POLİS EĞİTİMİNDE AMAÇ VE SONUÇ ARASINDAKİ

TUTARSIZLIK, MUHTEMEL NEDENLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

                                    Emin SEMİZ*

 

Giriş

09.05.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu ile; polis temel eğitimlerinin bilimsel esaslar doğrultusunda, ulusal ve uluslar arası gelişmelere uyumlu, bilgiyi sürekli geliştiren ve aynı zamanda yaparak-yaşarak davranışa dönüştürebilen modern eğitim mekanlarında verilebilmesi amacıyla, 9 aylık hizmet öncesi eğitim veren Polis Okulları yerine, 2 yıl süreli, YÖK ile uyumlu Polis Meslek Yüksek Okulları açılmıştır.

Bu dönüşümün amacını, o dönemde polis temel eğitimlerinden sorumlu birim olan Eğitim Daire Başkanlığınca, Polis Okullarının 2 yıllık ön lisans eğitimi veren Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüştürülmesine yönelik, ilgili kanunlarda değişiklik yapılması için hazırlanan kanun tasarısı gerekçelerinden anlamak mümkündür. Önce bu gerekçelere bakalım.

Genel Gerekçe:

Ö        Polis Okulları eğitim programları üzerinde yapılan detaylı incelemeler ve bilimsel araştırmalarda, 9 ay süreli polis okullarındaki eğitimin teori ağırlıklı olduğu, öğretilen bilgilerin davranışa dönüştürülemediği ve istenilen verimin alınamadığı, ideal bir eğitimde olması gereken bilgi, teknik, taktik ve davranış boyutlarından, polis okullarındaki eğitimlerde sadece bilgi ve teknik boyutlarının mevcut olduğu, uygulama yeteneği kazandırmaya yönelik taktik ve davranış boyutlarının ise bulunmadığı tespit edilmiştir.

Ö        Belirtilen sorunların ortadan kaldırılması ve istenen niteliklerde personelin yetiştirilebilmesi için, çağdaş bir polis eğitim sisteminin kurulması hedeflenmiştir. Bu amaçla, ilk olarak 9 aylık mesleki temel eğitim veren Polis Okullarının, Polis Akademisine bağlı 2 yıllık önlisans programı uygulayan Polis Meslek Yüksek Okulları haline getirilmesi, böylece eğitim süresince daha fazla uygulama ve staj yapılmasına imkan sağlanması, daha kaliteli öğretim kadrolarının temin edilmesi bir zaruret halini almıştır.

Madde Gerekçeleri:

Ö        Polis Okullarına daha önce eğitici olarak sadece 3 üncü meslek derecesinde bulunan 2 nci sınıf Emniyet Müdürleri atanabiliyordu. Bu personel ise isteksiz bir şekilde görev yapmaktaydı. Ancak, yasal bir düzenleme olmadığından, kendi imkanlarıyla yüksek lisans ve doktora yapan bir çok Emniyet Müdürü, Emniyet Amiri, Başkomiser ve Komiser rütbelerinde eğitici olmaya istekli personel bulunmasına rağmen, eğitici olarak Polis Okullarına atamaları yapılamıyordu. İlgili maddede yapılan değişiklikle, Akademik çalışma yapan istekli personelin Polis Meslek Yüksekokullarındaki eğitim seviyesinin yükseltilmesinde çok yararlı çalışmalar yapacağı düşünülmüştür.

Ö        İlgili maddede yapılan değişiklikle, Polis Eğitim Kurumlarında görev yapan eğitici personel kadrosunun artırılması, istekli ve alanında uzman personelin Polis Eğitim Kurumlarında görev yapması hedeflenmiştir. Çünkü eğitim bir gönül işidir, istek işidir, daha da önemlisi uzmanlık işidir. Bilmek başka, öğretmek başkadır. Motivasyonu olmayan, bilse dahi öğretmeyi bilmeyen, Teşkilattan beklentisi olmayan ve idealizmini kaybetmiş personel ile dünyanın en iyi eğitim programları dahi olsa verimli bir eğitim yapılması son derece zordur.

Ö        Polis Okullarındaki eğitici kadronun bir bölümünün isteksiz olması, doğal olarak diğer istekli eğiticileri de olumsuz yönde etkilemektedir. Oysa Emniyet Teşkilatının en dinç, dinamik, yapıcı, üretken insanlarının Polis Okullarında isteyerek çalışmaları gerekmektedir. Alanlarında uzmanlaşmış kişilere formasyon eğitimi verilerek belirli sürelerle eğitim kurumlarında çalışmalarının sağlanması ve bunun cazip hale getirilmesi, bu konuda yapılması gereken en önemli iş olarak değerlendirilmiştir.

