DEPREM NEDİR?
|
|
[*]Arif ARSLAN |
Yer kabuğu içindeki kırılmalar
nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri
ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına
“DEPREM" denir. Büyük depremler olduktan sonra, bir süre devam eden
küçük depremler ise “ARTÇI DEPREMLER” dir. Bazen büyük depremler olmadan önce
küçük sarsıntılar olur. Bu küçük sarsıntılarda “ ÖNCÜ DEPREMLER “ olarak
adlandırılırlar. Öncü depremler her zaman olmayabilir.
Deprem,
insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da
oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına
uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir olaydır.
Depremin
nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yer yuvarlağı içinde ne şekilde
yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini
ve deprem ile ilgili diğer konulara inceleyen bilim dalına “ SİSMOLOJİ” denir.
DEPREMLER NASIL
OLUŞUR
Dünyanın içyapısı
konusunda, Jeolojik ve Jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin
desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre yerküresinin dış
kısmında yaklaşık 70-
Taş
kürenin altında Astenosfer denilen yumuşak üst Manto bulunmaktadır. Burada
oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeniyle taş kabuk
parçalanmakta ve birçok levhalara bölünmektedir. Halen 10 kadar büyük levha ve
çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla
birlikte, Astenosfer üstünde sal gibi yüzmekte olup birbirlerine göre
insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
İşte,
yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini
sıkıştırdıkları, bir birlerini üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların
sınırları Dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık
DEPREMİN HABERCİLERİ HAYVANLARDA
GÖRÜLEN ANİ DEĞİŞİMLER
Hayvanların iplerini koparmaya çalışması, tavşan ve farelerin direklere tırmanması, kedilerin saklanacak yer arayıp titremesi, köpeklerin hiç durmadan havlaması, balıkların su yüzüne çıkıp ölmesi, martıların gruplar halinde karaya uçuşması, karıncaların yuvalarını topluca terk etmesi, gökyüzünde alev topu oluşması, fay hattının bulunduğu bölgeyi ani sis basması, deprem belirtisi olarak değerlendiriliyor.
“ Deprem öncesi değişen hayvan davranışlarından en önemlisi karıncalarda görülüyor. Aniden çoğalan karıncaların dikkatlice izlenmesi öneriliyor. Çünkü karıncalar deprem öncesi yuvalarını terk ediyor, ateş üstünde gibi yürüyor, zincir oluşturuyor ve küme küme toplanıyorlar. Kümelerdeki karıncaların yüzde 80’inin ölmesi depremin 6.5-7 şiddetinde olacağına işaret ediyor.
At, eşek ve inekler iplerini koparıyor, ahır kapılarından dışarı çıkmak istiyor ve tepelere doğru koşuyorlar. Tavşan ve fareler binaların üst katlarına kaçışıyorlar, direklere tırmanıyorlar ve yere inmek istemiyorlar. Kediler, kutu ya da çöp bidonu içine giriyorlar, top gibi sıkışıp titriyorlar. Köpekler, korku
dolu hiç durmadan havlıyorlar. Balıklar, göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzüyor,
nedensiz bir şekilde ölüyor ve karaya vuruyorlar. Ördek, kaz ve kuğular, göle girmek istiyorlar. Göldekiler de ölüyor. İpek böcekleri arka arkayı diziliyorlar. Yengeçler sahilde dolaşıyor. Martılar gruplar halinde karaya doğru uçuyorlar.
Depremden 1-3 ay öncesinde ise meyve ağaçları erken çiçek açıyor ve erken meyve veriyor.”
Gökyüzünde meydana gelen değişimler: Güneşin doğuşunda ve batışında ortaya çıkan ışık huzmeleri, depremden önce görülüyor. Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu gözleniyor. Fay hattının kırılacağı bölgeyi ani bir sis kaplıyor. Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli yıldırımları meydana geliyor. Açık havada yeşil, siyah ve mavinin egemen olduğu kısa gökkuşağı oluşuyor. Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana geliyor. Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elle tutulacak kadar yakın görünüyor. Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyuluyor.
YERALTI SULARINDAKİ DEĞİŞİMLER...
Deprem öncesi yerüstünde olduğu gibi yeraltında da bazı`değişimler meydana geliyor. Bunlardan bazıları şöyle: “ Su basıncında 1-1.5 barlık artış meydana geliyor. Su olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınıyor. 1-2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşuyor ya da var olan kaynak kuruyabiliyor. Karbondioksit, metan ve özellikle radon gazı içeriği artıyor, kuyuları sis kaplıyor. Suyun tadı acılaşıyor ya da tatlılaşıyor. Sudan çürük yumurta ve kükürt kokusu geliyor. Radon, cıva, helyum, karbondioksit artışı gözleniyor. Su içinde hava kabarcıkları oluşuyor. Dere suları kesiliyor, kuruyor ya da çoğalıyor.”
DENİZ VE GÖL DEĞİŞİMLERİ...
Deniz ve göllerdeki değişimler ise şöyle: “ Depremden 1-2 hafta önceden kıyıları deniz basar. 1-5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir. 1-5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur. Deniz çarşaf gibi düzgün olur. Deniz, kuyu ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür. Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.”