Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Bir Tutam Mizah

124. (nisan)_050 124. (nisan)_051 124. (nisan)_052          (Gülerken düşündüren boyutu, evrensel olan Mizah’ ın; “Gerçek olayları yansıttığı” ve “Gerçek olayları yansıtması halinde; daha keyif verici olduğu” inancı yaygındır. Öyle anlatımlar vardır ki, anlatılan gerçek midir, kurgu mudur? Ayıt etmek zordur. Bu duygular ile birkaç satır.)

 “ON NİSAN” ve MİZAH

          “10 Nisan Polis Haftası” vesilesi ile tüm Şehitlerimizi Rahmet ile anıyor,  Gazilerimize saygı, emekli ve görevdeki personelimize sevgilerimizi sunuyorum.

          Aile bireylerine, ayrıca sonsuz sevgiler ve saygılar ….

          “Balzac” ın, “Devlet Göçer, Polis Bakidir” söylemi; bu mesleğin “olmaz ise olmaz”

olduğunu net bir şekilde anlatmaktadır.

          Tüm ülkelerdeki “Polis görevi, yasalara karşı gelenlere, karşı olduğu” için; sıkıntıları da birbirine benzemektedir.

          “Ülkemizdeki Polis Haftası” nedeniyle; görev anlayışı “Tabii Hukuktan, gerçekten yana olan”, “Mavi Bilye” üzerindeki “İlkeli meslektaşlarımıza” da selamlar.

          Bu ayki mizah da “Mavi Bilyedeki Bizlerden”…

          * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          Polis, gece yarısı devriye görevlisi iken; izinde bulunan komiserini bir ayağı kaldırım üzerinde, diğer ayağı yolda yürürken görmüş. Yardım etmek için yanına yaklaşmış;

          “Komserim, çok sarhoşsunuz, ne derdiniz vardı da bu kadar içtiniz. Sizi evinize bırakalım” demiş.

          Komiser, yerinde sallanarak sormuş:

          “Peki sen benim sarhoş olduğumdan emin misin?”

          Polis bir az geriye çekilerek cevap vermiş:

          “Halinizden çok belli oluyor.”

          Komiser oldukça rahatlamış halde, elleri ile yüzünü sıvazladıktan sonra şöyle mırıldanmış: “Beni o kadar çok rahatlattın ki… Ben, kendimi topal oldum zannediyordum.”

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

 

 

          “Mumyanın Yaşı”

          Mumyalar ülkesinde yeni bir mumya bulunmuş. Bilim insanları mumyanın yaşını tespit edememişler. Bazıları 1000 yaşında; bazıları ise 2000 yaşında olduğu kanaatinde imiş. Sonuç alamayınca ülkenin “Bilgi Toplama, Derleme ve Değerlendirme Birimlerine” başvurup yardım istemişler.

          Yardım için gözlerinde siyah gözlükler, ellerinde özel çantaları olan üç eleman gelmiş. Mumyanın bulunduğu odaya girmişler. Bilim insanları odadan dışarıya çıkmış.

          Elemanlar yaklaşık 24 saat süre ile odada kalmışlar. Süre sonunda, aldıkları sonucu bilim insanlarına açıklamışlar.

          Sonuç: “Mumya tam 1372 yıl önce mumyalanmıştır.”

          Bilim insanları şaşkınlık içersinde “Bu kadar kesin rakama, hangi yöntem ile nasıl

ulaştıkları” konusunda çok ısrar etmişler.

          Elemanlar, aralarında yaptıkları görüşme sonucunda, yöntemi açıklamışlar. “Mumya, ölüm tarihini kendisi beyan etmiştir.”

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          “Peder bey gece gezmesinden dönerken!…”

          Serin bir sonbahar gecesinde saat 04.00 sıralarında; “Peder George” bisikleti ile

ıssız yoldan, kilisenin bulunduğu tepeye doğru pedal çeviriyormuş…

          Devriye görevini yapan trafik ekibi, karşıdan karaltı halinde gelen Peder Beyi durdurmuş.

          Görevli: -“Peder Bey, bu saatte bu ıssız yolda, tek başınıza bisiklet ile gitmekten korkmuyor musunuz? Etrafta malınıza kastedecek suçlular var.” demiş.

          Peder: -“Korkmuyorum. Çünkü Tanrı benimle beraber” cevabını vermiş.

          Görevli – “Anlayamadım” demiş.

          Peder: -“Korkmuyorum. Tanrı benimle beraber” cevabını tekrarlamış.

          Görevli: “Sayın Peder size 50 Dolar ceza yazmak zorundayım”. Deyince

          Peder. – “Bu cezanın sebebi nedir?” diye sormuş.

