DEPREM NEDİR?

        

 

                         [*]Arif ARSLAN

 

Yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına    “DEPREM" denir. Büyük depremler olduktan sonra, bir süre devam eden küçük depremler ise “ARTÇI DEPREMLER” dir. Bazen büyük depremler olmadan önce küçük sarsıntılar olur. Bu küçük sarsıntılarda “ ÖNCÜ DEPREMLER “ olarak adlandırılırlar. Öncü depremler her zaman olmayabilir.

            Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir olaydır.

            Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yer yuvarlağı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konulara inceleyen bilim dalına “ SİSMOLOJİ” denir.

 

DEPREMLER NASIL OLUŞUR

            Dünyanın içyapısı konusunda, Jeolojik ve Jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre yerküresinin dış kısmında yaklaşık 70-100 km. kalınlığında oluşmuş bir taş küre ( Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taş kürede yer alır. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2900 km. olan kuşağa Manto adı verilir. Mantonun altındaki çekirdeğin Nikel - Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Yerin yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan gidilerek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

            Taş kürenin altında Astenosfer denilen yumuşak üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeniyle taş kabuk parçalanmakta ve birçok levhalara bölünmektedir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üstünde sal gibi yüzmekte olup birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.

            İşte, yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, bir birlerini üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları Dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km. derinliklere kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk içinde meydana gelmektedir. Deprem, yer içinde fay olarak adlandırılan kırklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketlerinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup, özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylaşma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir.

 

             DEPREMİN HABERCİLERİ HAYVANLARDA GÖRÜLEN ANİ DEĞİŞİMLER

       Hayvanların iplerini koparmaya çalışması, tavşan ve farelerin direklere tırmanması, kedilerin saklanacak yer arayıp titremesi, köpeklerin hiç durmadan havlaması, balıkların su yüzüne çıkıp ölmesi, martıların gruplar halinde karaya uçuşması, karıncaların yuvalarını topluca terk etmesi, gökyüzünde alev topu oluşması, fay hattının bulunduğu bölgeyi ani sis basması, deprem belirtisi olarak değerlendiriliyor.

“ Deprem öncesi değişen hayvan davranışlarından en önemlisi karıncalarda görülüyor.  Aniden çoğalan karıncaların dikkatlice izlenmesi öneriliyor. Çünkü karıncalar deprem öncesi yuvalarını terk ediyor, ateş üstünde gibi yürüyor, zincir oluşturuyor ve küme küme toplanıyorlar. Kümelerdeki karıncaların yüzde 80’inin ölmesi depremin 6.5-7 şiddetinde olacağına işaret ediyor.

            At, eşek ve inekler iplerini koparıyor, ahır kapılarından dışarı çıkmak istiyor ve tepelere doğru koşuyorlar.  Tavşan ve fareler binaların üst katlarına kaçışıyorlar, direklere tırmanıyorlar ve yere inmek istemiyorlar. Kediler, kutu ya da çöp bidonu içine giriyorlar, top gibi sıkışıp titriyorlar. Köpekler, korku

 

dolu hiç durmadan havlıyorlar. Balıklar, göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzüyor,

nedensiz bir şekilde ölüyor ve karaya vuruyorlar. Ördek, kaz ve kuğular, göle girmek istiyorlar. Göldekiler de ölüyor. İpek böcekleri arka arkayı diziliyorlar. Yengeçler sahilde dolaşıyor. Martılar gruplar halinde karaya doğru uçuyorlar.

            Depremden 1-3 ay öncesinde ise meyve ağaçları erken çiçek açıyor ve erken meyve veriyor.”

 

GÖKYÜZÜNDEKİ DEĞİŞİMLER

            Gökyüzünde meydana gelen değişimler: Güneşin doğuşunda ve batışında ortaya çıkan ışık huzmeleri, depremden önce görülüyor. Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu gözleniyor. Fay hattının kırılacağı bölgeyi ani bir sis kaplıyor. Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli yıldırımları meydana geliyor. Açık havada yeşil, siyah ve mavinin egemen olduğu kısa gökkuşağı oluşuyor. Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana geliyor. Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elle tutulacak kadar yakın görünüyor. Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyuluyor.

 

YERALTI SULARINDAKİ DEĞİŞİMLER...

 Deprem öncesi yerüstünde olduğu gibi yeraltında da bazı`değişimler meydana geliyor. Bunlardan bazıları şöyle:  “ Su basıncında 1-1.5 barlık artış meydana geliyor. Su olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınıyor. 1-2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşuyor ya da var olan kaynak kuruyabiliyor. Karbondioksit, metan ve özellikle radon gazı içeriği artıyor, kuyuları sis kaplıyor. Suyun tadı acılaşıyor ya da tatlılaşıyor. Sudan çürük yumurta ve kükürt kokusu geliyor. Radon, cıva, helyum, karbondioksit artışı gözleniyor. Su içinde hava kabarcıkları oluşuyor. Dere suları kesiliyor, kuruyor ya da çoğalıyor.”

 

DENİZ VE GÖL DEĞİŞİMLERİ...

           Deniz ve göllerdeki değişimler ise şöyle: “ Depremden 1-2 hafta önceden kıyıları deniz basar. 1-5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir. 1-5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur. Deniz çarşaf gibi düzgün olur. Deniz, kuyu ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür. Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.”

 

 

 

 

                                                                                                      

                                                                                               

 

                                                                                                               

                                                                                                         

 

 

 



[*]  3.Sınıf Emniyet Müdürü, Bursa Polis Eğitim Merkezi