TÜRKİYE’DE VE AVRUPA’DA KOLLUK
ADALET İLİŞKİSİ
|
|
Feyzullah
ARSLAN[*] |
I.
Kolluk ve Savcılıkla İlgili Genel Tanımlar ve
Yapılanma
A –
Tanımlar
Savcılık : Ceza yargılamasında iddia makamıdır.
Kolluk
: Suç işlenmesinin
önlenmesi, işlenmekte olan bir suç var ise devamına mani olunması ve işlenmiş
bir suç söz konusu ise adli mercilerin emir ve talimatları doğrultusunda
soruşturma işlemlerini yürütülmesi ile görevli zor kullanma yetkisini haiz kamu
gücünü ifade eder.
Kolluk, suç öncesi ve sonrası
yürütülen kamusal faaliyeti de betimlemektedir. Diğer bir anlatımla kolluk hem
zor kullanma yetkisini haiz kamu otoritesini hem de yürütülen güvenlik hizmetini tanımlamaktadır.
Organizasyonel yapılanma bakımından kolluk genel ve özel kolluk olmak
üzere iki kısma ayrılır. Fonksiyonel olarak ise kolluk faaliyetlerini idari ve
adli olarak vasıflandırılmaktadır.
Adli Kolluk: (Fonksiyonel anlamda) suç soruşturmasına
ilişkin iş ve işlemleri yürütmekle görevli kolluk birimi şeklinde ifade
edebiliriz. (Emniyet
teşkilatı açısından adli kolluk, asgari tam teşekküllü bir polis karakolu
bulunan yerlerde, adli işlerle uğraşmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğünce
kadrodan ayrılan bir kısmı ifade etmektedir.)
Soruşturma : Kanuna göre yetkili mercilerce suç
şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabul edilmesine kadar geçen evreye
denir.
B-
Yapılanma
Kolluğun
Yapılanması:
Genel kolluk kuvvetlerini Polis, Jandarma, Gümrük Müsteşarlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli
oluşturmaktadır. Kolluğun yapılanmasının tam olarak anlaşılması bakımından iki
temel kolluk gücünden biri olan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün teşkilatlanmasına
ilişkin yasal ve idari düzenlemelerin ele alınması yerinde olacaktır.
14.02.1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunun 29. maddesinin (a) ve (b) bentleri hükümlerine göre ise
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı, İçişleri Bakanlığının
bağlı kuruluşlarıdır. 04.06.1937 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu ile Emniyet
Genel Müdürlüğü’nün teşkilatlanması düzenlenmiştir. Bu Kanunun 16. maddesinin
1. fıkrasının (B) bendi hükmüne göre Emniyet Genel Müdürlüğü’nün taşra
teşkilatı “illerde il emniyet müdürlükleri, ilçelerde ilçe emniyet müdürlükleri
veya ilçe emniyet amirliği ile güvenlik hizmetlerine ilişkin diğer birimlerden
oluşur.” 10.06.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 4, 9, 11/A, 27
ve 32/A-B hükümlerine göre Emniyet Genel Müdürlüğünün il ve ilçelerdeki
teşkilatı Valilere ve Kaymakamlara bağlı olup bu makamların emri altındadır.
Ayrıca, Bakanlıkların ve bağlı kuruluşların il ve ilçe teşkilatlarının
kurulması, kaldırılması veya değiştirilmesi, ancak kanunla veya belirli
şartlarda Bakanlar Kurulu kararırıyla mümkündür.
Cumhuriyet
Başsavcılığı Yapılanması
Mahkeme kuruluşu bulunan her il merkezi ve ilçede
o il veya ilçenin adı ile anılan bir Cumhuriyet Başsavcılığı kurulur. Cumhuriyet Başsavcılığında, bir Cumhuriyet Başsavcısı ve
yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur. Gerekli görülen yerlerde Adalet
Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla
bir veya birden fazla Cumhuriyet Başsavcı vekili atanır. Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcısının; ağır ceza mahkemesinin yargı çevresinde görevli Cumhuriyet
Başsavcıları, Cumhuriyet Başsavcı vekilleri, Cumhuriyet savcıları ile bağlı
birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır. Asliye ceza mahkemesi
Cumhuriyet Başsavcısının o yer yargı çevresinde görevli Cumhuriyet savcıları
ile bağlı birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır.
Cumhuriyet savcıları, bulundukları
il merkezi veya ilçenin idari sınırları ile bunlara adli yönden bağlanan
ilçelerin idari sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel
kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan
Cumhuriyet Başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu
mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi,
zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını
ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza
mahkemelerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderirler. Cumhuriyet savcıları
gecikmesinde sakınca bulunan veya olayın özelliğinin gerektirdiği hallerde, yer
aldıkları veya görevli oldukları Cumhuriyet Başsavcılıklarının yetki sınırları
ile bağlı olmaksızın keşif ve diğer soruşturma işlemlerini yapmaya
yetkilidirler.