Bu gerekçeler incelendiğinde, Polis Okullarının Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüştürülmesinden önce, bu okullardaki en önemli sorunlardan birinin uygulama yetersizliği, diğerinin ise uzman eğitici sorunu olduğu görülecektir. Şimdi bu sorunları ve olası diğer sorunları biraz açalım:

 

1.   Polis Meslek Yüksek Okullarında Verilen Eğitimin Eskiden Olduğu Gibi Teori Ağırlıklı Olması ve Uygulamanın Yetersiz Kalması

Avrupa Birliği ülkelerinin genelinde, polis temel eğitiminin en az yarısı uygulamaya dönük yapılmaktadır. Örneğin Almanya’da 2,5 yıllık polis okulu eğitiminin %49’u teorik, %51’i uygulamalı derslerden oluşmaktadır. Uygulamalı eğitimler içerisinde değerlendirilen staj eğitimlerinde ise öğrenci, 12 aylık teorik eğitimden sonra tercih ettiği polis karakolunda 1 ay pasif yani gözleyici durumunda, ikinci 8 aylık temel eğitimden sonra yine aynı yerde 4 ay aktif yani bizzat yaparak stajını tamamlamaktadır. Tüm bu staj süreci, eğitimli rehber polisler nezaretinde yapılmakta, aktif stajda başarısız olanlara tekrar imkanı tanınmakta, ikinci kez başarısızlık durumunda okul ile ilişikleri kesilmektedir.

Bizim Polis Meslek Yüksek Okullarımızda ise dersler büyük oranda teorik olarak verilmektedir. Uygulama olarak, 1 ve 2. sınıflar arasında 1 ay süreyle kadroda staj yaptırılmaktadır. Stajlar, bu konuda daha önce hiçbir ön eğitimden geçirilmemiş kişiler tarafından yürütülmektedir. Öğrenciler, staj yapacakları kadroların çeşitli birimlerinde öğrenci statüsü ile görevlendirmekte ve staj boyunca gözlemci durumunda bulunmaktadırlar. Öğrencilerin staj süresince yaparak öğrenme imkanları yoktur. Ayrıca, herhangi bir vukuatı olmadığı sürece stajda başarısız olma gibi bir durum da söz konusu olmamaktadır.

Bu durumun, yukarıda belirtildiği üzere, 2 yıllık Polis Meslek Yüksek Okullarının açılmasını sağlayan kanunlarda yapılan değişiklik için hazırlanan gerekçelerle örtüşmediği görülmektedir. Şu anki PMYO müfredatı incelendiğinde, teori ağırlıklı Polis Okulları müfredatının aşağı yukarı 18 aya yayılmış şekli olduğu görülecektir. Polis Okullarının daha çok uygulamaya zaman ayrılsın, öğrencilere okulda öğrendiklerini davranış haline getirebilmeleri ve beceri kazanmaları yönünde senaryolu eğitimler hazırlansın diye 2 yıla çıkarılarak Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüştürüldüğü düşünüldüğünde, amaçla sonuç arasında bir çelişkinin var olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Teorik eğitim 2 yıla değil 4 yıla da çıkarılsa, bir davranışın meleke haline gelebilmesi için 1.000’in üzerinde tekrarı gerektirdiği gerçeği göz ardı edilirse, sonuç yine değişmeyecektir.

 

2.   Eğitici Kadronun Yetersizliği

Polis Meslek Yüksek Okullarında verilen eğitimin yeterli olmamasının bir diğer nedeni olarak, ihdas edilen eğitici kadroların henüz doldurulmaması gösterilebilir. Çünkü hala büyük oranda eski kadrolarla, yani hem yönetici hem de eğiticilik yapmak zorunda kalan okul personeliyle, isteksiz öğretmen Emniyet Müdürleriyle ve görevinin yanında ikincil iş olarak eğitime gelen fakat hiçbir ön hazırlık yapma imkanına sahip olmayan kadro personeliyle ve sivil kurumlardan gelen eğiticilerle eğitime devam edilmektedir.

