdır. Türk Hukukunda ‘Savcı Yardımcısı Kolluk’ kavramı yerleşmemiştir. Eksik bırakılan halka tamamlanmalı ve ‘savcı yardımcısı kolluk’ makamı yaratılmalıdır.

     Kanaatimizce, Türk tipi, “Savcılığa Bağlı Adlî Polis” yaratılması, sistemi daha da çok bozacaktır. Kolluk birleştirilmeli, parçalanmamalıdır.