Cumhuriyet savcıları idari yönden Adalet Bakanlığına
bağlıdır.
C-Avrupa
Ülkelerinde Kolluk- Savcı İlişkisi
İNGİLTERE’DE
ADLİ POLİSLİK
İngiltere’de adli soruşturma
aşamasında en büyük rolü polisin oynadığı ve polisin inisiyatife sahip olduğu
görülmektedir.
Adli soruşturmalar hemen hemen
hiç bir adli otoritenin talimatı olmadan polis tarafından bizzat
gerçekleştirilmektedir. Adli soruşturmalarda özellikle de olay yeri
incelemelerinde tüm işlemler polis tarafından yürütülmektedir.
İngiltere Birleşik Krallığında
ve Kuzey İrlanda'da her biri Emniyet Müdürü tarafından yönetilen 52 Emniyet
Müdürlüğü vardır. Her bir Polis Teşkilatı Polis Müdürü tarafından idare edilir.
Metropolitan Polis Teşkilatı yetkilisi İçişleri Bakanı’dır ve Bakanlıktaki
görevliler vasıtası ile hizmeti yürütmektedir.
Daha büyük polis kuvvetlerinin
başına özellikle suç operasyonlarından sorumlu olacak, sahtekarlık ve
uyuşturucu suçlanın soruşturacak olan birimleri oluşturmak üzere bir başmüdür
yardımcısı atanmaktadır.
Teşkilat bünyesinde Kriminal
Soruşturma Dairesi yerel polis karakollarının genel suç bürolarına kadar
yayılır. İngiltere ve Eyaletlerindeki 9 Bölgesel Suç Şubeleri, her bölgenin
çeşitli polis kuvvetlerinden temin edilmiş tecrübeli polis dedektiflerinden
oluşturulmuş, branşlaşmış şubelerdir.
ALMANYA’DA
ADLİ POLİSLİK
Almanya’da savcı Türkiye’deki
gibi soruşturmanın başıdır. Bu sistemde yargıç sadece bireysel özgürlükleri
ilgilendiren hallerde izin verme yetkisine sahiptir. Savcı ilgili her kesimi
(avukat, bilirkişi, tanık ve polis) uzun uzun dinler. Bu soruşturmanın süresini
uzattığı gibi çok fazla savcı da gerektirmektedir. Örneğin uzman olmayan
savcıların yanında ek olarak 20.000 kendi alanında uzmanlaşmış savcı istihdam
edilmektedir. Bu oldukça yüksek bir sayıdır.
Federal Polis Kuvvetleri ile
birlikte 11 Federe Devlete ait polis kuvvetleri mevcuttur. Federal Kuruluşlar
Federal İçişleri Bakanlığının kontrolü altında bulunurlar. Federal Kuruluşlar
şunlardan oluşur:
Federal
Suç Soruşturma Teşkilatı (Polisi), (Bıındeskriminalamt)
Federal Sınır Polisi Teşkilatı
Federal Meclis İdari Bölümlerine bağlı
polisler
Demiryolu Polisi ve Federal Demiryolları
Soruşturma Birimi
Federal Suç Soruşturma Polisi
(Bundeskriminalant) şu üç ana görevi yerine getirir;
1-Federal Alman Polisine suçla mücadele konusunda Bilgi ve Haberleşme
Merkezi olarak hizmet eder.
2-Uluslararası bağlantılı uyuşturucu madde,
kalpazanlık, ateşli silah ve patlayıcı suçları konusunda hiçbir makama bağlı
olmaksızın soruşturma yürütmeye yetkilidir.
3-Diğer olaylarda belirli makamların talep ve
emirleri doğrultusunda soruşturma açar.
HOLLANDA’DA
ADLİ POLİSLİK
Hollanda’da uzmanlaşmış hakimler hem yargıçlık hem de bazen savcılık
görevlerini aynı anda yürütmektedir. Fakat bu süreçte sorgu hakimi, Fransız sisteminin aksine soruşturmayı
denetleyemez.
Lokal
ceza politikalarını ise Kraliçe, savcı, belediye başkanı ile birlikte Polis
şefi ortak belirler. Görüldüğü gibi burada polise çok aktif bir rol
verilmiştir.
Hollanda’da
güvenlik Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın görev alanına girmektedir.
İçişleri Bakanlığı’na 25 bölge polisi ve alt birimleri bağlıdır.