Oysa Polis Akademisi Başkanlığı ve Polis Meslek Yüksek Okullarına, 540 Akademisyen Kadrosu, 420 Emniyet Hizmetleri Sınıfı Eğitici Kadrosu, 20 Öğretmen Kadrosu tahsis edilmiştir. Öğretmen kadrosu hariç, bu kadroların çok büyük bir bölümü halen boş bulunmaktadır. Polis eğitiminde kalitenin artırılması için, gönüllüler arasından belirlenecek nitelikli kişilerle bir an önce bu kadroların doldurulması gerekmektedir.
Yapılan tespite göre, Teşkilatımızın değişik birimlerinde görev yapan eğitici olmaya aday, bir kısmı Lisans Üstü eğitimini tamamlamış bir kısmı ise halen eğitime devam eden yaklaşık 1.000 kadar rütbeli personel bulunmaktadır. Emniyet Hizmetleri Sınıfından eğitici kadronun oluşturulmasında, akademik çalışma yapan personele öncelik verilerek bu kadrolar doldurulabilir.
Eğer, Polis Meslek Yüksek Okullarının eğitici ihtiyacı, alanında uzman rütbeli personelle giderilirse, eğitimin kalitesi şüphesiz artacaktır. İşi öncelikle eğitim olacak bu personel, ders dışı zamanlarda yapacağı görsel ve uygulamaya yönelik ön hazırlıklarla öğrencilere daha yararlı olacaktır.
Polis Meslek Yüksek Okullarında şu anki haliyle hem idareci olarak görev yapan hem de derse giren personelin, onca iş yükünün yanında eğitim kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapması mümkün görülmemektedir.
Ayrıca Polis Okullarının Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüştürülmesinden önce, Eğitim Daire Başkanlığınca, her yıl yaz aylarında eğiticiler bir araya getirilerek alanda meydana gelen gelişmeler konusunda kendilerini yenilemeleri ve aralarında bilgi alışverişinde bulunmaları sağlanıyordu. Eğitimin kalitesinin arttırılması açısından, bu uygulamanın devam ettirilmesinde de yarar görülmektedir.

 

3.   Bazı Okulların Polis Eğitimine Uygun Olmayan Küçük Yerleşim Birimlerinde Açılmış Olması

Öğrencilerin iyi yetişmeleri için, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de Polis Meslek Yüksek Okullarının açılması gereken yerlerde bazı kriterlerin aranması gerekir.

Bu kriterlerden en önemlileri şunlardır:

Ö        Polis Meslek Yüksek Okulları prensip olarak büyük yerleşim bölgelerinde kurulmalıdır. (Büyük şehirlerde kapasitesi yüksek, çok sayıda öğrenciye hitap edebilen “Polis Meslek Yüksek Okulları” oluşturulmalıdır.)

Ö        Polis Meslek Yüksek Okullarının bulunduğu yerleşim birimleri, öğrencilerin sosyalleşme sürecini olumlu yönde etkileyecek gelişmişlik düzeyine sahip olmalıdır.

Ö        Polis Meslek Yüksekokulunda verilen eğitiminin bir üniversite eğitimi olduğu daima dikkate alınmalı, yeterli sayıda ve bilhassa kaliteli öğretim elemanlarının bulunması önemli ve öncelikli konu olmalıdır.

Ö        Öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı kabul edilmiş standartlara yakın olmalıdır (Bu sayı gelişmiş ülkelerde 5 ile 20 arasında değişmektedir.)

Ö        Ulaşım imkanları yeterli ve kolay olmalıdır.

Yukarıdaki kriterlere göre kıyaslandığında, Polis Meslek Yüksek Okullarının bir kısmının aranan nitelikleri yeterince taşımadığı görülecektir. Bu durum öğrencinin yetişmesine olumsuz etki etmektedir.

 

4.   Yöneticilerin Eğitim Yöneticiliği Eğitiminden Geçirilmemiş Olması

Yönetim Bilimciler; yönetim sanatı ve bilgisinin ancak eğitim yolu ile kazanılacağını öne sürmektedirler. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere, iyi yöneticilik niteliklerini kazanmada, kuşkusuz iyi bir eğitimden geçmiş olma oldukça önemlidir.

 Günümüzde eğitim yöneticiliği, genel anlamda insan idare etme anlamındaki yöneticilikten farklı olarak, kendi içinde doğruları olan ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir.

Konunun uzmanları, iyi bir eğitim yöneticisinde bulunması gereken nitelikleri şu şekilde sıralamaktadırlar: Konumunun verdiği güç yerine, geniş bilgi ve yeterli coşkuya sahip olma, yetkilerini bilgece kullanmasını bilme, herkese karşı anlayışlı ve eşit davranma, kurumunu ve amaçlarını iyi tanıma, çevresindekilerle iyi ilişkiler kurma, sorunların kendisine gelmesini bekleme yerine sorunları kendisi bizzat arama, bir öneriyi savunabilme ya da bir öneriye yapılacak karşı koymaları dikkatle yanıtlayabilme, eğitime inanma ve öğrencinin yararlarını herşeyin önünde tutma, her fırsatta iş arkadaşlarının morallerini yükseltmeye çalışma, onları övmekten çekinmeme, yetki ve görevlerini gerektiğinde başkalarına bırakmayı bilme.

