Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

Bekçi

image002

“Resmin bütününü görmekse niyetin, bir adım uzaklaş…”

Sevgili Arkadaşım;

Çoğu zaman dışarıdan bakanlar daha doğru ve objektif tespitler yapar. Genel Müdürlükte çalışırken, Belçika’nın Ülkemizde teşkilatımızla iç içe yaklaşık 17 yıldır görev yapan polis müşaviriyle tanışmıştım. -Sizce Türk polisinin en başarılı ve en başarısız yönleri nelerdir? Diye sormuştum kendilerine.

Ve benimde tamamen katıldığım şu tespitini paylaşmıştı.

-İnsan kaynaklarınız çok iyi. Organizasyon yeteneğiniz ise berbat.

Kötü olan yanımızla ilgili paylaşacaklarımızı daha sonraya bırakalım. Görevim esnasında tanıştığım ve bana göre hayat alanında yıldız olan bu kaliteli insan kaynaklarımızdan bazı örnekler paylaşmak istiyorum.

2000’li yılların başıydı. Hakkâri /Şemdinli’de çalışıyordum. Şark görevimi tamamlamış batıya atanmıştım. Bir akşamüzeri benim yerime atanan Baş komiser arkadaş ilçeye geldi. Çok şaşırmıştım. Şaşkınlığım yaşının hayli ilerlemiş olmasına rağmen emekli olmayıp çalışmak üzere Ülkemizin en zor görev yerlerinden biri olan Şemdinli’ye çalışmak için gelmesiydi. Sanırım bu şaşkınlığımı kendisi de fark etmiş olacak ki, ben sormadan anlatmaya başladı hayat hikâyesini.

Mesleğe bekçi olarak girmiş. Evet, evet yanlış okumadın mesleğe bekçi olarak girmiş. İlkokul mezunuymuş. O yıllarda polislik sınavına girmek için en az ortaokul mezunu olma şartı olduğundan, bir yandan karakollarda, şubelerde bekçilik görevini yaparken, bir yandan da dışarıdan ortaokulu bitirmiş.

Ve girmiş polislik sınavına, kazanmış. Polis okulunu da tamamlayıp polis olarak göreve başlamış. Ama yine boş durmamış. O senelerde komiser yardımcılığı imtihanına girebilmek içinse lise mezunu olma koşulu var. Bir yandan polis memuru olarak çalışırken, bir yandan da dışarıdan liseyi bitirmiş. Bitlis/Tatvan’da görevliymiş. Sınava girmek için zor izin almış. Ve kamyon kasasında seyahat ederek sınava yetişmiş. Kazanmış. Komiser yardımcısı olmuş. Baş komiserliğe kadar terfi etmiş.

Malum o zamanlar Emniyet Amiri ve daha üst rütbelere terfi için Üniversite mezunu olma şartı var. Ve bunun için gelmiş Şemdinli’ye açık öğretim fakültesi üçüncü sınıfta okuyormuş. Üniversiteyi tamamlayıp Emniyet Amiri ve daha üst rütbelerde çalışabilmek için. Evet yanlış okumadın mesleğe ilk okul mezunu olup bekçi olarak giren, hem çalışıp hem de dışarıdan ortaokulu ve dahası liseyi bitirip üniversitede okuyan, Emniyet Amiri olmak için çalışan Baş komiserimin hikayesi bu.

Sevgili Dostum;

Yaşadıklarını anlatırken ısrarla hiçbir torpilinin olmadığını ve hiçbir şekilde kimsenin tavassutundan yararlanmadığını vurguladı.

Bu hikâye, bu gayretler seni ne kadar etkiledi bilmiyorum ama belki de canlı şahidi olma imkânım olduğu için beni çok etkilemişti.

Bekçi olarak başladığı meslek hayatına Baş komiser olarak devam eden ve ülkemizin en kritik ilçelerinden Şemdinli’nin İlçe Emniyet Müdür Vekilliğine atanan meslektaşımın azminin, gayretinin öyküsü.

Belki de bu hikâyenin etkisiyle kırk yaşından sonra bir yandan önemli bir ilin asayiş müdürlüğü gibi en yoğun görevlerinden birisini yürütürken bir yandan da yüksek lisansımı tamamlamıştım.

Sevgili Arkadaşım;

Belki de kaliteli insan kaynakları denince sen polisiye hizmetlerde müthiş başarıları olan meslektaşlarımdan bahsetmemi bekledin. Gerçekten o alanlarda son derece başarılı polislerimizi tanıdım. Zamanı geldikçe onları da paylaşırım. Nedendir bilmiyorum ama ben bu teşkilatta en çok kendilerini yetiştirme gayretinde olanları takdir ederim hep ve bana göre hayatta;

NİYETİNİN TEMİZLİĞİNİ MÜTEAKİP, OLUMLU İŞLERDE Kİ GAYRETİN KADARSIN.

İşin özü; HALİS NİYET, BÜYÜK GAYRET…

Esen kal.