Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Ceza Muhakemesi Hukuk (33)

image002

(J) VII – GAİP VE KAÇAKLARDA ELKOYMA

1. Gaiplik durumunda elkoyma

Bulunduğu yer bilinmeyen sanık gaip sayılır; bunun yanında, yurt dışında bulunan ve yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık da gaip sayılmıştır (CMK 244/1).

Ceza Muhakemesi Kanunu uluslararası standartlara uygun bir şekilde, gaiplik kurumunu büyük ölçüde daraltmış ve sadece delillerin korunması için gereken işlemlerin yapılmasına izin vermiş (CMK 244/2) ve mahkeme önüne gelmesi için ihtar yapılmasını düzenlemiştir (CMK 245). Gaip hakkında duruşma açılamaz. Soruşturma işlemleri sırasında müdafii hazır bulunabilir (CMK 244/3).

Bu düzenlemenin sebebi, her sanığın mahkeme önüne getirilip, huzurda yargılanması gerekmesidir. Kanun gaibin duruşmaya gelmesini sağlamak için, ona “tutuklanmama güvencesi” verilmesini de kabul etmiştir (CMK 246).

CMK gaipler hakkındaki elkoyma hükümlerini kaldırmış, fakat kaçaklar için “zorlama amaçlı elkoymayı” korumuştur (CMK 248). 

2. Kaçak hakkında elkoyma

Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye “kaçak” denir (CMK 247/1). 

Kaçakların duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına, amaçla orantılı olarak, sadece bu Kanunda liste olarak sayılan suçlarda, mahkeme kararı ile elkonabilir (CMK 248/1, 2). 

Kanun, kaçağa da “tutuklanmama güvencesi” verilmesini kabul etmiştir (CMK 248/7). 

K – KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT 

1. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Yakalama veya tutuklama gibi koruma tedbirlerinin karar veya uygulanması sırasında insan hakkı ihlalleri yapıldığında, bu hukuka aykırılıktan zarar gören kişi Devlete karşı bir dava açarak, zararının giderilmesini isteyebilir (CMK 141/1).

 2004 yılına kadar 466 numaralı Kanunda düzenlenen haksız yakalama ve tutuklama dolayısıyla tazminat isteme hakkı, CMK’da ayrı bir bölüm olarak düzenlenmiştir. Bu gelişmede 2001 yılında Anayasanın 19 uncu maddesine eklenen hükmün de payı büyüktür.

Haksız yere tutuklananlara Devletin tazminat vermesi ilkesi, çoktandır kanunlara girmiştir. 1953 yılında Roma’da toplanan Ceza Hukuku Milletlerarası Kongresinde de “haksız yere tutuklanan sanığa açık hata hallerinde ve tutuklamanın yersiz olduğu anlaşıldığı takdirde, Devletin bir tazminat ödemesi” temenni edilmiştir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 7 numaralı protokolü, bu tazminatın ödenmesini şu kayıt ve şartlarla insan haklarından biri haline getirmiştir: 1) Bir adlî hata yapıldığı yeni olay veya eski olayın sonradan öğrenilmesi nedeniyle anlaşılmış olmalı, 2) Bu nedenle kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti iptal edilmeli veya bu konuda özel bir af çıkarılmalı, 3) Bu mahkûmiyet yüzünden bir kişi ceza çekmiş olmalı, 4) Bu kişi bilinmeyen olayın zamanında öğrenilmemesinden kısmen veya tamamen sorumlu bulunmamalı. Bu şartlar varsa, o kişinin ceza çekmekle uğradığı zarar o Devlet kanunlarına veya uygulamalarına uygun olarak tazmin edilecektir (m. 3). 

2. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilen haller

CMK’ nın 2014-6545 sayılı Kanun ile değişen 141 inci maddesindeki düzenleme şöyledir:

(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişiler tazminat isteyebilir.

b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan kişiler tazminat isteyebilir.

c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan kişiler tazminat isteyebilir. Bu tazminat sebebi 466 numaralı Kanunda yoktur. Eklenmesi yerinde olmuşsa da, hangi hakların hatırlatılması gerektiği, Kanunda sayılmamıştır (CMK 90).

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişi tazminat isteyebilir. Tutuklamada makul süre (İHAS 5) ve muhakemede makul süre (İHAS 6) aşılırsa, bireysel başvuru yolu açılacağından, iç hukukta bunun düzenlenmesi yerinde olmuştur (CMK 102, 108).