Bu bilgiler doğrultusunda, polis eğitim kurumu müdürlerinin ve diğer idareci personelin eğitim yönetimi kuram ve uygulamalarına yönelik olarak yetiştirilmeleri gerektiği ve bunun polis eğitim sisteminin başarısına doğrudan etki edeceği söylenebilir.

 

 

 

5. Polis Meslek Yüksek Okullarından Mezun Olan Polis Memurları, Atandıkları Kadrolarda Neden Başarısız Oluyorlar? Sorusuna Polis Meslek Yüksek Okullarında Görev Yapan Eğiticilerden Bazılarının Vermiş Olduğu Cevaplar ve Sorunun Çözümüne Yönelik Önerileri**

 

a) Eğiticilerin Cevapları:

“Öğrenciye ait sınıf, yaşam mahalli ve sosyal imkanların niteliksiz olması, öğrencinin kendisini değersiz hissetmesi ve kendisine özgüveni artırıcı fiziki şartların eksikliği.”

“Okullarda derslerin özelliklerine göre kadroda yaşanmış olayların videoya alınarak sınıflarda gösterilmesi ve bu olaylarda yapılan hataların öğrencilere anlatılmaması, anlatılmış olsa bile yeterince öğrenciye tekrar yapılmaması.”

“Öğrencilerin okullardan her ne şartlarda olursa olsun mezun olacaklarına inanmaları neticesinde, okulda öğretilen her türlü dersin sınıf geçme üzerine endeksli olması ve öğrencinin her şartta mezun edilmesi.”

“Görsel eğitime yeterince önem verilmemesi, ayrıca yasal değişikliklerden yeterince haberdar olunmaması ve gündemin takip edilmemesi.”

 “Eğitim programındaki derslerin yeterince uygulamaya açık olmaması, yani sadece kitaba bağlı kalınarak, sırf sınıf geçme bahanesiyle ezberci bir ortamda yetişme, derslerde uygulamanın çok az olması ve bu nedenle iş yaşamında zorlanmaları.”

“Staj süresinin çok kısa olması ve staj için gidilen hiçbir birimde öğrencilerle ilgilenilmemesi,  kamelyalarda, çay ocaklarında bekletilmeleri, yarın gelmeyin denilmesi, öğrencilerin niçin gelip gittiklerini bilmemeleri, dolayısıyla kağıt üzerinde uygulamalı eğitim olarak görünen sürenin boşa geçmesi.”

“Öncelikle eğitim kadrolarının sayı olarak yetersiz olması ki, bazı okullarda sınıf komiseri dahi bulunmamaktadır.”

“PMYO’daki eğitimi, eğitim yönetimi açısından incelersek, yöneticilerin iyi niyetli, gayretli olduğu ortaya çıkmakta, ancak bilim adamı olmadıkları için akademik verileri anlayıp değerlendirmekten uzaktırlar.”

 

b) Eğiticilerin, Sorunun Çözümüne Yönelik Önerileri:

“Eğitim kurumlarımızda görevli eğitici kadronun bu işi hakkı ile yapabilecek gönüllü ve istekli kişilerden oluşturulması, eğitimde ezberci ortamdan uygulamalı, ileride hatırlanabilecek yöntemlerle öğrencinin yetiştirilmesi, yaz dönemi yapılan stajın tam anlamı ile sorumlu amirler nezaretinde yapılması gerekir.”

“Mezun olan öğrencilerin 1 yıllık süre içerisinde görevli birim amirlerince değerlendirilerek olumlu ve olumsuz (eksik) taraflarının mezun olduğu okullara bildirilmesi ve okullarımızın bu bağlamda yeni dönemde bunları dikkate alması eğitimin kalitesini artıracaktır.”

“Özellikle amir kadrosunun öğrencilerin sorunlarına eğilebilen, onlara her an açık olan, onları her alanda yönlendirebilen, mesai saatlerinin önemli bir bölümünde, öğrencilerinin iyi bir insan, iyi bir polis olarak yetişmesi için çaba gösteren kişiler olmaları gerekir.”