Adalet
Bakanlığı’na da merkezi birim konumundaki Ulusal Polis Servisi bağlı olup, bu
servisin 5 alt birimi bulunmaktadır:
*Kriminal İstihbarat.
*Teknik Destek.
*Güvenlik,
*Seyyar Kuvvetler, (yol, hava, su)
*Lojistik,
Bunlara ilave olarak özel görevleri olan
birimler mevcuttur.
İTALYA’DA
ADLİ POLİSLİK
İtalya'da İçişleri Bakanı
kanunların uygulanmasından sorumludur. İçişleri Bakanı güvenliğin korunması ve
kamu düzeninin sağlanması faaliyetlerini Kamu Güvenliği Teşkilatı vasıtası ile
sağlar. Kamu güvenlik Dairesinin başında İtalyan Polis Genel Müdürü bulunur.
Adli Polis faaliyetlerinin
yürütüldüğü özel bölgelerde Güvenlik Kuvvetleri görevlerini yetkili adli
makamın direkt denetimi altında yerine getirirler.
*İtalya' da üç tür genel kolluk kuvveti
bulunmaktadır. Bunlar;
*İçişleri Bakanlığı' na bağlı olarak görev
yapan POLİS,
*Maliye Bakanlığı' na bağlı olarak görev
yapan Mali Polis,
*Savunma Bakanlığı" na bağlı olarak
görev yapan kolluk birimleridir.
*Bunlardan Mali polis, mali suçlar ve
uyuşturucu madde kaçakçılığı ile ilgili konulara bakmaktadır. Polis ile diğer
kolluk birimlerinin görev alanına ise yukarıdaki suçların yanı sıra asayiş
suçlan da girmektedir. Bu birimler arasında görev alanı bölge olarak
ayrılmamıştır.
*Emniyet Genel Müdürlüğü'ne
bağlı Uyuşturucu ile Mücadele, Antimafya ve İnterpol Başkanlıkları, karma
kuvvet denilen birimlerdir. Bu birimlere yukarıda sayılan kolluk kuvvetleri
eşit olarak temsil edilmektedir.
PORTEKİZ’DE
ADLİ POLİSLİK
*Adli Polis, Başsavcının
otoritesi altında suçlarıan önlemek ve
araştırmakla yükümlüdür. Suçları araştırmakla görevli adlî polis şu 3 yetkiye
sahiptir:
*Özel yetki,
*Bölgesel yetki,
*Müracaat yolu ile yetki.
*Adli Polis milli ve yerel
seviyeleri içine alan iki katlı bir yapıya sahiptir. Ana karargah 3 merkezi
müdürlüğü ihtiva eden başmüdürlüktür.
*Adli Polisten başka
Portekiz'in tümünü kapsayan ve özel vazifeleri olan muhtelif polis güçleri de
vardır.
Toplum güvenlik Polisi:
*Milli Cumhuriyet Muhafızı
*Mali Muhafız
*Toplum Güvenlik Polisi, Milli Cumhuriyet
Muhafızı ve yabancılar Bürosu İçişleri Bakanlığına bağlı dairelerdir. Mali
Muhafız Polisi ise Maliye Bakanlığına bağlıdır.
Sonuç
Avrupa Birliğine üye ülkelerden
pek çoğunda polis ve adli polis İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Avusturya,
Almanya,Finlandiya,Fransa,İspanya,İsveç,İtalya,İngiltere ve Yunanistan bu
ülkelerden bazılarıdır.
Avrupa Birliğine üye ülkelerden
adli polisin Adalet Bakanlığına bağlı olduğu ülkeler Belçika,Danimarka,Hollanda
ve Portekiz’dir. Ancak Danimarka’da İşiçleri Bakanlığı bulunmadığı gözden ırak
tutulmamalıdır.
II.
Türkiye’de Kolluk-Savcı İlişkilerini
Düzenleyen Mevzuat
A-
Anayasa ve Yasalar
Anayasamızda kuvvetler ayrılığı
esası benimsenmiş ve yasama, yürütme ve yargı
erklerinin hangi organlarca ve ne şekilde kullanılacağı açıkça belirtilmiştir. (Yasama Anayasa Madde-7,75 ve devamı, Yürütme Anayasa Madde-8,101 ve devamı, Yargı Anayasa Madde-9,138 ve devamı).
Kuvvetler ayrımının Devlet
organları arasında üstünlük sıralaması anlamın gelmeyip, belli Devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve
işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu,
Anayasamızın başlangıç bölümünde ifade edilmektedir.(Anayasa Başlangıç- Paragraf -4).