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişi tazminat davası açabilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar itiraz süresinin dolması (CMK 172), itirazın reddedilmesi (CMK 173) halinde veya beraat kararının (CMK 223/2) kesinleşmesi durumunda, “kanuna uygun” olarak yakalanan veya tutuklanan kişi, “bir gün” süre ile olsa dahi, özgürlüğü kısıtlanmış olursa, tazminata hak kazanır. Belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan kişi tazminat isteyebilir. Kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olmasına rağmen özgürlüğü koruma tedbiri nedeniyle kısıtlanan kişi devletten tazminat isteyebilir. Belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan kişi tazminat isteyebilir (Any. 19/4, CMK 101/2, PVSK 13).

h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen kişi tazminat isteyebilir (Any. 19/6, CMK 95, 101/2).

 i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen kişi tazminat isteyebilir. Hukuka uygun verilmiş olan arama kararının aranan şeyin bulunamayacağı yerler de aranarak, ölçüsüz bir şekilde uygulanması tazminat sebebi sayılmıştır. Bu tazminat sebebi de yenidir. Aranan şeyin niteliği “ölçüyü” belirleyecektir.

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişi tazminat isteyebilir. Mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan kişi, tazminat isteyebilir. Bu da yeni bir tazminat sebebidir.

k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişiler tazminat isteyebilir.

Yukarıda sayılan kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

CMK madde 141’e 2914-6545 sayılı Kanun ile şu fıkralar eklenmıştır:

(3) (Ek: 18/06/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

   (4) (Ek: 18/06/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.

Hâkimler de, Hukuk Muhakemeleri Kanununda (HMK 46) öngörülen sorumluluklarını gerektirecek şekilde hareket etmişlerse, haksız tutuklamalardan dolayı tazminata mahkûm edilebilirler. Madde şöyledir:

“Devletin sorumluluğu ve rücu

HMK Madde 46– (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:

a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.

b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.

c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.

ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.

d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.

e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.

(2) Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz.

(3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.” 

5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun da 2014 yılında bu doğrultuda değiştirilmiştir:

“Geçici Madde 8– (Ek:18/06/2014–6545/86 md.) (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir. Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara bağlanır.”

3. Haklarını öğrenme hakkı

Bir kişinin hakkında uygulanan koruma tedbiri nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, tazminat isteme hakkı olduğunu da bilmesi gerekir. 

Kanun, bunu sağlamak amacıyla, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya beraat kararı verilen kişilere (CMK 141/1-e) tazminat isteme hakkı olduğunun bildirilmesini ve bu hususun kararı geçirilmesini öngörmüştür (CMK 141/2).

Bunun yanı sıra, hakkında mahkumiyet kararı verilen kişilerin gözaltı veya tutuklulukta geçen süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla ise, veya sadece para cezasını öngören bir suç dolayısıyla yakalanan veya tutuklanan kişilere (CMK 141/1-f) tazminat isteme hakları bildirilecektir (CMK 141/2).

Kanunda sadece 141/1 e ve f bentlerindeki hallerde hak öğretme mecburiyetinin gösterilmesi diğerlerinde mecbur tutulmaması yerinde olmamıştır. Hak bildirme genel olmalı idi. 

4. Tazminat istemi

Tazminat istemi talebe bağlıdır. Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istenebilir (CMK 142/1). 

Bu istem bir tali davadır. Tali dava zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde, o mahkeme ile ilgili bir işlem dava konusu ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde açılır ve karara bağlanır.

Dilekçede açık kimlik ve adres ile zarara uğradığı işlemin niteliği ve uğradığı zararın özelliklerini bildirmesi gereklidir. Zararın belgesinin de dilekçeye eklenmesi gereklidir (CMK 142/3).

Mahkeme dilekçeyi inceleyerek kabul açısından bir değerlendirme yapar. Belge yetersizse eksikliğin giderilmesi için ilgiliye duyuru yapar. Duyuruda eksiklik giderilmediği takdirde istemin reddedileceği de duyurulur. Eğer süresi içerisinde eksiklik tamamlanmazsa dilekçe reddolunur. Bu ret kararına karşı itiraz yolu açıktır (CMK 142/4).

