Üst Menu
Search
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filter by Custom Post Type

Ana Menu

11 Eylül’ün Düşündürdükleri ve Terör Yazgısı

11 Eylül’ün Düşündürdükleri ve Terör Yazgısı

 

Emin Arslan

1. Sınıf Emniyet Müdürü

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı

 

Aslına bakarsınız kimilerin söylediğinin aksine terör, ne salt şu ya da bu ulusa, ne de öteki ya da beriki coğrafyaya özgü bir sorundur. Terör, dünyanın herhangi bir coğrafyasında ve herhangi bir ulusuna karşı her zaman işlenebilecek bir insanlık suçudur.

Lütfen hiç kimse yaşanan veya yaşanmakta olan terör ve şiddet sorununu, zorlamalarla ve içtenlikten uzak gerekçelerle yalnızca mağdur ülke veya ulusun sözüm ona dominant dinamiklerine bağlamaya, onlarla açıklamaya kalkışmasın.

Hatta bazı batılı ülkeler bir dönem (şimdilerde konjonktür buna imkan vermiyor) Türkiye’de yaşadığımız terör belasının yandaş ve destekçilerini bir taraftan hamiliğine soyunurken, öte yandan bu gruplar kendi ülkeleri için zaman zaman tehdit oluşturduğunda; “yaşadığımız sorunlar, aslında Türkiye’de yaşanan ayrılıkçı uygulamaların yansımasıdır” diyebilecek boyutlara kadar gidebilmişlerdir.

Yine sözde bazı çağdaş ülkeler, terörün yalnızca gelişmekte olan, demokratik gelişmesini tamamlayamamış, temel insan hakları sorunu yaşayan ülkelere özgü olduğunu yıllarca savunmuşlar; bir takim terör odaklarınca açılan davalarda, benzer başka ülkelerde açılanlarla farklı, çifte standarda dönük, Türkiye aleyhine olarak evrensel hukuk vicdanını rahatsız eden bir dizi kararlar vermişlerdir.

Ancak, ABD’de yaşanan son terör saldırısı batı orijinli tezlerin tamamının bilimsellikten uzak, subjektif ve bir o kadar da yanlış olduğunu gözler önüne sermiştir. ABD gibi çağdaş, demokratik, temel insan haklarına saygılı, özgürlükçü bir ülkede yaşanan vahşi terör eyleminin yürürlükteki yaklaşım ve çözümlemelerle anlaşılması ve açıklanması mümkün değildir.

Yaşanan son olay da göstermiştir ki, terör iç dinamiklerden öte, bir çok dış saiklerle örülü karmaşık bir olgudur. Bu bağlamda terörün nedenini ağırlıklı olarak ulusal sınırların ötesindeki dış dinamiklerde aramak yanlış olmayacaktır.

Dünyanın en istikrarsız bölgelerinden birinde yaşamını sürdüren Türkiye, kendi topraklarında aktif olan ve dış destekle beslenen terörizme karşı çok fazla enerji harcamış, beşeri yaratıcılığını ve ekonomik üretiminin çoğunu bu alanda tüketmek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin coğrafyasında ve bölgesinde daha etkin bir dış politika oluşturmasını engelleyen en önemli unsurların başında, ülkesine yönelen terör saldırılarına fazla zaman harcamak zorunda bırakılması olmuştur. Coğrafyasından kaynaklanan kazanımlarını etkin ve yönlendirici bir dış politikaya dönüştürebilmesi, terörün kendisine karşı bir koz ve şantaj aracı olarak kullanılması sonucunda önlenmiştir. Terör sorunuyla yurt içinde ve dışında önemli zorluklar çeken Türkiye, gerek Balkanlarda ve gerekse Kafkaslar ve Orta Asya’da istenen ve özlenen düzeyde etkin olamamıştır.

Terörizmin, ülkeleri yıpratma, yorma, zayıf düşürme aracı ve silahı olarak kullanılan bir tür düşük yoğunluklu harp olduğu artık netleşmiş bir gerçekliktir.

Terörizm hangi gerekçeye, amaca dayanırsa dayansın meşru görülemez ve buna karşı kayıtsız kalınamaz. Tüm ulusların ve ülkelerin ortak düşmanı olan teröre karşı elbirliği, gönül birliği ve eylem birliğine gidilmeli; sınır tanımayan ve bu düşmana karşı uluslararası işbirliğinin boyutları büyütülmelidir.

Sonuç olarak terör yalnızca belli ülkelerin değil, tüm ülke ve ulusların değişen yoğunluklarda ortak yazgısıdır. Ortak yazgı ise, ortak irade, dayanışma ve mücadele gerektirir.