İdarenin esaslarına ilişkin hususlar
Anayasamızın Yürütmeyi düzenleyen İkinci Bölümünde yer almıştır. Anayasamızda,
İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği 123.
maddede hükme bağlanmıştır. İdarenin kuruluşu Anayasanın 126. maddesinde
aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Madde 126-“ Türkiye, merkezi idare kuruluşu
bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin
gereklerine göre illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.
İllerin idaresi yetki genişliği esasına
dayanır.
Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum
sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı
kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.” Bir kolluk teşkilatı olan Emniyet Genel
Müdürlüğünün İçişleri Bakanlığı’nın
bağlı bir kuruluşu olduğu dolayısı ile idarenin bir parçası olduğu 3152 sayılı
İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinde
belirtilmiş, 04.06.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu 16.
maddesinin 1/b bendi Emniyet Teşkilatının taşra teşkilatını düzenlemiştir.
10.06.1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 4,9,11/A,27 ve 32/A-B
hükümlerine göre Emniyet Genel Müdürlüğü’nün il ve ilçelerdeki taşra teşkilatı
Valilere ve Kaymakamlara bağlı olup bu makamların emri altında oldukları hüküm
altına alınmıştır.
Kolluk dolayısı ile polis idari yönden idari
makamlara bağlı olarak çalışacaktır. Polisin görevi, Polis Vazife ve Salahiyet
Kanunun 2. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre Polisin iki temel
görevi vardır. Bunlardan birincisi; İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza
Muhakemesi Kanunu ve diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak ( bu görev adli
görev olarak vasıflandırılabilir), İkincisi ise kanunlara, tüzüklere,
yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin
işlenmesinden önce bu kanun hükümleri
dairesinde önünü almak olarak belirtilmiştir. (Bu görevde idari görev
olarak değerlendirilebilir.)
Kolluğun idari görevler bakımından idari
makamlar ve kendi üstlerinin emrinde olduğu açıktır. Bu husus Emniyet Teşkilatı
Kanununun 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasında ve Ceza Muhakemesi Kanununun
164’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Adli kolluk, adli görevlerinin
haricindeki hizmetlerinde üstlerinin emrindedir” ifadesi ile net bir şekilde
ortaya konmuştur.
Adli görevler bakımından kolluk, C. savcısına
bağlı olarak çalışacak ve adli işlere ilişkin savcının emir ve talimatlarını
yerine getirecektir. Adli görev mevzuatımızda kesin çizgilerle ortaya
konmamıştır. Soruşturma işlemlerinin adli görev olarak kabul edilmesinde
sıkıntı bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi Kanununun 164’üncü maddesinde ise
soruşturma işlemlerinin adli görev olarak belirtildiği görülmektedir. Aynı
Kanunun 161’inci maddesinin ikinci
fıkrasında adli kolluk görevlilerinin C. savcılarınca kendilerinden istenen
adliyeye ilişkin işleri yerine getirmekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
Diğer bir ifade ile kovuşturma evresinde bile adli görevler söz konusu
olabilecektir.
Adli görevin kesin çizgilerle ortaya konması
adli kolluğun tanımlanması bakımından önem taşımaktadır. Emniyet Teşkilatı
açısından adli kolluk görevlileri Ceza Muhakemesi Kanununun 164. maddesinde
Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 maddelerinde belirtilen soruşturma
işlemlerini yapan güvenlik görevlileri olarak tanımlanmıştır.
Soruşturma işlemlerinin öncelikle adli
kolluğa yaptırılacağı Ceza Muhakemesi Kanununun 164’üncü maddesinde,
gerektiğinde veya C. savcısının talebi halinde diğer kolluk birimlerinin de
adli kolluk görevlerini yerine getirmekle yükümlü oldukları aynı kanunun
165’inci maddesinde düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununun 166’ncı maddesine
göre ise C. Başsavcıları yer yılın sonunda o yerdeki adli kolluğun sorumluları
hakkında değerlendirme raporu düzenleyerek mülki idare amirliklerine
göndereceklerdir.
B-Tüzük
ve Yönetmelikler
Ceza Muhakemesi Kanununun 167’nci maddesine
istinaden hazırlanan Adli Kolluk
Yönetmeliği 01.06.2005 tarihli ve 25832
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik, adli
kolluğun çalışma esaslarını, adli kolluk görevlilerinin niteliklerini, adli
işlemlerin denetimini, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimini, diğer hizmet
birimleri ile ilişkilerini, değerlendirme raporlarının düzenlenmesini, uzmanlık
dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacaklarını ve diğer hususları
düzenlemektedir.