          Görevli: – “Fazla yolcu. Bisiklet tek kişilik” demiş.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          “Benekli Maymun Yakalama Oyunları”

          Bir zamanlar, “Yağmur Ormanları” bulunan bir ülkede, “Polisler arası Benekli Maymun Yakalama Oyunları” yapılmış.

          Yarışmanın konusu; juri tarafından ormana bırakılan “Benekli maymunu” yakalama süresi imiş.

          Jüri Uluslar arası “Hayvan Bilimcileri” nden oluşturulmuş. Yarışmanın resmi dili “İngilizce” imiş.

          Yarışmaya;

          1-İktisaden Gelişmiş Ülkeler;

          2-İktisaden Gelişmekte Olan ülkeler;

          3-İktisaden Geri Kalmış ülkeler’ den “Üçer kişilik” Ekipler katılmış.

          İlk yarışmacı ekip İktisaden Gelişmiş ülkenin ekibi imiş. Ekip her türlü telli -telsiz, insanlı – insansız donanım ile ormana girmiş. 4 (Dört) saat sonra, yakaladığı “Benekli Maymunu” ön ayaklarına “Hayvan haklarına uygun kelepçe” takılmış vaziyette jürinin önüne getirmiş. Ekip elemanları ve benekli maymun, gayet zinde durumda imiş. Jüri, (4) dört saatlik yakala süresini onaylamış.

 

          İkinci yarışmacı ekip İktisaden Gelişmekte olan ülkenin ekibi imiş. Ekip sınırlı bütçe imkânları ile temin edebildiği yetersiz donanım ile yarışmaya başlamış. 24 (Yirmi dört) saat sonra, ele geçirebildiği “Benekli Maymunu” ön ayaklarına “Zimmetlerinde bulunan kelepçe” takılmış vaziyette jürinin önüne getirmiş. Ekip elemanları ve benekli maymun, çok yorgun durumda imiş. Jüri, 24 (Yirmi dört) saatlik yakala süresini tescil etmiş.

          Üçüncü yarışmacı ekip İktisaden Geri Kalmış ülkenin ekibi imiş. Ekip bütçelerinde

para bulunmadığı için, teknik malzemeleri olmadan ormana girmiş. 48 (Kırksekiz) saat sonra, Juri “Arama ve Kurtarma” kararını almış. Tam bu sırada, yarışmacı ekibin; ormandan çıktığı görülmüş.

          Ekip omuzlarında taşıdıkları, uzun ve kalın bir sopaya; ön ve arka ayaklarının dizleri hizasından iple bağladıkları, başı yere yakın biçimde duran hayvanı jürinin önüne getirmiş. Ekip şefi “Görev tamam” demiş. Jüri başkanı getirdikleri hayvana bakmış ve “Bizim bıraktığımız benekli maymun bu değildi” demiş. Ekip şefi “İşte benekleri” demiş ve hayvanın derisindeki benekleri göstermiş.

          Jüri heyeti itirazlarını sürdürmeye devem edince; Ekip şefi yere yatırdıkları hayvana “Sen kimsin” diye sormuş. İngilizce olarak “Ben bir Benekli Maymunum” demiş, Zürafa.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          Eskimeyen dostlar’a

          “Sen hep beni mazideki halimle ….”

          Sen hep beni mazideki halimle tanırsın,

          Hala bilirim aşk ile bekler inanırsın,

          Hep öyle siyah saçlı ve hülyalı sanırsın.

          Sen hep beni mazideki halimle tanırsın,

          Hala bilirim, aşk ile bekler inanırsın.

          Güfte: Hikmet Şinasi Önol.

          Beste: Selahattin İnal.

          Makam:Hicaz.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          “… ve herşey bitti işte!…”

          Ne bende eski heves, ne sende o güzellik

          Ne gönülde bir arzu, ne gözlerde nem kaldı.

          Bir avuç inci gibi dondu gözyaşlarımız,

          Geçip giden günlerden tatlı bir özlem kaldı.

          Şemsi BELLİ

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          “Sen devam et!… yanındayım”

          Üç türlü dost olduğu söylenir.

          1. Dili ile destek verenler.

          2. Gönlü ile destek verenler

          3. Hem dili, hem gönlü hem de gücü ile destek verenler.

          (Gerçek dost, üçüncüsüdür.)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.”

          MEVLANA

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

          Mizahsız, şiirsiz, musikisiz kalmamanız dileği ile… Okuduğunuz için sevgi ve saygılarımı sunarım. Nisan. 2012