Mahkeme tali davayı kabul ederse, dilekçenin bir örneğini devlet hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ eder ve on beş gün içinde yazılı görüş bildirmesini ister (CMK 142/5). 

Mahkeme tazminat konusunda karar vermek için, gerekli her türlü araştırmayı yapabilir. Gerekli gördüğünde naip hâkim görevlendirerek bu araştırmayı yaptırır. Tazminatın miktarının belirlenmesinde tazminat hukukunun genel prensiplerine göre karar verilir (CMK 142/6). Bu husus Anayasada 2001 yılında 4709 numaralı kanunla 19 uncu maddesinin son fıkrasına eklenen kuralı karşılamaktadır. Tazminat kararı duruşmalı olarak verilir. Mahkeme istemde bulunanı, cumhuriyet savcısını ve hazine temsilcisini dinledikten sonra kararını verir (CMK 142/7). 

Tazminat kararına karşı istinaf yolu açılmıştır. İstemde bulunan, cumhuriyet savcısı ve hazine temsilcisi istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf incelemesi öncelikle ve ivedilikle yapılır (CMK 142/8).

5. Tazminat miktarı

1964-466 numaralı Kanunun kapsadığı konuların Ceza Muhakemesi Kanununa alınması ve genişletilerek düzenlenmesi yerinde olmuştur. Ağırceza mahkemelerine ek bir iş yükü gibi gözükse dahi, düzenlediği haklar bakımından Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde mahkûm olduğu konularda yapılacak bireysel başvuruların önünü kesmesi bakımından önemli bir düzenlemedir. İç hukuk yollarının tüketilmesini sağlaması isteniyorsa, etkin bir araştırma ve hakkaniyete uygun bir yüksek tazminat rakamlarına hükmedilmesi gerekecektir. Ancak, Yargıtay “zenginleşmeye yol açmayacak biçimde” tazminat verilmesini istemektedir. 

Başvurunun “karar” veya “hükümlerin” kesinleştiğinin tebliğinden itibaren yapılacağı göz önünde tutulursa, bazı durumlarda görülmekte olan davanın sona ermesini beklemeden tazminat istenebileceği anlaşılmaktadır. Bu da olumlu bir gelişmedir. Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklikten sonra, Yargıtay hükmedilen tazminata faiz eklenmesine karar vermiştir. Faiz tutuklandığı günden itibaren hesaplanır.

6. Tazminatın geri alınması

Beraat ettiği veya hakkında takipsizlik kararı verildiği için kendisine tazminat ödenenler. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın sonradan kaldırılarak hakkında kamu davası açılması ve mahkûm edilmesi durumunda ve ayrıca yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilmesi durumunda, tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı cumhuriyet savcısının talebi üzerine aynı mahkemeden alınacak bir kararla geri alınır. Geri alma konusunda kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanır. Geri alma kararı itiraz edilebilen kararlardandır (CMK 143/1). 

Bir kişinin iftira (TCK 267) atılması veya yalan tanıklık nedeniyle (TCK 272) gözaltına alınması ve tutuklanması durumunda devlet ödediği tazminatı iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder (CMK 142/3). 

7. Tazminat isteyemeyecek kişiler

Kanun bazı durumlarda kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerin tazminat isteyemeyeceğini hükme bağlamıştır (CMK 144): 

Sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumu tazminat istemeye uygun hale dönüşenler,

Takipsizlik kararı veya düşme kararı genel af veya özel af, şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma gibi nedenlerle verilmişse veya kamu davası geçici olarak durdurulmuş, ertelenmiş veya düşürülmüşse,

Kusur yeteneğinin bulunmaması sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse,

Suç işlediğini veya suça katıldığını gerçek dışı bir şekilde adli makamlara bildirerek bizzat kendisinin gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar tazminat isteyemezler. 

Eğer sanık suçunu ikrar etmişse fakat bu ikrar başkasının suçunu kabullenmek için yapılmışsa, sanık hem bir suç işlemiş olmakta (TCK 270), hem de tazminat isteyememektedir.

8. AİHM’e bireysel başvuru

Özgürlüğü kısıtlanan kişiler iç hukuk yollarını tükettikten sonra, AİHM’ye bireysel başvuruda bulunabilirler. Ancak buradaki başvuru yolu, özgürlük kısıtlamasına karşı kabul edilmiştir. Esas hükmün kesinleşmesi beklenmez.