C-Avrupa Birliği Uyum Sürecinde Yapılan
Değişiklikler
Anayasa’da
yapılan değişikler;
Anayasamızda AB uyum sürecinde, 4 defa
değişikliğe gidilmiştir. Değişikler 2001(iki defa), 2002 ve 2004
değişiklikleridir. Önemli değişiklerin bazıları konu başlıkları halinde aşağıya
çıkarılmıştır.
Madde 13-Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması (Temel hak ve
hürriyetlerin sınırlanmasına genel ve özel sınırlama sebepleri ortadan
kaldırılmıştır.)
Madde 14- Temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmaması(Sadece
kişiler için olan Temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmaması değişiklikle
devlet içinde getirilmiştir.)
Madde 17- Kişinin dokunulmazlığı
maddi ve manevi varlığı(“ Mahkemelerce verilen ölüm cezasının yerine
getirilmesi hali ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır)
Madde 19- Kişi hürriyeti ve güvenliği( Şüpheli haklarının
iyileştirilmesi)
Madde 20- Özel hayatın gizliliği (Üst ve özel kağıt ve eşya
aramalarında yazılı emir ve karar)
Madde 21- Konut dokunulmazlığı( Ev aramalarında yazılı emir ve karar)
Madde 22- Haberleşme hürriyeti
Madde 38- Suç ve cezalara ilişkin esaslar (Kanuna aykırı olarak elde
edilmiş bulguların delil olarak kullanılmasının yasaklanması, ölüm cezasının
kaldırılması)
Madde 143- Mülga (Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması)
Yasalarda yapılan değişikler
765 sayılı Türk Ceza Kanunu Yürürlüktün
kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu yürürlükten kaldırılarak 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında
Kanun yürürlükten kaldırılarak 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun yürürlüğe
konulmuştur.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda 2002 ve 2004
tarihlerinde iki değişiklik yapılmıştır.
2002 yılında yapılan değişikler aşağıda belirtilen maddelere
ilişkindir.
Madde-9 (Aramada alınması gerekli
karar ve yazılı emre ilişkin hususlar düzenlenmiştir.)
Madde-13 (Yakalamaya ilişkin Anayasada şüpheli lehine yapılan
iyileştirmeler bu düzenleme ile kanuna derecedilmiştir.)
2004
yılında yapılan değişikler PVSK’ nun 6,7 ve 8’inci maddelerinde yapılmıştır. Bu
değişiklik ile umuma açık eğlence ve istirahat yerlerinin
ruhsatlandırılması yetkisi Polisten
alınarak Belediye ve İl Özel İdarelerine devredilmiştir.
D-Değiştirilemeyip
Halen Yürürlükte Olan Mevzuat
a-
Yasalar
Polis
Vazife ve Salahiyet Kanunu
Madde -2 Bu madde
Polisin görevi tanımlamakta ve hangi hallerde sözlü emrin verileceği
düzenlenmiştir. Anılan maddenin VIII’ inci bendine göre kolluk amirleri, Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafından suç
delillerinin tespiti veya suç faillerinin yakalanması maksadıyla yapılacak
aramalarda, kolluk görevlilerine sözlü emir verebilmektedir. Söz konusu hüküm
Anayasamızın ve CMK’nun aramayı düzenleyen hükümlerine aykırılık teşkil
etmektedir.
Madde-5 Bu madde
Polisin parmak izi ve fotoğraf alma yetkisini düzenlemektedir. Anılan maddenin
A bendine göre; Polis, Cumhuriyet
Başsavcılığına soruşturma evrakı veya doğrudan doğruya gönderdiği kişilerden bu
adli makamlarca yapılan soruşturma neticesi Türk Ceza Kanununa göre ağır hapis
cezasını gerektiren suçların ve aynı kanunda sayılı ammenin itimadı ve mal
aleyhine işlenmiş suçların ve her türlü kaçakçılık suçlarının şüpheli ve
hükümlülerinin parmak izi ve fotoğraflarının doğrudan doğruya alabilecektir.
Oysa Ceza Muhakemesi Kanununun 81’inci maddesine göre Üst sınırı iki yıl ve
daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli ve sanığın
kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, ancak C.savcısının emriyle
fotoğraf ve parmak izleri alınabilecektir. PVSK’nın 5/A maddesi ile Ceza
Muhakemesi Kanununun 81’inci maddesinin uyumlu olmadığı görülmektedir.
a- Tüzük
ve Yönetmelikler
Polis
Vazife ve Salahiyet Tüzüğü
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda AB müktesebatına uyum çerçevesinde yapılan
değişiklikler (2002 ve 2004 yılarında yapılan değişiklikler) 25 Nisan 1938
tarih ve 3890 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Vazife
ve Salahiyet Tüzüğüne
yansıtılamamıştır. Ayrıca PVSK’nın 5’ inci maddelerinde yer alan parmak izi ve fotoğraf alma yetkisine
hükümler, Tüzüğün 5,6 ve 7’nci
maddelerinde yer almaktadır.