“Yüksek okullarda yeteri sayıda personel istihdam edilmelidir. İstekli olan personel rütbelerine bakılmaksızın görevlendirilmelidir. Öğretmen Emniyet Müdürleri 4.sınıf, 3.sınıf ve 2.sınıf rütbelerinden istekli olanlardan seçilmelidir. Sürgün olarak kimse görevlendirilmemelidir.”

“Eğitim programı çok kapsamlı hazırlanmamıştır. Zamana göre güncellenmelidir ve bu çalışmalar eğitim programcıları tarafından bilimsel olarak yapılmalıdır.”

“Öğretim görevlilerinin yetersizliği de önemli sorunlardan biridir. Zira öğretim görevlilerinin alan bilgisi, öğretim ilke ve yöntemleri gibi konularda yeterli olmadıkları görülmektedir. Öğretim görevlilerinin periyodik olarak performansları değerlendirilmelidir.”

“Öğrencilerin iletişim ve bireysel becerilerinin geliştirilmesine yönelik somut çalışmalar yapılmalıdır. Problem çözme becerileri yeterli derecede geliştirilmelidir”

“PMYO’nda çok önemli bir yer tutan uygulamalı eğitimler verimli değildir. Halbuki Avrupa ülkelerinde uygulamalı eğitim polis eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Önemi herkes tarafından bilinen uygulamalı eğitimi burada sayfalarca açmak istemiyorum. Ancak uygulamalı eğitimle ilgili sorunları kısaca aktarmak istiyorum. Öncelikle 6 haftalık süre artırılmalıdır. Uygulamalı eğitimin PMYO haricindeki diğer taraf İl müdürlükleri bu eğitimi ciddiye almalıdır. Zira bu safhalardaki personelin tutum ve davranışları oldukça önemlidir. Zira eğitimin en önemli kısmı icra edilirken  onların tutumları 2. sınıfta devam edecek olan teorik eğitime çoğu zaman olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle herkes taşın altına elini sokmalıdır. Zira polisin eğitimi sadece okulla sınırlı değil, meslek hayatı boyunca devam etmektedir.”

“Başarısızlığın en büyük nedeni bence eğitimimizin uygulamaya yönelik olmamasıdır. Öğrencilere ne bekliyordunuz ne buldunuz sorusunu sorunca, %80’i uygulama bekliyorduk, ama burada liseden farklı değiliz dediler. Ayrıca %100 başarı başarısızlığın temellerinden biridir. Eğitim kadrolarının her yönden yetersiz olması da bir etken (kendim de dahil) müfettiş soruşturması sonucu okullarda sürgün olarak görev yapmayan Öğretmen Emniyet Müdürü hiç görmedim. Ayrıca, tesis imkansızlığı, personel yetersizliği, isteksiz personel de eğitimin başarısız oluşunda büyük etkendir. Aslında bu sorunun cevabı Okul Müdürlerinin Ankara’ya getirdikleri dosyalarda var. Yeter ki, öneriler dikkate alınsın. Sorun da belli, çözüm de. Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok.”

 

Sonuç

Yazımızın başlığı yeniden hatırlanacak olursa, buraya kadar anlatılanlardan, polis eğitiminde amaç ve sonuç arasında önemli bir çelişkinin var olduğu ve eğer Polis Okullarının Polis Meslek Yüksek Okullarına dönüşümü öncesinde ortaya konan gerekçelere yeterince uyulabilirse, hedeflenen başarıya daha kolay ulaşılacağı söylenebilir. Bunun için öncelikle, PMYO’da uygulanmakta olan müfredatın, öğrencilere polislik bilgi ve becerisi kazandırmada ne kadar etkili ve verimli olduğu başta olmak üzere, tüm eğitim sürecinin bilimsel yollarla araştırılması gerekir. Araştırma ile elde edilen sonuçlara göre eğitim süreci bütün yönleriyle yeniden ele alınarak geliştirilmelidir.

Bu konuda Eğitim Daire Başkanlığınca bir çalışma başlatılmıştır. Çok yakın zamanda yaklaşık 10.000 kişiye uzman gözetiminde hazırlanan anket formu uygulanarak veri toplanacak ve ardından ilgili birimlerle birlikte polis eğitimlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalara başlanacaktır.



* Eğitim Daire Başkanlığı, Emniyet Amiri.

** Bazı ifadelerin bozuk olduğu dikkatlerden kaçmayacaktır. Bunun nedeni; anlatımın orijinal kalması için, ifadelere mümkün mertebe dokunulmamasından kaynaklanmaktadır.