Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Emniyet Genel Müdürlüğüne Arz

Emniyet Genel Müdürlüğüne Arz

 

Fevzi Çelik TÜRELİ

Emekli Emniyet Müdürü

1- Türkiye’nin herhangi bir yerinde medyanın ilgi duyacağı bir olay meydana geldiğinde:

A- O günkü televizyonlar ve ertesi günkü basın, polisi, hırsız, sadist ve katil göstererek vermektedir.

B- Çok az olayda o gün veya sonraki günlerde Vali, Emniyet Müdürü, Emniyet Genel Müdürü veya Bakan gerçekleri açıklayan çok güzel beyanatlar vermektedirler.

C- Çoğunlukla haberlerde, söyleşilerde ve açık oturumlarda polis haksız yargılanmakta ve halk vicdanında ağır hüküm giymektedir.

Misaller :

a- Sivil bir polis elinde cop kaçan bir kızı insafsızca copluyor, (TV’de eşim ve ben de izledik ve lanet okuduk.).

b- Aydın ve Karadeniz de bir ilde birer adam öldü, Mart 2001. TV’ler ve basın polis döve döve öldürdü kanaati uyandıracak şekilde yayın yaptı ve halk katil polis yine döve döve birini öldürmüş diye konuşuyordu (bizzat şahit oldum ve Aydın olayını öğrenmiş olduğumdan şahısa yarım saat dil döküp doğruları göstermeye çalıştım.)

c- Bir müdür, rüşvet alan bir başkomiseri yakaladı. İlk gün açıklama yapıldı. Bir daha hiçbir açıklama yapılmadı. Bir hafta sonra neredeyse müdürde hırsız gösterildi.

– Niye ve kimden korkuyoruz? Niçin şeffaf olmuyoruz?

ÖNERİ

A- İçişleri Bakanlığı veya Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bir basın bürosu kuralım (İl Emn. Müdürlüklerinin Basın Büroları gibi). Belki vardır ama benim kastettiğim her gün akşam üzeri tüm basın ve medyaya olayları gerçek olarak ve gerek görüldüğünde kendi yorumumuzla bildiren bülten olarak ve lüzumunda faksla bildirmek sureti ile. (amaç Mart sonunda Sayın Tantan’ın bence de haklı olarak yaptığı ancak haklıyken haksız çıkarttırıldığı söyleşilerde elinizde şöyle bir koz olabilir.)

— Biz şu olayı şu şekilde gerçeğini açıkladığımız halde, şu, şu gazeteler ve şu şu TV’ler gerçekleri kullanmayıp, olayları kendi amaçları doğrultusunda saptırmışlardır, diye bilmek için. Bu büro yöneticileri ve açıklayıcılar çok üst düzey olmalı ve açıklama:

1-……. Olmuştur. Olaya derhal müdahale edilerek, şu ve şu görevli memurlar açığa alınarak, haklarında gerekli adli ve idari kovuşturmaya başlanılmıştır gibi. (TV’de kızı coplayan polis, o gün açığa alınmış, kimse duymadı ben dahil)

2- Şu olayın aslı budur. Ancak her ihtimale karşı mülkiye-polis müfettişleri görevlendirilmiş olup, Cumhuriyet Savcılığınada gerekli bilgi verilmiştir şeklinde (Aydın olayı)

2- Polisin olaya müdahale ediş tarzı:

a- Sivil polis copla olaylara müdahale etmeyecek.

b- Kaçan kişiye vurmuş olmak için vurulmayacak.

c- Vurulan kişi gözaltına alınacak ve yere yatırılıp elleri arkadan kelepçelenecek (o zaman bir kişi bile otobüse götürebilir.)

3- Olay çıkaran ve gözaltına alınan kişiler:

Bir kaç saat içinde GBT’ye bakılıp polisçe, aynı gün veya ertesi gün savcılıkça yada hakim tarafından %99 serbest bırakılmaktadır.

Kanunsuz yürüyüş ve gösteri olaylarını çıkartan kişiler yerlerine ve sıfatlarına göre hep aynı kişilerdir.

Halk bu kişilerin yaptığı hareketlerin kesinlikle haksız olduğunu tam olarak bilmemektedir. Toplantı, gösteri yürüyüşleri kanununu halk bilmemektedir ve her olayda polis düşman gibi gösterilmektedir.

Yasadışı gösteri ve eylem yapan fraksiyon elemanları ise ya kanun değiştirilerek, tekrarında artan cezalarla (1. sefer para cezası, 2 sefer 3 ay hapis, 3. Sefer 6 ay-1 yıl arası hapis ve daha ağır) Çünkü eylemler fraksiyonuna göre aynı şahıslar tarafından yapılmaktadır yada vazifeli memura mukavemet veya düzeni bozmak için provakasyon gibi savcı ile koordinasyona girerek, caydırıcı ağır suçlarla adliyeye sevk edilmelidir.

Üniversitelerde: Olay çıkaranlar %01 oranında kişiliklerini ideolojilere endekslemiş gençlerle mücadele için, görevli sivil polislerce veya basınca çektirilen video filminin bir sureti üst yazı ile üniversiteye gönderilmelidir. (müdürlüğümüzce basından elde edilen kayıt şeklinde) Çünkü YÖK Disiplin yönetmeliği işletildiği takdirde yeterlidir. Müspet delil ve resmi yazı ile takip edildiğinde olaylar bitebilir. Çünkü olayları çıkaran, sayısı belli aynı kişiler devam ettikleri takdirde, mecburen okuldan atılacaklardır.

2495 sayılı kanun uygulaması özel sektörde üçkağıtçıların elindedir. Emniyet Müdürlüklerindeki birimler kanunun takibinde zayıf kalmaktadır. (Tüzüğü bilmemektedirler)

1- Koruma planını bilemeyip, bu plan yerine sabotaj planını kabul etmişlerdir.

2- Kıyafetler çok çeşitli renklerde ve bir sürü aksesuarlı.

3- Denetim yapılmıyor. Bankalar güvenlik görevlilerini memur gibi kullanıyorlar ve sayıları 1’e düşürüldü.