Tüzüğün birinci maddesinde, “
Asayiş,amme,şahıs,tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korumak ve halkın
ırz ve can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatını temin etmekle mükellef
olan polis;bunlara herhangi bir suretle vuku bulacak taarruz, tecavüz ve
sarkıntılığı men etmeğe ve mütecasirlerini yakalamaya ve haklarında kanunen
yapılması lazım gelen muameleye bağlamaya mecburdur.” Bu hüküm 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda yer alan
ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda bulunmayan 156. madde hükmü ile
benzerlik taşımaktadır. Her iki maddede de (Tüzük-5.madde, CMUK-156.madde) suç
sonrası alınması gerekli tedbirler hususunda kolluğa inisiyatif tanımaktaydı.
III.
Uygulama- Sorunlar ve Öneriler
1 Haziran 2005
tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununun 160 ve devamındaki
maddelerde adli kolluk ve C. savcılarına ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu
kanunun 164’üncü maddesinde adli kolluk tanımlanmaya çalışılırken kolluk
teşkilatlarının kendi kuruluş kanunlarına atıfta bulunulmuş ve polis açısından
Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 8, 9 ve 12. maddeleri belirtilmiştir. Yine aynı
maddenin son fıkrasında adli kolluğun adli görevleri haricindeki hizmetlerde,
üstlerinin emrinde olduğu hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme esasen kolluğun
bağlı olduğu idarenin bir parçası olduğunu ve adli ve idari kolluk ayrımının
organizasyonel değil fonksiyonel ayrım olduğunu öngörmektedir. Kuvvetler
ayrılığının, anayasanın başlangıç bölümünde belirtildiği üzere devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve
işbirliği olduğu vurgulanmıştır. Kolluk güçleri ve dolayısı ile polis adli
görevleri bakımından C. savcısının emir ve talimatları doğrultusunda soruşturma
işlemlerini yürütecektir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 167’
inci maddesi adli kolluğa ilişkin hususların Adalet ve İçişleri Bakanlığınca
müşterek çıkarılacak bir yönetmelik ile
düzenleneceğini hükme bağlamıştır. Bu amaçla her iki bakanlık temsilcilerinin
katılımı ile hazırlanan Adli Kolluk Yönetmeliği 1 Haziran 2005 tarihinde
yayımlanarak yürürlüğü girmiştir.
İçişleri Bakanlığınca iki adet genel hazırlanarak gereği
için bağlı kuruluşlara gönderilmiştir.
A- İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeler
1-2005-69 nolu genelge 06.07.2005 tarihinde yayınlanmıştır. Genelge ile adli kolluğun hangi görevlilerden
oluştuğu, adli kolluk sorumluların kimler olacağı düzenlenmiştir.
Genelge; Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9
ve 12’nci maddelerinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik
görevlilerinin Ceza Muhakemesi
Kanununun 164 ‘üncü maddesi gereğince adli kolluk olarak tanımlandığı belirtmiştir.
Emniyet Teşkilatı Kanununun 9/C maddesi
ile Adli Kolluk Yönetmeliğinin 4’ üncü madde birinci fıkra (a) bendinde, adli
kolluğun “asgari tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan yerlerde” hüküm
altına alındığının altı çizilmiştir.
Genelge, polis karakol/merkezleri amirliklerinde;
adli/büroda görevli olanlar, suça el koyan grup görevlilerini adli kolluk
görevlisi olduklarını belirlemiştir.
Adli kolluk sorumlularının tayininde ise genelge ile üçlü
bir ayrıma gidilmiştir.
Birinci grupta ağırlıklı olarak
adli kolluk görevi ifa eden şubeler belirlenmiştir ki bu şubeler Asayiş, Kaçakçılık, Narkotik, Mali, Organize ve
Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerinden oluşmaktadır. Bu şubelerde adli
soruşturma işlemlerini yürüten amir ve memurlar adli kolluk görevlisi sayılmış
ve bu şubelerin müdürleri ise adli kolluk sorumlusu olarak kabul edilmiştir.
İkinci grupta İlçe Emniyet
Müdürlükleri ele alınmıştır. İlçe Emniyet Müdürlüklerinde adli görev yapan
bürolardan sorumlu Emniyet Amiri veya İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı veya vekili
(en az baş komiser rütbesinde ) adli kolluk sorumlusu olarak belirlenmiş,
Emniyet Amiri veya İlçe Emniyet Müdür yardımcısı (en az baş komiser rütbesinde)
bulunmayan İlçe Emniyet Müdürlüklerinde, İlçe Emniyet Müdürü adli kolluk
sorumlusu kabul edilmiştir.
Üçüncü grupta ise İlçe Emniyet Amirleri doğrudan adli
kolluk sorumlusu olarak belirtilmiştir.
Genelgenin son bölümünde ise
değerlendirme raporlarına ilişkin hususlar ile İl Emniyet Müdürü ve İl Emniyet
Müdürlerinin adli kolluk görevlileri üzerindeki gözetim, denetim ve planlama
yetkilerinin vurgusu yapılmıştır.
2.2005/115 nolu
genelge ise 07.11.2005 tarihinde yayınlanmıştır.
Genelgenin giriş bölümünde uygulamada yaşanan sıkıntılar kısaca
özetlendikten sonra genelgenin hazırlanma amacı açıklanmıştır. Anılan genelgede
aşağıda yer alan hususlar ele alınmıştır.
1-Adli Kolluk Görevlerinin Hangi Personel Tarafından İfa
Edileceği Konusu
Bu konuda ikili bir ayrıma
gidilmiştir. Birinci grupta il ve ilçe
teşkilatları bünyesinde kurulu bulunan polis karakolları ile polis
merkezlerinde; adli kısım/büroda görevli olanlar, suça el koyan grup
görevlileri ile karakol veya polis merkezinin amirleri adli kolluk amir ve
memurları olarak kabul edilmiştir. 69 nolu
genelge hükümlerine paralel bir düzenleme yapılmıştır.
İkinci grupta 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun 165’ inci maddesi gereği diğer kolluk statüsünde olupta
gerektiğinde veya C. savcısının talebi ile adli görev yapan birimler ele
alınmıştır. Bu birimler adli görevleri
süresince adli kolluk olarak kabul edilecektir. Birinci genelge olduğu gibi bu
genelgede de sayma yöntemi ile şubeler belirtilmiş ancak Asayiş, Kaçakçılık,
Terörle Mücadele, Mali, Narkotik, Organize Şube Müdürlüklerine Çocuk, Olay Yeri
İnceleme, Güvenlik, Yabancılar ve Özel Harekat Şube Müdürlükleri ilave
edilmiştir. Ayrıca Merkezde Terörle Mücadele ve Harekat ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Dairesi Başkanlıklarının ilgili birimleri Adli Kolluk Yönetmeliğinin 7’nci
maddesi uyarınca adli görevleri süresince adli kolluk statüsünde olan diğer
kolluk birimleri olarak kabul edilmiştir.
11 sayfadan oluşan 115 nolu bakanlık genelgesinde ele
alınan diğer konular özetle aşağıya çıkarılmıştır.
a- Emniyet ve Jandarma
Teşkilatlarının il ve ilçe kuruluşlarının “adli kolluk birim amirliği, adli
birim komutanlığı veya amirliği” yada başka bir şekilde adlandırılması ve
bunlarla bu surette yazıma yapılması veya bu kuruluşların belirtilen adları
kullanmaları anayasal ve yasal hükümler gereğince mümkün görülmemektedir. Bütün
resmi yazışmalarda Emniyet ve Jandarma
personelinin mevcut kadro unvanlarını ve rütbelerini kullanmaları
gerekmektedir.Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarının il ve ilçe kuruluşlarının
resmi yazışmalarında başlıkların, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümlerine
yani mülki idare teşkilatlanması ile mevcut teşkilat yapıları esas alınarak
belirlenmesi icap etmektedir. (
Anayasa Madde- 113, 123, 3046 sayılı Kanunun 8/a-b, 177nci maddeleri , 3152
sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 29/a-b maddesi
,Emniyet Teşkilatı Kanununun 13 ve 16’ncı maddeleri , 5442 sayılı İl İdaresi
Kanununun 4, 9, 11/A, 27,30 ve 32/A-B
maddeleri 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10’uncu maddesi )
b- Adli Kolluk personelinin
belirlenmesinde C. Başsavcılıklarından görüş alınmasını zorunlu kılan herhangi
bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla adli kolluk personelinin
belirlenmesi ve görevlendirilmesi hususu, Valiler Kaymakamlar ile anılan
Teşkilatların sıralı amirlerinin yetkisi dahilinde ve sorumluluğu altındadır.
( Emniyet Teşkilatı Kanununun 43’üncü
maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 8/B, 11/Ç, 30 ve 32/D maddeleri)
c- Adli kolluk görevlilerinin
değerlendirilmesiyle ilgili olarak C.başsavcılarına verilen yetki, adli kolluk
personeli hakkında “bunların soruşturma ve kovuşturma işlemlerindeki
ehliyetiyle bu işlemlerde gösterdikleri çalışkanlık, iş disiplini ve başarı
durumlarına” ilişkin kanaat ve görüşünü içeren bir değerlendirme raporu
düzenleyerek illerde Valilere, ilçelerde Kaymakamlara göndermekten ibarettir. (
657sayılı Devlet Memurları Kanununun 112’nci maddesi , Devlet Memurları Sicil
Yönetmeliğinin 28 inci maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 166’ncı maddesi ile
Adli Kolluk Yönetmeliğinin 11’inci maddesi).
d- Önleyici kolluk görevi
niteliğinde olan “ adliye binalarının ve yargı mensupları ile adalet
teşkilatındaki diğer personelin korunmasına” ilişkin her türlü tedbirin Valiler
ve Kaymakamlar tarafından alınarak kolluk kuvvetlerine uygulatılması
gerekmektedir. Cumhuriyet Başsavcılıklarının, bu tür “önleyici kolluk”
hususlarında herhangi bir karar ve tedbir alma yetkileri bulunmadığından dolayı
Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarının il ve ilçelerdeki birimlerine bu yönde
talimat vermeleri mümkün olmayıp; Cumhuriyet Başsavcılıklarının bu neviden
önleyici kolluk tedbirlerine ilişkin talep ve önerileri bulunduğu takdirde
bunları Valilere veya Kaymakamlara intikal ettirmeleri gerekmektedir.( C.M.K
madde -251, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/A-C ve 32/B-Ç maddeleri)
e-Vali ve Kaymakamların hukuki
statüleri, görev ve yetkileri, kolluk kuvvetleriyle organik bağlantısı ve mülki
makamlar-polis-jandarma arasındaki ilişkileri düzenleyen Bakanlar Kurulu
Yönetmelikleri ile birlikte önleyici görevin gerekleri ele alındığında,emniyet
ve asayişe ilişkin her türlü ihbar, bilgi ve olayın kolluk kuvvetleri
amirlerince mülki idare amirlerine bildirilmesi gereği bulunmaktadır. Mülki
idare amirleri ile Emniyet ve Jandarma
makamlarının birbirleriyle ilişkilerinin; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu,
2803 sayılı Jandarma,Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, 3201 sayılı Emniyet
Teşkilatı Kanunu, “Emniyet ve Asayiş İşlerinde İl, İlçe ve Bucaklarda Jandarma
ve Emniyet Ödevlerinin Yapılması ve Yetkilerinin Kullanılma Suretini ve
Aralarındaki Münasebetleri Gösterir Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde
yürütülecektir.(5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9,10,11,18,,21,31,32,34,37 ve
38’inci maddeleri Emniyet ve Asayiş
İşlerinde İl, İlçe ve Bucaklarda Jandarma ve Emniyet Ödevlerinin Yapılması ve
Yetkilerinin Kullanılma Suretini ve Aralarındaki Münasebetleri Gösterir
Yönetmeliğin 4/a maddesi).
B- Sorunlar
Bilindiği üzere Yürürlükten
kaldırılan Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanununun 156’ncı maddesinde “Zabıta makam ve memurları suçluları aramakla
ve işin tenviri için lazım gelen acele tedbirleri almakla mükelleftir. Bu makam
ve memurlar tanzim ettikleri evrakı hemen müddeiumumiliğine gönderirler.
Ancak hakim tarafından derhal icrası muktazi
tahkik muamelelerine lüzum varsa bu evrakın doğrudan doğruya sulh hakimine
gönderilmesi caizdir.” Hükmü yer almaktaydı. 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanununda
böyle bir hükme yer
verilmemiştir. Bu maddeye göre suçu
öğrenen kolluğa belli ölçüde inisiyatif
tanınınmış ve suçun aydınlatılması
ve soruşturulması için kendisi acil tedbirleri alma yetkisi tanınmıştı.
Yakalama dışında re’sen yetki
kullanamayan kolluk suçla mücadelede etkisiz kalabilmektedir.
C- Öneriler
Ceza Muhakemesi Kanunu C.
savcıların iş yükünü büyük ölçüde artırmıştır. Etkin bir soruşturmanın
yürütülebilmesi ve maddi gerçeğe ulaşılabilmesi açısından Kolluk ve Savcı başta
olmak üzere kanun uygulayıcı birimler arasında tam bir işbirliği sağlanması
zaruridir. Bu nedenle en azından suç sonrası alınması gerekli tedbirlerin
alınması hususunda kolluk görevlilerine
yetki tanınmalıdır.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı